Şans Nasıl Oluşur? Hayatımız boyunca aynı cümleyi defalarca duyarız:
“Ne şanslı adam be!”
Birisi iyi bir iş bulur… Doğru zamanda doğru insanla tanışır… Hiç beklemediği bir fırsat yakalar… Başarılı olur…
Dışarıdan bakanlar tek kelime söyler: “Şansı yaver gitti.”
Peki gerçekten öyle midir? Bazı insanlar doğuştan mı şanslıdır? Yoksa onların yaptığı, başkalarının görmediği bir şeyi görmek midir?
Stanford Üniversitesi’nde girişimcilik ve inovasyon üzerine çalışan Prof. Tina Seelig yıllarca bu sorunun peşinden gitti. TED konuşmasında ulaştığı sonuç oldukça şaşırtıcıydı:
Şans, gökten düşen bir piyango değildir. Şans, sürekli esen bir rüzgârdır. Bazıları o rüzgarla yelken açar, bazıları ise rüzgârın hiç esmediğini düşünür.
Şans ile Talih Aynı Şey Değildir
Tina Seelig önemli bir ayrım yapar. İnsanların çoğu “talih“, “tesadüf” ve “şans” kavramlarını birbirine karıştırır.
Oysa bunlar aynı değildir.
Talih (fortune), kontrolümüz dışında gerçekleşen olaylardır. Hangi ailede doğduğumuz, hangi ülkede dünyaya geldiğimiz ya da bazı beklenmedik yaşam olayları buna örnektir.
Tesadüf (chance), olasılıkların ürünüdür. Zar atmak, kura çekmek veya piyango bileti almak gibi.
Şans ise bunlardan farklıdır. Şans; karşılaştığımız olaylara nasıl tepki verdiğimiz, fırsatları fark edip edemediğimiz ve onları değerlendirebilme becerimizdir.
Şans Görünmeyeni Görebilmektir
İngiliz psikolog Richard Wiseman, on yıl boyunca kendisini “çok şanslı” ve “çok şanssız” olarak tanımlayan yüzlerce insanı inceledi.
Sonuç şaşırtıcıydı.
Şanslı insanlar daha fazla mucize yaşamıyordu. Sadece başkalarının fark etmediği fırsatları görüyorlardı.
Wiseman’ın ünlü gazete deneyinde katılımcılardan gazetedeki fotoğraf sayısını bulmaları istendi. Gazetenin ortasında kocaman şu cümle yazıyordu:
“Bunu gördüyseniz görevi bitirdiniz.”
Şanslı olduğunu söyleyenler bu yazıyı hemen fark etti.
Şanssız olduğunu düşünenlerin çoğu ise sayfalarca gazeteyi incelemeye devam etti.
Demek ki bazen fırsatlar gizli değildir.
Sadece zihnimiz onları göremeyecek kadar meşguldür.
Beyin Neyi Arıyorsa Onu Görür
Modern nörobilim bunu “seçici dikkat” (selective attention) kavramıyla açıklar.
Beynimiz aynı anda milyonlarca bilgiyi işleyemez. Bu yüzden sürekli filtreleme yapar.
Hamile bir kadın her yerde bebek arabalarını görmeye başlar.
Yeni araba almak isteyen kişi aynı modelden onlarcasını fark eder.
Yeni bir iş arayan biri, daha önce hiç dikkat etmediği fırsatları görmeye başlar.
Şans da çoğu zaman böyle çalışır.
Fırsatlar çoğu zaman oradadır.
Değişmesi gereken, çevre değil; dikkatimizin yönüdür.
Küçük Riskler Büyük Şanslar Doğurur
Tina Seelig’in en önemli mesajlarından biri şudur: Konfor alanı büyüdükçe şans küçülür.
Şanslı insanlar küçük riskler almaktan korkmazlar.
Yeni bir kursa giderler.
Tanımadıkları biriyle konuşurlar.
Bilmedikleri bir alanda gönüllü olurlar.
Farklı şehirleri gezerler.
Yeni fikirleri denerler.
Çünkü her yeni deneyim yeni bir insan demektir. Her yeni insan yeni bir bilgi demektir. Her yeni bilgi ise yeni bir fırsat demektir.
En Büyük Düşmanı Korkudur
Birçok insan fırsat bulamadığını söyler.
Oysa çoğu zaman fırsat değil, cesaret eksiktir.
Reddedilmekten korkmak…
Hata yapmaktan çekinmek…
“Mükemmel zamanı” beklemek…
Bunların her biri görünmez bir kapıyı kapatır.
Şans ise çoğu zaman ilk adımı atanların yanına gider.
Çünkü hareket eden insanın karşısına yeni yollar çıkar.
Yerinde duran ise aynı manzaraya bakmaya devam eder.
İlişkiler Şansın Sessiz Mimarıdır
Araştırmalar gösteriyor ki insanların hayatındaki en büyük fırsatlar çoğunlukla tanımadıkları kişilerden gelir.
Yeni iş… Yeni ortaklık… Yeni fikir… Yeni yatırım… Yeni arkadaşlık…
Hepsi sosyal ağların ürünüdür.
Richard Wiseman, şanslı insanların daha fazla göz teması kurduklarını, daha fazla gülümsediklerini ve daha çok insanla iletişim kurduklarını göstermektedir. Bu davranışlar yeni karşılaşmaları ve beklenmedik fırsatları artırır.
Şans, çoğu zaman insan ilişkilerinin görünmeyen faizidir.
Şanssızlık Bir Son Değil, Yeni Bir Başlangıçtır
Şans nasıl oluşur? Şanslı insanlar başarısız olmaz sanılır.
Oysa gerçek bunun tam tersidir.
Onlar da başarısız olur.
Ancak başarısızlığı kimliklerine değil, deneyimlerine yazarlar.
Kaybettikleri işten yeni bir meslek doğar.
Kaçırdıkları fırsat onları daha doğru bir yola götürür.
Başarısızlık onlar için kapanan kapı değil, yön değiştiren bir tabeladır.
Belki de bu yüzden aynı olay bazı insanın hayatını bitirirken, başka birinin hayatını başlatır.
Şükür ve İyimserlik Şansın Görünmez Yakıtıdır
Şans nasıl oluşur?
Pozitif psikoloji araştırmaları, iyimser insanların daha fazla fırsat gördüğünü göstermektedir.
Çünkü umut eden insan denemeye devam eder.
Şükreden insan ilişkilerini güçlendirir.
Güçlü ilişkiler ise yeni kapılar açar.
Bu yüzden şükür sadece dinî veya ahlakî bir erdem değildir.
Aynı zamanda zihinsel bir dikkat eğitimidir.
Şükreden insan, sahip olduklarını fark eder.
Fark eden insan ise yeni imkânları daha kolay görür.
Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.
Gerçek Şans Çalışmanın İçinde Saklıdır
Şans nasıl oluşur? Thomas Jefferson’un şu sözü boşuna söylenmemiştir:
“Ne kadar çok çalışırsam, o kadar şanslı olduğumu fark ediyorum.”
Bilim de aynı noktaya işaret ediyor.
Çalışan insan daha fazla kişiyle tanışır.
Daha fazla hata yapar.
Daha fazla deneyim kazanır.
Dolayısıyla daha fazla fırsatla karşılaşır.
Dışarıdan bakıldığında buna “şans” denir.
İçeriden bakıldığında ise bunun adı hazırlıktır.
Sonuç: Şans Bekleyenlerin Değil, Hazırlananların Yanındadır
Şans nasıl oluşur? Tina Seelig’ in anlattığı şans anlayışı, kaderi inkâr eden bir yaklaşım değildir; aksine insanın sahip olduğu iradeyi ve sorumluluğu hatırlatır.
Hayat kabında bize her gün sayısız ihtimal sunulur.
Kimisi onları tesadüf diye geçer.
Kimisi kader deyip bekler.
Kimisi ise küçük bir adım atar.
İşte o küçük adım, yıllar sonra başkalarının “Ne kadar şanslıymış!” diye anlatacağı büyük hikâyeye dönüşür.
Belki de şans; gökten düşen bir yıldız değil, her gün önümüzden geçen rüzgâra yelken açabilme cesaretidir.
Gerçek şans, bekleyenlerin değil; dikkat edenlerin, öğrenenlerin, ilişki kuranların, risk alanların ve vazgeçmeyenlerin hayatında görünür hâle gelir.
Kaynaklar
- Tina Seelig, The Little Risks You Can Take to Increase Your Luck (TED Talk).
- Richard Wiseman, The Luck Factor araştırmaları ve özetleri.
- Michael Shermer, As Luck Would Have It, Scientific American.
Tavsiye Edilen Makaleler
Elevator Pitch Nedir – Bir Asansör Yolculuğunda Hayat Değişir mi?
Şans Nedir – Geleceğini Şansa Bırakmak İsteyenler İçin 22 Teklif!
Başarının Kaynağı Nedir? Şans mı Sıkı Çalışmak mı?
Şansa İnanır Mısınız? Şans Üzerine Özlü Sözler

















