LOGO

KİŞİSEL GELİŞİM

Kişisel Gelişim Serüveninin Başlangıç Noktası

  • Ana Sayfa  /
  • Makaleler   /
  • NEDEN İNGİLİZCE ÖĞRENEMİYORUZ? NEDEN İNGİLİZCE KONUŞAMIYORUZ?
NEDEN İNGİLİZCE ÖĞRENEMİYORUZ? NEDEN İNGİLİZCE KONUŞAMIYORUZ? Neden ingilizce öğrenemiyoruz - mega ingilizce Full view

NEDEN İNGİLİZCE ÖĞRENEMİYORUZ? NEDEN İNGİLİZCE KONUŞAMIYORUZ?

Neden İngilizce Öğrenemiyoruz? Neden İngilizce Konuşamıyoruz?

Neden ingilizce öğrenemiyoruz? – Merhaba, Ben Melik Duyar (Melik Duyar Kimdir? BakınızTürkçeİngilizce). 1988 yılından bu yana hafıza ve beyin eğitimi konunda çalışan ve bilimsel çalışmaları inceleyerek onlara dayanan teknikler geliştiren, bilimsel çalışma sonuçlarını ürünlere dönüştüren. bu yolla birçok insanın ve öğrencinin hayatına dokunan bir kişiyim. 30 yaş ve üzerinde olanlar beni TV’lerde yaptığım hafıza gösterileriyle, TOEFL kelimelerini hafıza teknikleri ile öğreten “Accelerated Word Memory Power” İngilizce setimizle ve “Dungeon (Dan-Çın): Zindan”, “Posterity (Poster-iti): Gelecek Nesil” gibi İngilizce kelime öğrenme örnekleriyle hatırlarlar. Yine İngilizce öğrenme ile ilgili olarak karşınızdayım. Ama bu kez TOEFL kelimelerini öğretmek için değil, İngilizce konuşmayı öğretecek tekniklerle ve bu teknikleri yazılım destekli öğretecek bir sistemle karşınızdayım. Bu makale uzun süredir cevabı aranmış ama henüz tam olarak cevaplanamamış olan “Neden İngilizce Öğrenemiyoruz?veya diğer bir ifadeyle “Neden İngilizce Konuşamıyoruz?” sorusunun cevabını size bilimsel kaynaklara ve gözlemlere dayanarak çok net bir şekilde verecek. Nasıl mı?

  • Önce küçük bir çocuğun ana dilini nasıl öğrendiğini analiz edecek,
  • Bu analizle ana dilin öğrenme adımlarını madde madde ortaya koyacak,
  • Sonra ikinci bir dil olarak İngilizce öğrenirken takip edilen adımları ana dili öğrenirken uygulanan adımlarla mukayese edecek,
  • Son olarak da çözüm konusunda öneriler ortaya koyacaktır.

Başarılı Olan Ülkelerin Tekniklerini Kopyalayabilir Miyiz?

Bazen sorunlara yüzeysel bakanlar hemen pratikmiş ve doğruymuş gibi görünen önerilerde bulunabiliyorlar. Örneğin “English First” adlı özel bir kurum her yıl yaptıkları bir araştırma ile ülkeleri “İngilizce Dil Yeterlilik İndeksi (English Proficency Index)” ile bir sıralamaya tabi tutuyor. 33 ülkenin kapsandığı Avrupa ülkelerinde İngilizce yeterlilik sıralaması 2019 yılı itibarıyla şöyle;

1- Hollanda
2- İsveç
4- Norveç
……
……
32- Türkiye
33- Azerbaycan

Birinci sırada Hollanda, sondan ikinci sırada da Türkiye var. Durumumuz bu.

Şimdi bu sıralamayı gören birileri hemen “Kardeşim ne uğraşıyorsunuz? Madem Hollanda bu alanda birinci. Gönderin Hollanda’ya bir heyet; ne yapıyorlar, nasıl yapıyorlar, kaç yaşında başlatıyorlar, hangi materyalleri nasıl kullanıyorlar, oyun mu oynuyorlar, saklanbaç mı oynuyorlar öğrenin. Sonra aynısını gelin burda uygulayın, aynısını yapın!” diyerek bize akıl vermeye kalkışabilir. Hatta duyanlar da analiz etmeden, yüzeysel bir bakışla bu öneriyi olumlu da bulabilir.

Ancak analiz yaptığınızda ve duruma yakından baktığınızde önerinin probleme hiç de çözüm getiremeyeceğini anlarsınzı. Şöyle ki; “Avrupa dilerinin kökeni birbirlerine çok benziyor. Hollanda’nın dili Almanca, İngilizce ve Fransızca karışımından oluşmuş bir dil. Bu yüzden çocuklar İngilizce cümle kurarken hiç zorlanmıyorlar. Yani diller arasındaki yakınlık yüzünden çok kolay ingilizce konuşuyorlar. Öğrenilen ana dildeki sesler ve kurallar öğrenilecek olan ikinci dili direkt olarak etkiliyor.”

Bu durumda yapmamız gereken şey şu; makalenin başında beliirtildiği gibi, önce evrensel olarak ana diller nasıl öğrenilebiliyor konusunu inceleyeceğiz. Sonra ikinci dili öğrenirken neleri yanlış yapıyoruz noktasında öneriler sunacağız.

 —– Sponsor Bağlantı – Sponsor Bağlantı —– 

MEGA İNGİLİZCE

İNGİLİZCE’Yİ ÇOCUKLARIN ANA DİLLERİNİ ÖĞRENDİKLERİ GİBİ DOĞAL ÖĞRENİN!

 —– Yazının Devamı – Yazının Devamı —– 

Küçük Çocuklar Ana Dillerini Nasıl Öğreniyorlar?

Şunu unutmayın hiçbir küçük çocuğa ana dilleri onlara gramer kuralları anlatılarak öğretilmiyor. Hatta dil öğrenmeleri için onlara dersler ve özel kurslar de verilmiyor.
Çocuklar ana dillerini öğrenirken önce uzun süre pasiftirler. Sadece sesleri dinlerler. Dinlediklerini taklit bile etmezler, edemezler. Çünkü o dilde kullanılan sesleri tam olarak duyabilmek, algılayabilmek, farkları yakalayabilmek, hangi seslerin daha çok bir araya gelebilme kalıplarını öğrenebilmek, cümle halinde söylenen seslerdeki vurguları ve hangilerinin kelime birimleri olduğunu anlayabilmek için çözmeleri gereken çok şey vardır. Çocuklar bu pasif dönemde sürekli dinlemede ve dikkat kesilmektedirler. Bu pasif öğrenme dönemine “Kulak ve Ses Eğitimi Dönemi” diyebiliriz.

1-) Pasif Öğrenme Dönemi – Ses ve Kulak Eğitimi

Farklı dillerde toplam 40 ile 100 arasında birbirinden farklı sesler vardır. Küçük çocuklar doğduklarında işitme sistemleri bu seslerin hepsinin farkını algılayabilecek ve ayırt edebilecek hassasiyete sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalar bir yaşındaki her çocuğun dünyada mevcut tüm dillerdeki ses farklarını algılayabildiklerini, yetişkinlerin ise kendi ana dillerindeki sesler haricindeki sesleri algılamada başarılı olmadıklarını göstermektedir.
Çocuk doğduktan sonra hangi dilin seslerine maruz kalıyorsa, o dilin seslerini, vurgularını ve ses geçişlerini tanımada uzmanlaşırken, duymadığı ve maruz kalmadığı seslere karşı da körelmeye başlamaktadır. Örneğin Türkiye’de doğan bir çocuk Türkçe’deki sesleri, tonlamaları ve vurguları algılamayı sürdürürken, diğer dillerdeki sesleri algılama becerisi bir süre sonra yok olmakta, yani körelmektedir.
Bu arada şu istisnaları da kaçırmamalıyız. Örneğin annesi İngiliz, babası Türk olan bir çocuğun doğduğu evde çift dil konuşuluyorsa, örneğin kardeşleri anneyle İngilizce, babayla Türkçe konuşuyorlarsa, bebekte hem İngilizce sesleri, hem de Türkçe sesleri algılamadaki hassasiyet kendisini korumaktadır.
Pasif dönemin en önemli unsuru çocuğun sürekli olarak karşılıklı iletişim içinde olması ve konuşamasa da her söyleneni anlamla ilişkilendirmeye çalışmasıdır.
Buradan şu sonucu çıkartabiliriz;

“Dil öğrenme ses ve kulak eğitimi ile başlamaktadır. Hedef dildeki sesleri doğru algılama ve söylenenleri anlama o dili konuşmak için çok önemlidir. Ancak sesler ana dili konuşan kişi veya kişilerden duyulmalıdır.”

2- Konuşma Dönemi – Dilin Eğitilmesi

Konuşma dönemi ve dilin çözülmesi birbirini takip eden birkaç dönemden oluşmaktadır.

Tek Kelimelik Dil Öğrenme Dönemi (Holophrastic Language Stage)

Pasif dönemin son bölümünde çocuklar tek kelimelik cümlelerle yavaş yavaş konuşmaya başlamaktadırlar. Yani konuşma yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Pasif dönemin sonuna doğru yaklaşık 8 – 10 aylık olduklarında çocuklar 50 – 100 civarında tek kelime söyleyerek dertlerini anlatabilmektedirler. Bu dönemde çocukların günde ortalama kelime öğrenme hızı 0.3 kelime/gün’dür.
Kendi çocuklarımın dil öğrenme süreçlerini inceleme fırsatım olmadı. Olsaydı da ana dili ve ikinci dili öğrenme konularında şimdiki kadar bilgili değildim, ayrıca dil öğrenimiyle ilgili bilimsel çalışma sonuçlarının ve teorilerin çoğu daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan bilgiler. Ancak torunlarımın dil öğrenme süreçlerini bilimsel çalışma sonuçlarının ışığı altında bilinçli bir şekilde gözlemleme fırsatım oldu.
Şu anda daha yeni 3 yaşına giren torunum Cansu’nun 8-10 aylık dönemde ilk söylediği kelimelerden biri “su” idi. Kelime tam olarak “su” şeklinde de değildi. Elini ağzına doğru hafifçe vururken “huu” veya “hoh” sesi çıkararak yaratıcı bir şekilde bize su istediğini anlatmış ve hepimizi güldürmüştü.
Cansu’nun ilk söylediği kelimelerden diğer biri de “baba” kelimesiydi. Bu ses de direkt olarak “baba” şeklinde çıkmadı. Çocuk aslında “ba” diye bir ses çıkarmıştı. Belki söylemek istediği “baba” bile değildi. Ama annesi “Aaaaa baba dedi” diye çoşkulu bir sesle ona sarıldı. Babası hemen onu kucağına aldı. Hepimiz alkışladık ve sevindiğimizi görmek onu da sevindirdi. Böyle coşkulu bir tepkiyi görünce, bu iyi birşey herhalde diye düşünmüş olacak ki “ba” sesinin tekrar söyledi ve tekrar söyledi. Bir süre sonra “ba” sesi “baba” kelimesi olmuştu. Cansu’nun tek kelimelik ilk cümlelerinden bazıları şu kelimelerdi;
– su (hoh – hou – su)
– baba (ba – ba – baba)
– al (a – al)
– ver (ve – ver)
– gel (ge – ge – gel)
– anne
– dede
Yani dil öğrenme önce kelime öğrenmeyle ve tek kelimelik cümlelerle başlamaktadır.

İki Kelimelik Dil Öğrenme Dönemi (Telegraphic Language Stage)

Çocukların ilk 8 aydan sonraki 6 aylık dönemde günde ortalama kelime öğrenme hızı 0.3 kelime/gün olarak devam etmektedir. Bu arada tek kelimelik konuşmaları iki kelimelik kısa cümlelerin kullanılması izlemektedir. Bunların çoğu tek kelimelik farklı konuşmaların birleştirilerek kullanılmasıdır. Torunum Cansu’nun 8 – 14 aylık dönemde bu şekilde kurduğu iki kelimelik cümlelerden bazıları şunlardı;
– su ver
– anne gel
– anne ver
– köpek hav
– anneanne
Bu dönemde de çocuk söylenenleri dinleyerek benzer kalıplardan yavaş yavaş kendi ana dilinin gramer yapısını da içsel olarak algılamaya devam etmektedir.

Sözcük Dizilimi İle Çok Kelimeli Konuşma Dönemi (Syntastic Language Stage)

14-23 aylık dönemde çocuk içsel olarak basit gramer yapısını algılamaya başlar. Bu dönemde çocuk aşağıda verilen örnekler gibi basit kelime söz dizimleri ile basit geçmiş ve şimdiki zaman cümleleri kurmaya başlar.
– yemek yedim.
– yemek yiyorum.
Bu dönemde çocuğun günlük kelime öğrenme hızı 0.8 kelime/gün seviyesine çıkar. Bu hala düşük bir kelime öğrenme hızıdır. Ancak öğrenme ve basit konuşma durmadan sürekli devam etmektedir. Kelimelerin öğrenilmesi, kelimelerin çeşitli cümlelerin içinde interaktif şekilde duyularak öğrenilmesi şeklinde gerçekleşmektedir.
23-30 aylık dönemde çocuğun kelime öğrenme hızı biraz artarak ortalama 1.6 kelime/gün olur.
Dilin yapı taşları olan kelimelerin öğrenilme hızı 30 ay – 6 yaş arasında birdenbire hızlanarak günde ortalama 3.6 kelime olur. Torunum Cansu yaklaşık 33 aylık iken kurban bayramında “Dede, bayramın dutlu olsun (‘Bayramın kutlu olsun’ anlamında)” diyerek beni hem şaşırtmış, hem de güldürmüştü.
Yaklaşık 36 aylık (3 yaş) olan bir çocuk aşağıda verilen ifadelere benzer cümleleri kurabilmektedir;
Bu bebeği anneannem verdi. Anneannem annemin annesi. Benim babaannem de var. O da babamın annesi. Hale teyze annemin kardeşi.

3- Okuma ve Yazma Dönemi – Dilde Ustalaşma

Çocukların ana dillerini kullanmada ustalaşması 6-8 yaşlarda okula başlaması, sosyalleşmesinin katlanması, bir bakıma okuma ve yazma öğrenmesiyle şahlanır. Çocuğun bu dönemde kitap okumaya başlamasıyla ortalama kelime öğrenme hızı 6.6 kelime/gün olur. Kelime öğrenme 8-10 yaşlarında günde ortalama 12.1 kelime seviyelerine çıkar.

Bu analizden sonra çocukların ana dillerini öğrenme adımlarını şu şekilde bir akış şemasına dönüştürebiliriz;

Ana Dilin Öğrenilme Akış Şeması

Neden ingilizce öğrenemiyoruz? - Dil Öğrenme Akışı

Bu akışa bakarsanız, dil öğrenme;

1-) Önce yoğun “Pasif Dinleme ve Anlama” eğitimi olarak başlıyor.

2-) Süreç cümle içinde kelimelerin öğrenilmesi, yani “Önce Kelimelerin sonra Konuşmanın Öğrenilmesi” şeklinde sürüyor. Bu kelimeler günlük konuşmada en çok kullanılan kelimelerden oluşuyor. Konuşma etap etap, “bir-kelimelik“, “iki-kelimelik” ve “sözcük dizimleri” ile cümleler şeklinde yapılıyor.

3-) Daha sonra devreye giren “Okuma Dönemi“yle daha çok kelime öğreniliyor ve günlük konuşmada ve anlamada ustalaşma başlıyor.

4-)Yazma Dönemi” ile dil öğrenme zincirinin dördüncü halkası da tamamlanmış oluyor.

Bilimsel kaynaklar insanların hayvanlardan farklı olarak beyinlerinde dil öğrenme becerileri ile yüklü olarak doğduklarını kabul ediyor. Dil öğrenme becerisiyle dünyaya gelen beynin dil öğrenme akış şeması bu dört adımın, belirtildiği sırada (1-2-3-4 şeklinde) takip edilmesiyle mümkün oluyor. Bu akış ana dilin nasıl öğrenildiği analizinden ortaya çıkıyor.

İkinci Dil Olarak İngilizce Öğrenme Sırasında Akış Şemamız Tersten Başlıyor

İkinci dil öğrenirken nasıl anadil öğrendiğimizi unutuyoruz ve ikinci dil öğrenirken “1 (dinleme) – 2 (kelime ve konuşma) – 3 (okuma) – 4 (yazma)” şeklinde sıralanan ana dil öğrenme adımlarını, ikinci dilde “3 (okuma) – 4 (yazma) – 2 (konuşma)” şeklinde yaparak tersten başarmaya çalışırken, “Subj. + Verb + Obj.” şeklinde gramer anlatarak dili üst seviyede öğretmeye çalışıyoruz. Ayrıca en başta olması gereken “1 (Yoğun Dinleme & Anlama)” etabı bu sıralamada hemen hemen hiç yok gibi.

Örneğin İngilizce öğrenmeyi basit kelimelerle cümle kurmaya başlayarak yapmıyoruz. Öğrencilere gramer öğretmeye çalışarak, konuşmaya başlamalarını üst perdeden ve karmaşık cümle yapıları ile yaptırmaya çalışıyoruz. Öğrenci konuşmak için önce gramer yapısını düşünüyor, sonra o gramer yapısına uygun olarak kelimeleri sıralamaya çalışıyor. Yani öğrenme basitten başlayarak akıcı bir şekilde karmaşığa adım adım gitmiyor, direkt karmaşık gramer yapılarını kullanarak konuşmaya çalışıyoruz.

Sonuç Ne Mi? Sonuç “İngilizce öğrenemiyoruz”, “İngilizce konuşamıyoruz.

 —– Sponsor Bağlantı – Sponsor Bağlantı —– 

MEGA İNGİLİZCE

İNGİLİZCE’Yİ ÇOCUKLARIN ANA DİLLERİNİ ÖĞRENDİKLERİ GİBİ DOĞAL ÖĞRENİN!

 —– Yazının Devamı – Yazının Devamı —– 

Peki, İdeal Çözüm Nedir?

Size iki farklı çözüm önereceğim. Buraya kadar anlatılanların ışığında en iyi çözüm ikinci dili o dilin konuşulduğu ülkeye giderek öğrenmenizdir. Böyle bir öğrenme küçük çocukların ana dillerini öğrenirken yaşadıkları süreci hemen hemen bire bir size yaşatmaktadır. Böyle bir ortamda hedef dili, arabada radyo açtığınızda, akşam TV izlerken, alışverişe gittiğinizde, günlük ihtiyaçlarınızı karşılamak için iletişimde sürekli duyar ve sürekli derdinizi anlatmaya çalışırsınız. İşin içinde sürekli duyma, sürekli öğrenme, sürekli öğrenilenleri kullanma ve konuşmaya çalışma vardır. Dili öğrenmekten ziyade ihtiyaçlarınızı karşılamak için zorunlulukla öğrenirsiniz. Tabi böyle bir ortamda ana dili Türkçe olan arkadaşlarınızla bir araya gelmemeye çalışmalısınız. Bebekler de ana dillerini buna benzer bir süreç içinde öğrenirler.

İkinci bir yabancı dil veya ingilizce öğrenirken, öğrenme adımlarını çocukların ana dillerini öğrenirken takip edilen adımlarla aynı yapmaya çalışmalısınız veya şartları bu adımlara en yakın olan alternatifleri tercih etmelisiniz. Ancak bu şekilde doğuştan gelen beynimizdeki dil edinme mekanizmalarını harekete geçirerek yabancı dili hızlı, kolay ve kalıcı olarak öğrenebilirsiniz.

Eğer yurtdışına giderek hedef dili yaşayarak öğrenme imkanınız yoksa, size aşağıda ikinci bir alternatif sunacağım.

Alternatif çözüm “Mega English / Mega Words” eğitim programıdır. İkinci bir yabancıdil veya ingilizce öğrenirken, öğrenme adımlarını çocukların ana dillerini öğrenirken takip edilen adımlarla aynı yapmanız gerektiğini defalarca tekrar etmiştik. Ancak bu şekilde doğuştan gelen beynimizdeki dil edinme mekanizmalarını harekete geçirerek yabancıdil öğrenebildiğinize vurgu yapmıştık. İşte “Mega English / Mega Words” eğitim programı tam da bunu yaparak, İngilizce’yi çocukların ana dillerini öğrendikleri gibi öğretmeye çalışıyor. Kelimeleri çocukların ana dillerini öğrenirken öğrendikleri gibi cümle içinde dinleterek ve anlamalarını sağlayarak yaptırmayı hedefliyor. Grameri bizzat gramer anlatarak değil, sürekli benzer cümleler dinleterek çocukların dil öğrendiği gibi beyin tarafından taklit ederek kalıpları fark ederek öğretmeyi hedefliyor.

Mega English / Mega Words” eğitim programı ingilizceyi öğretirken, çocukların ana dillerini öğrendikleri gibi günlük konuşmada en çok kullanılan kelimeleri öğreterek yapıyor. Bunun için öncelikle İngilizce’de en çok kullanılan ilk 1000 kelime ve bu 1000 kelime köküyle oluşturulan cümlelerin öğretilmesiyle işe başlıyor. Bu cümlelerin ana dili İngilizce olan konuşmacı sesleriyle duyulmasını sağlıyor. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalar İngilizce’de en çok kullanılan ilk 1000 kelimeyi öğrenmenin günlük İngilizce konuşmaların % 84.3’ünü anlamanızı sağladığına işaret ediyor.

İkinci dil öğrenmeyle ilgili yapılan bilimsel çalışmalar ikinci dil öğrenen ileri yaştaki öğrencilerin ve yetişkinlerin ana dillerini öğrenen çocuklara göre kelime öğrenme konusunda daha avantajlı olduğunu söylüyor. Çünkü yetişkinler ilişkiler kurma açısından çok daha büyük bir veri tabanına sahip. “Mega İngilizce Sistemi” “Hafıza Teknikleriyle İngilizce Kelime Öğrenme” konusunu da işin içine katarak, ileri yaştaki öğrencilerin ve yetişkinlerin kelime öğrenme hızı üstünlüğünü de maksimum seviyeye çıkarmış durumdadır. Hafıza teknikleriyle günde 20-25 kelime öğrenilebilmektedir. Ancak Mega İngilizce sistemi aynı kelime ve cümlelerin çok sayıda dinlenmesine, diğer egzersizlere, aşağıda izah edilen “sistematik tekrar” ve öğrenme oyunlarına de zaman ayrılabilmesi için hafıza teknikleriyle günde 10 yeni kelime öğretmeyi hedeflemiştir. Bu hız bebeklerin 8 yaşına kadar günde öğrendikleri ortalama kelime sayısından çok daha büyük bir hızdır. Aşağıda verilen bilgiler ışığında mukayeseyi yapabilirsiniz;

Çocukların Günde Ortalama Kelime Öğrenme Sayısı

12 – 16 aylık iken – 0.3 kelime/gün
16 – 23 aylık iken – 0.8 kelime/gün
23 – 30 aylık iken – 1.6 kelime/gün
30 ay – 6 yaş arası – 3.6 kelime/gün
6 – 8 yaş arası iken – 6.6 kelime/gün

Çocukların ana dillerini kolay öğrenmelerinin temelindeki çok önemli olan diğer bir unsuru da gözden kaçırmamanız gerekiyor. Çocuklarda öğrenme geniş bir zaman aralığına dağılıyor ve çocuk aynı kelime ve cümlelerle tekrar tekrar karşılaşıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar öğrenilen yeni bilgilerin yaklaşık % 75’inin ilk 24 saatte unutulduğunu gösteriyor. Çocuğun öğrenmesinde bu durum bir engel teşkil etmiyor. Çünkü aynı kelimelerle ve aynı cümlelerle tekrar tekrar çok sayıda karşılaşıyor. Bu durum ileri yaştaki öğrencilerin ve yetişkinlerin öğrenmesini negatif olarak etkileyebilmektedir. Ancak “Mega İngilizce Sistemi” bu sorunu da çözmüştür. Nasıl mı? Yapılan bilimsel çalışmalar öğrenilen yeni bilgilerin unutulmaması için beynin yapısına uygun bir tekrarın yapılması gerektiğine işaret etmektedir. “Sistematik Tekrar” adı verilen bu tekrar, yeni öğrenilen bilgilerin unutulmaması için aynı gün, ertesi gün, bir hafta sonra, bir ay sonra ve altı ay sonra tekrar edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. İşte “Mega İngilizce Sistemi” yazılımında kurduğu bir yapay zeka sistemiyle her yeni öğrettiği kelime ve cümle yapılarıyla sistematik tekrar zamanlarında otomatik olarak karşılaşmanızı  da sağlamaktadır.

Mega İngilizce yazılımında yapılan okuma ve yazma egzersizlerinin  temel amacı okuma ve yazma değildir. Okuma ve yazma egzersizlerini yapmak için ilgili kelime veya cümleleri dinleyerek anlamanız gerekiyor. Yani işin içinde mutlaka dinleme var. Dinlemelerin hepsi de anadili İngilizce olan ses telaffuzlarıyla yapılıyor.

“Mega İngilizce Sistemi”nin öğrenme ve kullanma aralığı okuma yazmayı öğrenme yaşı olan 7’den başlayarak 77 yaşına kadar olan bir aralıktır. Bu aralıkta olan ve ingilizceyi çocukların ana dillerini öğrenmesine benzer şekilde öğrenmek isteyen herkes bunu kullanabilir.

“İngilizce’yi çocukların ana dillerini öğrendikleri gibi öğreten “Mega İngilizce” setiyle ilgili daha detaylı bilgi almak için aşağıda verilen linke tıklayınız.

MEGA ENGLISH / MEGA WORDS

Yorumlar

Yazan Melik Safi DUYAR

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.
error: