Algoritma Nedir / Sabah telefonunuzu elinize aldınız. Instagram’ı açtınız. Karşınıza ilgilendiğiniz bir konuda video çıktı. Ardından bir tane daha… Sonra okumayı düşündüğünüz bir kitabın tanıtımı, sevdiğiniz türden bir müzik ve dün internette araştırdığınız bir ürün…
Bir süre sonra insanın aklına şu soru geliyor:
“Telefon beni dinliyor mu, yoksa bu algoritma beni benden daha mı iyi tanıyor?”
Aslında cevabı anlamak için önce algoritmanın ne olduğunu bilmek gerekiyor.
Algoritma Nedir?
Algoritma en basit ifadeyle, belirli bir problemi çözmek veya bir sonuca ulaşmak için izlenen kurallar ve işlemler dizisidir.
Algoritmalar yalnızca bilgisayar dünyasına ait değildir. Bir yemek tarifi bile basit bir algoritmadır:
Malzemeleri hazırla → karıştır → pişir → servis et.
Dijital dünyadaki algoritmalar ise çok daha karmaşıktır. Özellikle öneri sistemleri milyonlarca seçenek arasından hangisinin hangi kullanıcıya gösterileceğini belirlemeye veya tahmin etmeye çalışır.
Basitleştirirsek süreç şöyledir:
Davranış → Veri → Tahmin → Sıralama → Gösterilen içerik → Yeni davranış → Yeni veri
Ve döngü tekrar başlar.
Algoritma Bizi Nasıl Tanıyor?
Bir sosyal medya platformunda kitaplarla ilgili bir videoyu izlediğinizi düşünün.
Sistem açısından önemli olan yalnızca videoyu açmanız değildir. Platforma ve sisteme göre değişmekle birlikte videoda ne kadar kaldığınız, sonuna kadar izleyip izlemediğiniz, beğenmeniz, paylaşmanız, yorum yapmanız veya benzer içeriklerde nasıl davrandığınız gibi birçok sinyal değerlendirilebilir.
Bütün bunlardan bir tahmin üretilir:
“Bu kullanıcının benzer içeriklerle ilgilenme ihtimali yüksek.”
Ardından önünüze başka kitap videoları gelir.
Onları da izlerseniz sistem yeni veri elde eder. Böylece sizin hakkınızdaki tahminlerini sürekli günceller.
Fakat burada önemli bir ayrım vardır:
Algoritma sizi gerçekten “tanımıyor”; davranışlarınızdan sizi tahmin ediyor.
Gece yarısı art arda on Japonya videosu izlediğinizi düşünelim. Sistem Japonya ve seyahat içerikleriyle ilgilendiğiniz sonucuna ulaşabilir.
Ama neden izlediğinizi bilmeyebilir.
Japonya’ya gitmeyi planlıyor olabilirsiniz.
Bir yazı hazırlıyor olabilirsiniz.
Arkadaşınız size video göndermiş olabilir.
Ya da yalnızca o gece merak etmiş olabilirsiniz.
Algoritmanın gücü tam burada ortaya çıkar: Niyetinizi her zaman bilmez ama davranışlarınızdaki örüntüleri yakalamakta oldukça başarılı olabilir.
Neden Herkesin Instagram’ı Farklı?
İki arkadaş yan yana oturup aynı sosyal medya uygulamasını açtığında tamamen farklı dünyalarla karşılaşabilir.
Birinin ekranı futbol, otomobil ve ekonomiyle doluyken diğerinin ekranında yemek, seyahat, moda ve psikoloji bulunabilir.
Çünkü artık yalnızca içeriğin ne olduğu değil, hangi içeriğin kime ve hangi sırada gösterileceği de önemlidir.
Eskiden milyonlarca insan aynı akşam haberlerini izleyebiliyordu. Bugün ise milyonlarca insan aynı platforma giriyor ama her biri farklı bir içerik akışı görüyor.
Bir anlamda artık herkes aynı gazeteyi okumuyor.
Herkesin gazetesi kendisi için yeniden diziliyor.
Algoritma Zevklerimizi de Değiştirebilir mi?
Asıl ilginç soru burada başlıyor. Genellikle şöyle düşündüğümüzü varsayalım:
Ben bunu seviyorum → algoritma bunu fark ediyor → bana daha fazla gösteriyor.
Bu doğrudur, fakat hikâyenin tamamı değildir.
Bir süre sonra süreç ters yönde de çalışabilir:
Algoritma gösteriyor → sürekli karşılaşıyorum → tanıdık geliyor → merak ediyorum → tüketiyorum → algoritma daha fazla gösteriyor.
Böylece insanla algoritma arasında karşılıklı bir geri bildirim döngüsü oluşur.
Biz davranışlarımızla algoritmayı şekillendirirken algoritmanın oluşturduğu bilgi çevresi de dikkatimizi, keşiflerimizi ve dolayısıyla bazı tercihlerimizi etkileyebilir.
Bu nedenle sevdiğimiz bir şarkının, aldığımız bir kitabın veya izlediğimiz bir filmin gerçekten tamamen bağımsız tercihimiz olup olmadığını belirlemek giderek zorlaşıyor.
Belki de algoritmalar bize neyi seveceğimizi doğrudan söylemiyor.
Daha incelikli bir şey yapıyor:
Nelerin arasından seçim yapacağımızı belirlemeye yardımcı oluyor.
Filtre Balonu: Dünya Gerçekten Böyle mi?
Algoritma nedir / Kişiselleştirmenin çok önemli bir avantajı vardır: Bilgi bolluğu içinde ilgimizi çekebilecek içerikleri bulmamızı kolaylaştırır.
Fakat bunun bir riski de vardır.
Sürekli kendi düşüncelerimize, zevklerimize ve ilgi alanlarımıza yakın içeriklerle karşılaşırsak zamanla dünyanın gerçekte olduğundan daha fazla bize benzediğini düşünebiliriz.
Bu noktada filtre balonu ve yankı odası kavramları önem kazanır.
Kendi görüşümüzü destekleyen içerikleri tekrar tekrar görmek, yalnızca “Ben böyle düşünüyorum” duygusunu değil,
“Zaten herkes böyle düşünüyor” yanılsamasını da güçlendirebilir.
Oysa ekranımızdaki dünya, dünyanın kendisi değildir. Dünyanın bizim için seçilmiş küçük bir bölümüdür.
Algoritmadan Kaçmak mı, Algoritmayı Eğitmek mi?
Çözüm teknolojiden tamamen uzaklaşmak değildir.
Daha gerçekçi çözüm, algoritmaların nasıl çalıştığını bilerek dijital ortamı daha bilinçli kullanmaktır.
Bunun için bazen alışılmış içeriklerin dışına çıkmak, farklı görüşleri okumak, ilgilenmediğimiz içeriklerde gereksiz yere uzun süre kalmamak, önerilen her şeyi tüketmemek ve zaman zaman algoritmanın değil kendi merakımızın peşinden gitmek gerekir.
Özellikle bir davranış önemlidir: Aramak.
Çünkü öneri sisteminde size sunulanı tüketirsiniz; arama yaptığınızda ise neyi görmek istediğinize siz karar vermeye başlarsınız.
Bu küçük fark dijital özerklik açısından oldukça değerlidir.
Peki Direksiyonda Kim Var?
Algoritma nedir / Algoritmalar hayatımızı kolaylaştırıyor. Milyonlarca kitap, şarkı, film, haber ve video arasından ilgimizi çekebilecek seçenekleri önümüze getiriyor.
Fakat rahatlığın karşılığında yeni bir sorumluluk doğuyor: Seçimlerimizin nasıl şekillendiğinin farkında olmak.
Çünkü algoritma çağında özgürlük yalnızca istediğimizi seçebilmek değildir.
Önümüze neden o seçeneklerin getirildiğini de sorgulayabilmektir.
Belki bundan sonra bir şarkıyı çok sevdiğimizde, bir videoyu art arda izlediğimizde veya bir düşüncenin “her yerde” olduğunu hissettiğimizde kendimize iki soru sormalıyız:
“Bunu gerçekten ben mi seçtim?” Ve daha önemlisi: “Seçebileceğim şeyleri kim seçti?”
Tavsiye Edilen Makaleler
Yapay Zekânın Vicdanı Var mı? Algoritmaların Ahlakı, Suçları ve Sınırları
Algoritmalar Bizi Nasıl Yönlendiriyor? Dijital Dünyada Özgürlüğümüz Ne Olacak?
Algoritmaların Dikkatle Dansı – Dikkatimizi Bizden Daha mı İyi Tanıyorlar?














