Öjeni Nedir? Bir toplum, “Nasıl daha sağlıklı çocuklar yetiştirebiliriz?” diye sorarsa bu halk sağlığı meselesidir. Fakat “Kimlerin çocuk sahibi olmasına izin vermeliyiz?” diye sormaya başladığında öjeninin tehlikeli sınırına yaklaşır.
Öjeni, insan nüfusunun kalıtsal özelliklerini seçici üreme yoluyla “iyileştirmeyi” amaçlayan düşünce ve uygulamaların genel adıdır.
Kelime, Eski Yunancadaki “iyi” anlamına gelen eu ile “doğum, soy” anlamındaki genos kelimelerinden türetilmiştir. Ancak “iyi insan”ın kim olduğuna bilim değil, iktidar karar verdiğinde öjeni; engellileri, yoksulları, azınlıkları ve toplumun “istenmeyen” kabul ettiği insanları hedef alan bir baskı aracına dönüşmüştür.
Öjeni Nerede Ortaya Çıktı?
Öjeni Nedir? İnsanların seçilerek çoğaltılması düşüncesinin izleri Platon’un Devlet adlı eserine kadar götürülebilir. Fakat modern öjeni, 19. yüzyıl İngiltere’sinde doğdu.
Charles Darwin’in kuzeni Francis Galton, zekâ, yetenek, ahlak ve toplumsal başarının büyük ölçüde kalıtsal olduğunu düşünüyordu. Galton, 1883’te yayımladığı Inquiries into Human Faculty and Its Development adlı kitabında “eugenics” kavramını kullandı. Üstün kabul ettiği ailelerin daha fazla çocuk sahibi olmasını teşvik ederek insan soyunun geliştirilebileceğini savundu.😢
Galton’un temel hatası, karmaşık insan özelliklerini birkaç gene bağlaması ve yoksulluk, eğitimsizlik, suç, hastalık gibi toplumsal sorunlarda çevrenin etkisini küçümsemesiydi. Bu düşünce zamanla bilim insanlarının, siyasetçilerin ve hukukçuların desteklediği uluslararası bir harekete dönüştü. Öjeninin tarihsel gelişimi
Pozitif ve Negatif Öjeni
Öjeni iki temel yöntem üzerinden savunuldu:
Pozitif öjeni, zeki, sağlıklı, eğitimli veya belirli bir ırka mensup olduğu düşünülen kişilerin evlenmesini ve daha fazla çocuk sahibi olmasını teşvik ediyordu. Ailelere ödül verilmesi, “uygun evliliklerin” özendirilmesi ve çok çocuklu “seçkin” ailelerin yüceltilmesi bu yöntemin örnekleriydi.
Negatif öjeni ise “uygunsuz” görülen kişilerin çoğalmasını engellemeyi amaçlıyordu. Evlenme yasakları, göç kısıtlamaları, kurumlara kapatma, zorunlu kürtaj ve rıza dışı kısırlaştırma bu anlayışın araçları oldu.
Tarih, pozitif öjeninin de masum olmadığını gösterdi. Çünkü bir gruba “üstün” denildiğinde başka gruplar kaçınılmaz olarak aşağı, kusurlu veya gereksiz ilan ediliyordu.
Amerika: Öjeninin Yasalaştırıldığı Ülke
Öjeni Nedir? Öjeni denildiğinde ilk akla gelen ülke Nazi Almanyası olsa da zorunlu kısırlaştırma yasalarını daha önce uygulayan ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyordu.
Indiana, 1907’de zorunlu kısırlaştırma yasası çıkaran ilk Amerikan eyaleti oldu. Sonraki yıllarda otuzdan fazla eyalet benzer düzenlemeler yaptı. Zihinsel engelliler, psikiyatri hastaları, epilepsi hastaları, mahkûmlar, yoksullar ve “ahlaken yetersiz” kabul edilen kadınlar hedef alındı.
1927 tarihli Buck v. Bell davasında ABD Yüksek Mahkemesi, Virginia’nın kısırlaştırma yasasını anayasaya uygun buldu. Carrie Buck adlı genç kadın, gerçekte yoksulluk ve cinsel saldırı mağduru olmasına rağmen “zihinsel yetersiz” olarak sınıflandırıldı ve rızası dışında kısırlaştırıldı. Bu karar, kısırlaştırma programlarına hukuki meşruiyet kazandırdı. Buck v. Bell kararı
1970’lere kadar yaklaşık 60 bin Amerikalı öjeni yasaları kapsamında kısırlaştırıldı. Uygulamalar özellikle engellileri, siyahları, Latin kökenlileri, yerli halkları ve yoksul kadınları orantısız biçimde etkiledi. ABD’de öjeni ve bilimsel ırkçılık
Nazi Almanyası: Öjeninin Soykırıma Dönüşmesi
Nazi Almanyası öjeniyi “ırksal hijyen” adı altında devlet ideolojisine dönüştürdü. 1933’te çıkarılan Kalıtsal Hastalıklı Nesillerin Önlenmesi Yasası, şizofreni, epilepsi, kalıtsal körlük ve zihinsel yetersizlik gibi durumlara sahip olduğu iddia edilen kişilerin zorla kısırlaştırılmasına izin verdi.
Yaklaşık 400 bin kişi bu yasalar kapsamında kısırlaştırıldı. Ardından 1935 Nürnberg Yasaları ile Yahudilerle “Ari” kabul edilen Almanlar arasındaki evlilik ve cinsel ilişkiler yasaklandı.
Öjeni, kısırlaştırmayla sınırlı kalmadı. “Yaşamaya değmez hayatlar” olarak damgalanan engelli yetişkinler ve çocuklar, Aktion T4 programıyla sistematik biçimde öldürüldü. Öjenik sınıflandırma, zamanla Yahudilere, Romanlara ve diğer gruplara yönelik soykırımın sözde bilimsel zeminlerinden birini oluşturdu. ABD Ulusal İnsan Genomu Araştırma Enstitüsüne göre Nazi politikaları en az 400 bin zorunlu kısırlaştırmaya, on binlerce engelli çocuk ve yetişkinin öldürülmesine yol açtı. Holokost Ansiklopedisi
Öjeni Yalnızca Almanya’da mı Uygulandı?
Hayır. Öjeni, farklı siyasal sistemlerde ve çok sayıda ülkede uygulandı.
İsveç ve İskandinav ülkeleri
İsveç’te 1934’te kabul edilen kısırlaştırma yasası 1970’li yıllara kadar yürürlükte kaldı. Zihinsel engelli, psikiyatri hastası veya “toplumsal açıdan uygunsuz” sayılan binlerce insan, çoğunluğu kadın olmak üzere, zorla ya da baskı altında kısırlaştırıldı. Danimarka, Norveç ve Finlandiya’da da benzer yasalar çıkarıldı. 1923–1941 arasında İskandinav hükümetleri evlenmeyi sınırlandıran, kısırlaştırmaya ve bazı durumlarda hadım etmeye izin veren düzenlemeler kabul etti. İskandinav ülkelerinde öjeni
Kanada
Kanada’nın Alberta eyaletinde 1928’de çıkarılan Sexual Sterilization Act, “zihinsel yetersiz” kabul edilen kişilerin kısırlaştırılmasına izin verdi. Yerli kadınlar bu uygulamalardan orantısız biçimde etkilendi.
Leilani Muir, çocukken bir eğitim kurumuna yerleştirildi ve kendisine yalnızca apandisit ameliyatı yapılacağı söylenerek 1959’da kısırlaştırıldı. Yıllar sonra devlete karşı açtığı davayı kazanarak öjeni mağdurlarının sembollerinden biri oldu. Alberta yasası ancak 1972’de kaldırıldı. Leilani Muir’in öyküsü
Japonya
Japonya’nın 1948–1996 yılları arasında yürürlükte kalan Öjenik Koruma Yasası, engelli ve bazı kalıtsal hastalıklara sahip kişilerin kısırlaştırılmasına izin verdi. Yaklaşık 25 bin kişi ameliyat edildi; bunların yaklaşık 16.500’ü rıza dışıydı.
Japonya Yüksek Mahkemesi, 3 Temmuz 2024’te bu uygulamaları anayasaya aykırı ve insan haklarının ihlali olarak değerlendirdi; mağdurların tazmin edilmesine hükmetti. Japonya’daki tarihî karar
Öjeni Bugün Yasal mı?
Bu soruya tek kelimelik bir cevap vermek yanıltıcı olur. “Öjeni” adıyla insanları üstün ve aşağı gruplara ayıran açık bir devlet programı günümüz insan hakları hukukuyla bağdaşmaz. Rıza dışı kısırlaştırma; beden bütünlüğünün, insan onurunun, özel hayatın ve üreme hakkının ağır ihlalidir. Yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olduğunda uluslararası ceza hukuku bakımından insanlığa karşı suç oluşturabilir.
Avrupa Konseyinin Oviedo Sözleşmesi, insan genomuna müdahaleyi önleyici, teşhis edici veya tedavi edici amaçlarla sınırlar; gelecek kuşaklara aktarılacak genetik değişiklik yapılmasını yasaklar. Ayrıca tıbbi amaç dışında cinsiyet seçimine izin vermez. Oviedo Sözleşmesi
Fakat taşıyıcılık testleri, doğum öncesi tanı, tüp bebekte embriyo taraması ve gen tedavisi bazı ülkelerde belirli şartlarla yasaldır. Bunların öjeni sayılıp sayılmayacağı; uygulamanın amacına, gönüllü ve bilgilendirilmiş rızaya, engelli bireylere verilen toplumsal değere ve devlet ya da piyasa baskısının bulunup bulunmadığına bağlıdır.
Bir çiftin ağır bir kalıtsal hastalığın çocuğuna geçmesini önlemek istemesiyle, devletin belirli insanların çocuk sahibi olmasını yasaklaması aynı şey değildir. Birincisi bireysel sağlık kararı olabilir; ikincisi üreme üzerinde iktidar kurulmasıdır.
Yeni Öjeni Tehlikesi
Günümüzde tehlike her zaman asker, mahkeme veya zorunlu kısırlaştırma biçiminde ortaya çıkmayabilir. Genetik test şirketleri, embriyo seçimi, “üstün zekâ” vaatleri, sigorta ve işe alımda genetik ayrımcılık ile kalıtsal genom düzenleme teknolojileri yeni sorular doğuruyor.
Bir toplum hastalıkları azaltmakla “kusursuz insan” üretmek arasındaki sınırı kaybederse eski öjeni, bu defa beyaz önlükler, algoritmalar ve ticari kataloglarla geri dönebilir.
Öjeninin tarihi bize bilimin tek başına ahlak üretmediğini gösterir. Asıl soru, “Daha güçlü insanlar üretebilir miyiz?” değildir. Asıl soru şudur: Bilimsel gücümüz arttıkça insanın doğuştan sahip olduğu değerleri koruyabilecek miyiz?
Tavsiye Edilen Makaleler
Kolektif Hafızanın Psikolojisi ve Kolektif Hafıza Örnekleri
Rosa Parks – Irkçılığın İflası, İnsanlık Bilincinin Uyanışı
Adalet Konulu Filmler – En İyi Sosyal Adalet Filmleri Ve Belgeseller












