Rugged Flexibility Nedir? Hayatta iki tür insanla sık karşılaşırız.
Birincisi çok sağlamdır. İlkelerinden, alışkanlıklarından, yöntemlerinden kolay kolay vazgeçmez. Fakat şartlar değiştiğinde aynı sağlamlık katılığa dönüşebilir.
İkincisi son derece esnektir. Yeni şartlara hemen uyum sağlar, yön değiştirir, yeni yollar dener. Fakat fazla esneklik de insanı başka bir tehlikeye götürebilir: Nereye gittiğini ve neyi savunduğunu unutmak.
Peki insan hem sağlam hem esnek olabilir mi?
Yazar Brad Stulberg, Master of Change kitabında bu iki özelliği bir araya getirerek oldukça güçlü bir kavram öneriyor:
Rugged flexibility.
“Rugged”; dayanıklı, sağlam, kararlı olmayı, “flexible” ise şartlar değiştiğinde kırılmadan eğilebilmeyi ve uyum sağlayabilmeyi ifade ediyor. Stulberg’e göre değişimi başarıyla yöneten insanların sırrı bunlardan birini seçmek değil, ikisini aynı anda taşıyabilmek.
Başka bir ifadeyle:
Değerlerinde sağlam ol; yöntemlerinde esnek ol.
Meşe mi, Bambu mu?
Bir fırtına düşünün.
Çok sert fakat esnemeyen bir dal güçlü rüzgâr karşısında kırılabilir. Fazlasıyla yumuşak ve köksüz bir bitki ise rüzgârın götürdüğü yere gider.
İnsanın ihtiyacı ikisinin arasındadır: Köklerde sağlamlık, dallarda esneklik.
Stulberg’ün değişim modeli de buna dayanıyor:
Düzen → Düzensizlik → Yeniden düzen
Hayatımızda bir düzen kurarız. Sonra bir şey olur; işimizi kaybederiz. Evleniriz. Çocuğumuz olur. Emekli oluruz. Teknoloji mesleğimizi değiştirir. Hastalık veya ekonomik kriz gelir. Eski düzen bozulur.
İnsanın doğal tepkisi eski düzene geri dönmeye çalışmaktır. Fakat Stulberg önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Çoğu büyük değişimden sonra eski düzene tam anlamıyla dönemeyiz. Yapmamız gereken yeni bir düzen kurmaktır.
İşte rugged flexibility tam bu geçişte işe yarar.
Roger Federer: Aynı Oyuncu, Bambaşka Oyun
Stulberg’ün verdiği en güzel örneklerden biri İsviçreli Usta Tenisçi Roger Federer.
Federer gençliğinde atletizmine, hareketliliğine ve olağanüstü teknik repertuvarına dayanıyordu. Fakat yaş ilerledi. Rakipler değişti. Tenis değişti. Bedeni değişti. Bir sporcu burada iki hata yapabilirdi. “Ben hep böyle oynadım.” diyerek eski oyununda ısrar etmek. Ya da her şeyi değiştirerek kendisini başarılı yapan oyun kimliğini kaybetmek.
Federer ikisini de yapmadı.
Stulberg, Federer’in 26 ve 38 yaşlarındaki oyunlarını karşılaştırdığında ilginç bir sonuçtan söz ediyor: Bir taraftan aynı Federer’dir; diğer taraftan oyunu oldukça farklılaşmıştır. Yaş ilerledikçe oyununu adapte etmiş, puanları kısaltmış, fileye daha fazla yaklaşmış ve bazı teknik/taktik unsurlarını değiştirmiştir. Sonraki döneminde yeniden büyük turnuvalar kazanması Stulberg için rugged flexibility’nin güçlü örneklerinden biridir.
Değişmeyen: Mükemmellik arayışı ve tenis kimliği.
Değişen: Bunu gerçekleştirme yöntemi.
Rugged flexibility budur.
Nelson Mandela: Amaçta Kararlılık, Yöntemde Esneklik
sağlam esneklik nedir? Kavramı Stulberg’ün kitabının dışına taşıyarak tarihsel kişilere uyguladığımızda Nelson Mandela da öğretici bir örnek sunar.
Mandela’nın temel amacı apartheid sisteminin (Irk ayrımcılığı) sona ermesi ve siyasal eşitlikti.
Bu rugged, yani sağlam tarafıdır.
Fakat tarihsel koşullar değiştiğinde kullandığı siyasi yöntemler de değişti. Uzun hapis yıllarından sonra ülkesinin geleceğini yalnız intikam üzerinden değil, müzakere ve uzlaşma üzerinden kurmaya yöneldi.
Burada esneklik, ilkeden vazgeçmek anlamına gelmiyordu.
Tam tersine:
Amaç korunuyor, amaca ulaşma yöntemi değişiyordu. Yani bir treninin sonu kesik raylarda makas değiştirmesi gibi.
Sağlam esnekliğin en önemli özelliği budur. Esnek olmak “her şeyi kabul etmek” değildir.
Viktor Frankl: Şartları Değiştiremiyorsan Tepkini Değiştir
Viktor Frankl örneğinde kavram daha kişisel bir boyut kazanır.
Frankl Nazi toplama kamplarında insanın kontrol edemediği şartların ne kadar korkunç olabileceğini yaşadı.
Buradaki ayrımı iyi yapmak gerekir: Frankl’ın yaşadığı dehşeti romantikleştirerek “acı insanı geliştirir” sonucuna varamayız.
Fakat Frankl’ın sonraki düşüncesinde önemli bir fikir vardır: İnsan dış koşullar üzerinde kontrolünü kaybettiğinde bile, koşullara nasıl cevap vereceği konusunda belirli bir iç alanı korumaya çalışabilir.
Bunu rugged flexibility açısından okursak:
Değer ve anlam arayışı = sağlamlık; Değiştirilemeyen şartlara verilecek cevabı değiştirmek = esneklik
Bu nedenle esneklik teslimiyet değildir.
Bazen tam tersine, kontrol edemediğimiz şeyi kabul edip kontrol edebildiğimiz şeye yönelmektir.
Satya Nadella: “Her Şeyi Bilen”den “Her Şeyi Öğrenen”e
Sağlam esneklik nedir? Kavramın iş dünyasındaki iyi örneklerinden biri de Satya Nadella üzerinden düşünülebilir.
Microsoft uzun yıllar kişisel bilgisayar ve Windows merkezli bir dünyanın en güçlü şirketlerinden biriydi.
Fakat teknoloji değişti.
Bulut bilişim, mobil teknolojiler ve daha sonra yapay zekâ yükseldi.
Bir şirket geçmişte kendisini başarılı yapan ürünleri kimliğinin değişmez parçaları olarak görürse kendi başarısının esiri olabilir.
Nadella döneminin dikkat çekici yönlerinden biri, şirket kültüründe “know-it-all” yani “her şeyi bilen” anlayışından “learn-it-all” yani “her şeyi öğrenmeye çalışan” anlayışına yapılan vurgudur.
Şirketin temel teknoloji üretme iddiası devam ederken bunu gerçekleştirme araçları değişti.
Yine aynı formül:
Özü koru → yöntemi değiştir.
Polgár Kardeşlerde de Aynı İlkeyi Görebiliriz
Daha önce üzerinde çalıştığımız Polgár kardeşlerin hikâyesini de bu kavramla okuyabiliriz.
Amaç çok açıktı:
Satrançta olağanüstü uzmanlaşma.
Fakat uzmanlaşma, aynı problemi her gün mekanik biçimde tekrar etmek değildi. Rakipler güçlendikçe problemler değişiyor, hatalar analiz ediliyor ve çalışma düzeyi yeniden ayarlanıyordu.
Uzmanlaşmanın kendisi zaten bir rugged flexibility sürecidir:
Hedefte ısrar + yöntemde sürekli düzeltme.
Bu yüzden amaçlı çalışma ile sağlam esneklik birbirine oldukça yakındır.
Rugged Flexibility ile İnat Arasındaki Fark
sağlam esneklik nedir? Burada kritik bir ayrım var.
Bir insan: “Ben vazgeçmem!” dediğinde mutlaka dayanıklı değildir.
Bazen yalnızca inatçıdır. Örneğin yıllardır zarar eden bir işletme sahibi: “Otuz yıldır böyle yapıyorum, yine böyle yapacağım.” diyorsa sağlam değildir. Katıdır.
Diğer taraftan: “Piyasa ne istiyorsa ona dönüşürüm.” diyen ve bütün değerlerini terk eden girişimci de esnektir ama sağlam değildir.
Rugged flexibility üçüncü yolu önerir:
“Neden yaptığım konusunda kararlıyım; nasıl yapacağım konusunda değişebilirim.”
Bu ayrım hayatın hemen her alanına uygulanabilir.
Öğretmen İçin Rugged Flexibility
Bir öğretmenin temel değeri: “Öğrencinin öğrenmesini sağlamak.” olsun.
Tahta değişebilir. Kitap değişebilir. Ders yöntemi değişebilir. Yapay zekâ sınıfa girebilir. Ölçme yöntemleri değişebilir.
Öğretmenin: “Ben 30 yıldır böyle anlatıyorum.” demesi sağlamlık değildir. Çünkü yöntem, değer değildir.
Sağlam öğretmen şunu söyler: “Öğrenme hedefimden vazgeçmem; fakat öğrencinin öğrenmesini sağlayacak yöntemi değiştirebilirim.”
Yapay zekâ çağında eğitim açısından rugged flexibility’nin özellikle önemli olacağını düşünüyorum.
Emeklilikte Rugged Flexibility
Kavram emeklilik için de çok güçlüdür.
Bir insan 40 yıl boyunca kendisini: “Ben öğretmenim.” “Ben doktorum.” “Ben yöneticiyim.” diye tanımlamış olabilir.
Emeklilik geldiğinde unvan ortadan kalkınca kimlik krizi başlayabilir.
Sağlam esneklik burada şunu sorar: Mesleğimin arkasındaki asıl değer neydi?
Öğretmense belki: “İnsanların gelişmesine katkıda bulunmak.”
Bu değer emeklilikle sona ermek zorunda değildir. Ders vermek yerine kitap yazabilir. Gençlere mentorluk yapabilir.
Gönüllü eğitim verebilir. Torunlarına zaman ayırabilir. Bilgisini paylaşabilir.
Rol değişmiştir. Değer devam etmektedir. İşte sağlam esneklik budur.
Rugged Flexibility Nasıl Geliştirilir?
sağlam esneklik nedir? Bunun için insanın hayatında iki ayrı liste oluşturması yararlı olabilir.
Birinci liste:
Değiştirmeyeceklerim
Dürüstlük. Aile. Öğrenme. İnsanlara faydalı olmak. Adalet. İnanç. Üretmek. Kişiye göre bunlar değişir.
Sonra ikinci liste:
Değiştirebileceklerim
Mesleğim. Çalışma yöntemim. Günlük rutinim. Kullandığım teknoloji. Yaşadığım şehir. Öğrenme yöntemim. Planım. Stratejim.
Sorun çoğu zaman bu iki listeyi birbirine karıştırmamızdan kaynaklanır.
Değişmesi gereken yöntemi ilke sanıp koruyoruz; korunması gereken ilkeyi ise şartlar değişince terk ediyoruz.
Değişim Karşısında Dört İnsan Tipi
Kavramı tek tabloda şöyle gösterebiliriz:
| Esnekliği düşük | Esnekliği yüksek | |
|---|---|---|
| Sağlamlığı düşük | Kırılgan | Savrulan |
| Sağlamlığı yüksek | Katı/İnatçı | Sağlam Esnek |
İdeal alan sağ alt köşedir:
Kim olduğunu biliyorsun ama kim olduğunun yeni biçimlerini keşfetmekten korkmuyorsun.
Stulberg’ün söylediği gibi değişim istisna değil, hayatın sürekli tekrarlanan bir özelliğidir. Onun modeli bu nedenle “eski düzene geri dönmek” yerine düzen → düzensizlik → yeniden düzen döngüsünü benimser.
Aynı Kalabilmek İçin Bazen Değişmek Gerekir
Rugged flexibility ilk bakışta çelişkili görünüyor.
Hem sağlam olacağız hem değişeceğiz.
Hem kendimiz olarak kalacağız hem eski hâlimizi bırakacağız.
Fakat insan hayatının gerçekliği zaten bu paradoksun içindedir.
20 yaşındaki siz ile 60 yaşındaki siz aynı kişisiniz.
Ama aynı insan değilsiniz.
İyi bir evlilik yıllar içinde değişir.
İyi bir öğretmen değişir.
İyi bir şirket değişir.
İyi bir sporcu değişir.
Değişmeyen şey her zaman davranışlarımız değildir.
Bazen bizi biz yapan değerlerdir.
Bu nedenle rugged flexibility’yi tek cümleyle anlatmam gerekse şöyle söylerdim:
Rüzgâra göre yönünü değiştirebilirsin; yeter ki pusulan değişmesin.
Belki değişim çağında ihtiyacımız olan dayanıklılık da budur.
Her şeye direnmek değil.
Her şeye teslim olmak da değil.
Neyi koruyacağını ve neyi değiştireceğini bilecek kadar sağlam ve esnek olmak.
Tavsiye Edilen Makaleler
Bir Kurşun Kalemin Öğrettikleri – Karakter Eğitimi Üzerine Beş Derin Ders
Okulda Karakter Eğitimi – Çocuğun Karakterini Şekillendiren İkinci Büyük Alan















