Zihinsel Dayanıklılık Kitapları – İnsan neden yapması gerektiğini bildiği hâlde zor işleri erteler? Neden bir problem biraz karmaşıklaştığında başka bir işle uğraşmak ister? Neden bazı insanlar başarısızlıktan sonra tekrar denerken bazıları ilk yenilgide vazgeçer?
Belki de mesele yalnızca irade değildir.
Modern hayat bize giderek daha az beklemeyi, daha az zorlanmayı ve daha hızlı ödül almayı öğretiyor. Birkaç saniyede yemek sipariş ediyor, tek dokunuşla film değiştiriyor, anlamadığımız bir konunun cevabını saniyeler içinde yapay zekâdan alabiliyoruz.
Oysa öğrenme, uzmanlaşma ve önemli başarıların çoğu tam tersini gerektiriyor: Sabretmek, zorlanmak, tekrar etmek, başarısız olmak ve yeniden denemek.
Blake Book Club’ın “5 Books To Train Your Mind to Enjoy Doing Hard Things” seçkisindeki beş kitap tam da bu probleme farklı açılardan yaklaşıyor.
Temel soru: Zor şeyler karşısında nasıl dayanıklı kalabiliriz?
Steve Magness’ın Do Hard Things: Why We Get Resilience Wrong and the Surprising Science of Real Toughness kitabı, zihinsel dayanıklılık konusunda alışılmış bir düşünceye itiraz ederek başlıyor.
Dayanıklı olmak, duyguları bastırmak ve “Ne olursa olsun dayan!” demek değildir.
Magness bunun yerine dört temel ilke öneriyor: Gerçeklikle yüzleşmek, bedenimizin verdiği sinyalleri dinlemek, otomatik tepki vermek yerine bilinçli karşılık vermek ve rahatsızlığın ötesine geçmeyi öğrenmek.
Bu ayrım önemli.
Çünkü zor şeyler yapabilmek, acıya duyarsızlaşmak değil; rahatsızlık karşısında davranışlarımızı yönetebilmektir.
Bir öğrenci zor matematik probleminin karşısından kalkmıyorsa, sporcu yorulduğunda performansını yönetebiliyorsa veya çalışan başarısız bir projeden sonra yeniden başlayabiliyorsa burada söz konusu olan körü körüne inat değil, psikolojik esnekliktir.
Kim okumalı? Erteleme, vazgeçme ve zorluklardan kaçınma eğilimiyle mücadele edenler.
Türkçesi: Kitabın yayımlanmış Türkçe baskısı bulunmuyor.
2. 13 Things Mentally Strong People Don’t Do — Amy Morin
Türkçe adı: Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey
Temel soru: Zihinsel gücümüzü farkında olmadan nerelerde tüketiyoruz?
Psikoterapist Amy Morin farklı bir yöntem kullanıyor. “Güçlü olmak için ne yapmalıyız?” yerine: “Zihinsel olarak güçlü insanlar ne yapmaz?” diye soruyor.
-
Kendilerine acıyarak zaman kaybetmezler.
-
Güçlerini başkalarına teslim etmezler.
-
Değişimden kaçmazlar.
-
Kontrol edemedikleri şeylere enerji harcamazlar.
-
Herkesi memnun etmeye çalışmazlar.
-
İlk başarısızlıktan sonra vazgeçmezler ve anında sonuç beklemezler.
Morin zihinsel gücü düşüncelerimizi, duygularımızı ve davranışlarımızı yönetmek üzerinden ele alıyor.
Kitabın güçlü tarafı, zihinsel dayanıklılığı soyut bir kişilik özelliği olmaktan çıkarmasıdır.
Bazen bizi güçlendirecek yeni bir alışkanlık kazanmaktan önce bizi zayıflatan alışkanlığı bırakmamız gerekir.
Kim okumalı? Olumsuz düşünce döngüleri, başarısızlık korkusu ve kontrol edemediği konulara aşırı enerji harcama eğiliminde olanlar.
Türkçesi: Var. Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey adıyla yayımlandı.
Yazar: Amy Morin
Yayınevi: Kuraldışı Yayınları
Türkçe baskı: 2015 kayıtlarına ulaşılıyor.
Türkiye’deki kütüphane kataloglarında da kitap bu adla kayıtlı.
3. Inner Excellence — Jim Murphy
Temel soru: Baskı yükseldiğinde zihnimizi nasıl yönetebiliriz?
Jim Murphy’nin Inner Excellence kitabının tam adı aslında kitabın amacını oldukça iyi açıklıyor:
Train Your Mind for Extraordinary Performance and the Best Possible Life.
Murphy profesyonel beyzbol geçmişinden ve elit sporcularla yaptığı çalışmalardan hareket ediyor. Araştırmalarının merkezindeki soru oldukça ilginç:
Bir olimpiyat sporcusu dört yıl boyunca belki bir dakikadan kısa sürecek bir performansa hazırlanırken, o kritik anda nasıl sakin ve kendinden emin kalabilir?
Murphy bunun cevabını araştırmak için yıllarını verdiğini ve profesyonel sporcular, olimpiyat antrenörleri ve spor psikologlarıyla çalıştığını anlatıyor.
Kitap; özdenetim geliştirme, kontrol edilemeyeni bırakma, kaygıyla başa çıkma, zihinsel engelleri azaltma ve baskı altında performans gösterebilme üzerinde duruyor.
Bu nedenle Inner Excellence bize önemli bir ayrım hatırlatıyor:
Bir şeyi yapabilecek kapasitede olmakla, baskı altında o kapasiteyi kullanabilmek aynı şey değildir.
Sınavlarda, sahnede, spor müsabakalarında, iş görüşmelerinde ve kritik toplantılarda bunun örneklerini sürekli görüyoruz.
Kim okumalı? Bilgisi ve becerisi olduğu hâlde baskı altında gerçek performansını gösteremediğini düşünenler.
Türkçesi: Yayımlanmış Türkçe tam baskısı bulunmuyor, ama kitaptan yapılan alıntılardan da faydalanabilirsiniz.
Temel soru: Her şey değişirken nasıl ayakta kalacağız?
Zorluk her zaman bizim seçtiğimiz bir şey değildir.
Bazen hayat getirir.
İş değişir. İnsanlar değişir. Ekonomik şartlar değişir. Teknoloji değişir. Yaşımız, bedenimiz, ilişkilerimiz ve hatta kendimiz hakkındaki düşüncelerimiz değişir.
Brad Stulberg’ün Master of Change kitabının meselesi tam olarak budur:
Değişim karşısında kırılmadan değişebilmek.
Stulberg bunun için “rugged flexibility” kavramını kullanır. Türkçede bunu sağlam esneklik olarak düşünebiliriz: Bir insanın temel değerlerini ve kimliğinin merkezini korurken şartlara göre davranışlarını değiştirebilmesi.
Ağaç gibi düşünün.
Hiç esnemeyen dal fırtınada kırılabilir. Sınırsız biçimde savrulan şeyin ise yönü yoktur.
İnsan için gerekli olan ikisinin arasındaki dengedir:
Köklerde sağlamlık, dallarda esneklik.
Kim okumalı? Büyük değişimlerden geçenler; iş, kariyer, emeklilik, kayıp, taşınma veya hayatın yeni bir dönemine uyum sağlamaya çalışanlar.
Türkçesi: “Değişimin Ustası” şeklinde Türkçe özetlerine rastlasak da yayımlanmış Türkçe tam kitap baskısını bulamadık. Ancak İnternette kitap “Değişimin Ustası” adıyla Türkçe özetleniyor. ⚠️
5. Talent Is Overrated — Geoff Colvin
Türkçe adı: Yetenek Dediğin Nedir ki?
Temel soru: Başarının ne kadarı yetenek, ne kadarı çalışmadır?
Bu kitap az önce konuştuğumuz Polgár kardeşlerin hikâyesiyle neredeyse doğrudan birleşiyor.
Neden bazı insanlar müzikte, sporda, satrançta veya mesleklerinde olağanüstü seviyelere ulaşır?
İlk cevabımız genellikle: “Çünkü çok yetenekli.” olur.
Geoff Colvin bu kolay açıklamaya itiraz ediyor.
Dünya çapında performans gösteren insanları diğerlerinden ayıran temel faktörlerden birinin yalnızca çalışma miktarı değil, çalışmanın niteliği olduğunu savunuyor. Kitabın merkezindeki kavramlardan biri “deliberate practice”, yani amaçlı çalışmadır.
Amaçlı çalışma sevdiğimiz şeyi sürekli tekrar etmek değildir.
Tam tersine:
Zayıf olduğumuz noktayı belirlemek, kapasitemizin biraz üzerinde bir görev seçmek, yoğunlaşmak, geri bildirim almak, hatayı düzeltmek ve yeniden denemektir.
Bu nedenle gerçek öğrenme çoğu zaman rahat değildir.
Rahat olduğumuz yerde performans gösteririz; zorlandığımız yerde gelişme ihtimali ortaya çıkar.
Burada küçük bir bilimsel uyarı da gerekir. Colvin’in kitabını “Doğuştan gelen özelliklerin hiçbir önemi yoktur” şeklinde okumak doğru olmaz. Sonraki araştırmalar amaçlı çalışmanın uzmanlık için çok önemli olduğunu, fakat insanlar arasındaki bütün performans farklılıklarını tek başına açıklamadığını gösteriyor.
Kim okumalı? “Benim yeteneğim yok” diyerek bir alanda gelişmekten vazgeçen herkes.
Türkçesi: Var. Geoff Colvin’in kitabı Türkiye’de Yetenek Dediğin Nedir ki? adıyla yayımlandı.
Yazar: Geoff Colvin
Çevirmen: Kıvanç Atakay
Yayınevi: Elma Yayınevi
Türkçe baskının bibliyografik kaydı akademik kaynaklarda da açıkça bulunuyor: “Colvin, G. (2011). Yetenek dediğin nedir ki? (K. Atakay, Çev.). Ankara: Elma Yayınevi.” Ayrıca 2010 tarihli bir yayın kataloğunda kitap Elma Yayınevi, 320 sayfa olarak tanıtılmış.
Bu kitap daha önceki bir makalede konuştuğumuz Polgár kardeşler konusuyla da doğrudan örtüşüyor. Colvin’in temel meselesi, üstün performansın ne kadarının “doğuştan yetenek”, ne kadarının uzun süreli ve nitelikli çalışma ile açıklanabileceği.
Bu Beş Kitap Birlikte Ne Söylüyor?
Aslında beş yazar beş ayrı soruya cevap veriyor:
| Kitap | Bize öğrettiği temel soru |
|---|---|
| Do Hard Things | Zorluğa nasıl dayanırım? |
| Zihinsel Olarak Güçlü İnsanların Yapmadığı 13 Şey | Zihinsel enerjimi nerede kaybediyorum? |
| Inner Excellence | Baskı altında zihnimi nasıl yönetirim? |
| Master of Change | Değişirken nasıl sağlam kalırım? |
| Yetenek Dediğin Nedir ki? | Zor bir beceride nasıl ustalaşırım? |
Bir araya getirildiğinde ise ortaya çok daha büyük bir fikir çıkıyor:
Zihinsel dayanıklılık, zorlanmamak değildir. Zorlandığımızda ne yapacağımızı öğrene-bilmektir.
Beyni Zor Şeylerden Kaçmaya Değil, Onlarla Çalışmaya Eğitmek
Burada “beyninizi zor şeylerden zevk almaya eğitin” ifadesine küçük bir düzeltme yapmak gerekir.
Amaç insanın her zorluktan zevk alması değildir.
Zor bir sınava hazırlanmak, yeni bir dil öğrenmek, başarısız bir girişimin ardından yeniden başlamak veya karmaşık bir problemi saatlerce çözmeye çalışmak her zaman keyifli olmayacaktır.
Asıl kazanılması gereken beceri şudur: “Zorlanıyorum; demek ki bırakmalıyım.” düşüncesi yerine:
“Zorlanıyorum; şimdi nasıl ilerleyebilirim?” diye sorabilmek.
Bu beş kitap farklı yollardan aynı noktaya ulaşıyor.
-
Magness bize rahatsızlıkla kalmayı,
-
Morin zihinsel enerjimizi tüketen alışkanlıklardan vazgeçmeyi,
-
Murphy baskı altında kendimizi yönetmeyi,
-
Stulberg değişime uyum sağlamayı,
-
Colvin ise amaçlı çalışmayı öğretiyor.
Belki zihinsel olarak güçlü insan ile diğerleri arasındaki en önemli fark, zor şeylerin birine kolay diğerine zor gelmesi değildir. İkisine de zor gelebilir.
Fark şu soruya verdikleri cevapta ortaya çıkar: “Zorlaştığında ne yapıyorsun?” Çünkü gelişim çoğu zaman rahatlığın bittiği yerde başlar. Fakat orada kalabilmek de doğuştan gelen sihirli bir özellik olmak zorunda değildir.
O da öğrenilebilir.
Zihinsel Dayanıklılık – İnsan Zorluklarla Psikolojik Olarak Nasıl Baş Edebilir?
Zihinsel Dayanıklılık Nedir? Günümüzde Neden Bu Kadar Hayati?
Başarısızlık Beyni Nasıl Geliştiriyor?







