LOGO

KİŞİSEL GELİŞİM

Kişisel Gelişim Serüveninin Başlangıç Noktası

MÜZAKERE TEKNİKLERİ – ÇATIŞMALARLA NASIL BAŞA ÇIKILIR? Müzakere Teknikleri Full view

MÜZAKERE TEKNİKLERİ – ÇATIŞMALARLA NASIL BAŞA ÇIKILIR?

MÜZAKERE TEKNİKLERİ – ÇATIŞMALARLA NASIL BAŞA ÇIKILIR?

Hayat; müzakere teknikleri ile yaşadığımız, çatışmalarla beslendiğimiz, ikna etme ve edilmeyle mutlu sonuçlar aldığımız zorlu bir yolculuktur. “Ben de bu yolun yolcusuyum!” diyorsanız bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum.

Öncelikle, müzakere teknikleri için şu soruya lütfen cevap verin: Aracınızla giderken, yolun, iki aracın karşılıklı geçmesi imkansız olan en dar yerinde, karşıdan gelen bir araçla karşılaşsanız, yol mu verirsiniz, yoksa size yol verilmesini mi istersiniz?

Biri siz olan bu iki sürücünün birbirlerine yol vermeleri için karşılıklı müzakere tekniklerini uygulamaları, sonuçta birinin ikna olup diğerine yol vermesi gerekiyor. Bu durum, çözülmeyi bekleyen apaçık bir çatışma durumudur. İlk karşılaşma bir çatışma durumu iken, siz ve diğer sürücüden birinizin diğerine yol vermesi için, siz iki sürücünün bakışlarınızla yapmış olduğunuz iletişim bir müzakere ortamı ve süreç de bir ikna sürecidir.

Hatta sadece bakışlarınız değil, yüz ifadeniz ve el hareketlerinizle yaptığınız jestler de müzakere teknikleri ve ikna sürecinin önemli bileşenleridir. Böyle bir durumda gerekli olan bilgi ve beceri, bu çatışmayı çözmek için davranışlarınızdan birini veya her ikisini de değiştirmesi; sonuçta yol verenin de verilenin de mutlu ve memnun olarak oradan geçmeleri sağlanmış olacaktır.

Şimdi ikinci soruyu soruyorum; sizin veya diğer sürücünün kimliği, maddi gücü veya sosyal çevresi ne denli fazla veya büyük de olsa, o anda, orada, sadece dar bir yol kesiminden geçmek için bakışlarla, jest ve mimiklerle yapılan bir müzakerede herhangi bir etkisi veya katkısı var mıdır?

Hayır!

Müzakere teknikleri ve çatışmayla başa çıkmak için kritik becerilere ihtiyaç vardır.

İster iki kişi arasında olsun, istese iki devlet arasında olsun, çatışmayı lehimize çevirmek ve ikna edebilme becerisi tüm siyasal dünyanın önemli davranışları arasındadır. Bürokrasi, diplomasi ve diğer ulusal ve uluslararası iletişimlerde geçerli olan müzakerede üstünlük kurmak ve konu hakkında lehimize karar aldırabilmektir. Tüm bunlar, çatışmayla başa çıkmak için kritik becerilerle donanmış olmamızı gerektiriyor.

İşyerinde çatışma ve uzlaşma:

İşyerlerinde çatışma da aynıdır. Çatışmanın tarafları, müzakere teknikleri konusunda yapay durumdaysalar ve ihtiyaçlarını ötekinin menfaatinde görüp zıtlaşıyorlarsa ve bunda ısrar ediyorlarsa bir arabulucu veya hakeme ihtiyaç var demektir. Tarafların buna ihtiyacı var. Yani dar şeritte birbirine yol vermeyip saatlerce bekleyen iki sürücünün ihtiyaç duyduğu şey, hemen orada bulunan belki bir yaya ya da belki bir trafik polisidir. Kalıcı çözüm ise aslında dar yolu yani şeridi iki aracın rahatlıkla yan yana geçebileceği oranda genişletmektir. Şerit genişletilebilirse, her ikisi de geçebilir. İşyerinde, karşılıklı kazanç için seçenekler önceden tanımlanmışsa, organizasyonel yapı, işyeri çalışma kuralları, iş tanımları gibi bir kalite sistemi oluşturulmuşsa, o zaman orada çalışanlar kendi iş ortaklarını bir ring köşelerinde değil, örtüşen dairelerde, omuz omza çalışırken görebilirler.

Çatışmasız bir dünya hayal, önemli olan çözüm odaklı olmak

Çatışmayla baş etmede pratik yardımı olan bilgi ve deneyimler hayat tiyatromuzda sıkça uyguladığımız dramalardır. Uluslararası diplomasi, endüstriyel ilişkiler, kamuoyunun kalıplanması ve terörizmin ele alınması çok önemli uluslararası uzlaşma gerektiren çatışma konularıdır. Bunlar gibi müzakere tekniklerine göre uygulanmış kararlarda aşınan dersler ve başarılı uygulamaların gözden geçirilmesi, stratejilerin ve taktiklerin kategorize edilmesine yardımcı olacaktır.

Hayat yedeksiz yaşanır.

Hayat, düşmanların, meslektaşların, arkadaşların ve ilişkilerin yedeklenmeyeceği durumlar ile doludur. Önemli olan yapıcı olmak, yıkıcı müzakerelerden kaçınmaktır. Hayat tek yönlü bir yol değildir; U-dönüşü yapmanız gerektiğinde yolunuzun açık olduğundan emin olmalısınız.

Sorumluluklarımız çatışmayla baş etmede mütevazı olmamız gerektiğini söylüyor; ilkeli ve mütevazı olmak. İşte bütün mesele bu!

Uçlardan örnek verecek olursak, uluslararası ihtilaflar nükleer füzelerin çoğalması tartışması gündemdedir. Öte yandan aile içinde, sadece yaz tatili yeri ve zamanının seçiminde bir çatışmayı da gerektirebilir. Ailenin içinde tartışılan tatil, para sıkıntısı veya eşinizin kayınvalidesini yan yana getirme arzusu gibi çevresel veya çevreyle ilgili koşullar nedeniyle müzakereler çamura yatabilir veya yoğun bir duygusal savaş yaşanabilir.

İşte çatışmayı yönetmek, olumlu sonuç almak, tarafları memnun etmek gibi bir beceri imdadımıza yetişebilir. Böylesine hassas ve keskin anlar iyi yönetilemezse, dünya savaşları da çıkar, karı-koca savaşları da…

Müzakere Teknikleri ve Çatışma Çözmede 5 Adım 

İşyerinde veya ailenizde, sosyal hayatınızda veya bürokratik, diplomatik ve siyasi ortamlarda, her nerede olursa olsun iyi bir çözümcü olmak istiyorsanız aşağıdaki 5 adımı takip edin.

Birinci Adım: Çatışmanın esas kaynağına bakın!

Münir Özkul ile Adile Naşit ikilisinin “Neşeli Günler” filmindeki ana konu olan “turşu suyunun sirkeli mi limonu mu olacağı” çatışmasını hatta boşanmaya kadar giden tartışmayı hatırlayın; ya da aşağıdaki fragmandan izleyin.

Tıpkı tek arabalık geçişte birbirlerine yol vermeyen ki sürücü tam da burada! Burada asıl konu nedir? Turşu suyunun sirkeli mi yoksa limonlu mu olacağı? Hayır, burada asıl neden “baskın olma”, “Ben bilirim!” “Ego savaşı” psikolojisidir. İki keçinin asma köprüde karşı karşıya gelmesi durumu yani.

İkinci Adım: Olayın ötesini görün!

Boşanmaya kadar giden bu çatışma bir birikimin sonucu aslında. Bunca yıllık evli çift, daha önceki yıllarda biriktirmiş oldukları kavgalık konuları, turşu suyunu üzerinden birbirlerine boca etmektedirler. Çünkü konuşma, anlaşma ve müzakere teknikleri konusunda bir fikirleri de yok! Aslında kök neden olan birikmiş tüm sorunların başlangıcında yer alan “ilk konu” ilk çatışmada çözülseydi sorunlar birikmezdi. Bunun için eşlerin evliliklerin ilk zamanlarında gördükleri çatışma konusunu içlerine atıp yutkunmak yerine birbirlerine açık olup çözüm alışkanlıkları kazanmaları yerinde olacaktı.

“Münir Özkul veya Adile Naşit’ten biri diğerine “Neden?” “Niçin böyle düşünüyorsun!” diye sorsa, karşı tarafın bir açıklama yapması zorlaşacaktır. Çünkü o da zaten annesinden veya babasından gördüğünü yapıyordur; ama neden yaptığını bilmiyordur.

Üçüncü Adım: Çözüm önerin!

Öncelikle taraflardan en az biri diğerini dinlemeli. İki bağırandan bir susmak çıkmaz. Bir moderatör gibi önce dinlemek, sonra sinirli olanı özellikle oturtmak, hatta yüzünü yıkamasını söylemek gerekir.  Sonra “Şimdi söyle!” diyerek aktif dinlemek! Öncelikle bazen yanlış bile olsa ortamı gerginlikten kurtarıp sükunete kavuşturmak önceliğimiz olmalıdır. Hatta “Evet sen daha iyi bilirsin!” diyerek o şişkin egomuza bir tekme atmak da iyi bir çözüm olabilir.

Unutmayın ki, en iyi çözüm, kişinin egosunu rencide etmeden, kendi hatasının kendisinin farkına varmasını sağlayacak bir yöntem izlemektir.

Yılların eşleri iki turşucunun “ben bilirim!” kavgasında tevazu yerine egolar çatışmakta, aile dağılmakta ve incir çekirdeğini doldurmayacak bir konu boşanmaya neden olabilecektir.

Dördüncü Adım: Tarafların benimseyebileceği önerileri öne çıkar!

Çatışmayı çözmede egomuzun ihtiyaç duyduğu tatmini değil, tarafların temsil ettiği statüyü dikkate almak gerekir. Anne ve baba olarak iki film yıldızı boşanmayı göz alacak kadar egolarının peşindedirler. Burada ikisinden biri bu tartışmayla ailenin dağılmasına neden olduklarını diğerine hatırlatmalıdır.

Beşinci Adım: Anlaşın!

Tarafların çözüm alternatiflerinden birinde hemfikir olmaları gerekir. Böylece tarafların el sıkışması gerekir. Eğer bir arabulucu işin içine girmişse bu anlaşmayı bir yazılı metne dökmek durumunda da kalabilirler. Fena da olmaz. “Gelecekte çatışmaların oluşmasını önlemek için hangi davranışları göstermeleri gerektiğini” ve “Gelecekte sorunların ortaya çıkması durumunda ne yapacaksınız ?” gibi soruların cevaplarını da gerekiyorsa yazılı hale getirmek yerinde olabilir.

Sonuç: Hayat, filmlerdeki gibi değil!

Filmler gerçek hayat hikayelerinden ders almamız için olayı abartmak ve şişirmek yoluyla hafızamızda iz bırakmayı amaçlayan, içine biraz karbonat katılmış gerçeklerdir. Ancak gerçek hayat daha acı olabilir. Dünya hayatında çözülmeyen çok sayıda çatışmalar da vardır.

Bu konuda son kez size vereceğim en iyi yöntemi mi soruyorsunuz? Söyleyeyim: Müzakere teknikleri yoluyla çatışma çözmenin en iyi yolu, çatışma durumu oluşmasına engel olmaktır!

Çatışmasız bir dünya dileğiyle…

Bu arada Adile Naşit ve Münir Özkul sanatçılarımıza vefatlarından sonra da bize verdikleri bu dersler nedeniyle Allah’tan rahmetler dileriz.

Yorumlar

Yazan Kahraman Say

 

md-small Melik Duyar’ın ücretsiz 7 Elektronik Beyin Eğitimi programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz 6 Elektronik Hızlı Okuma programına katılmak için, buraya tıklayın.
Melik Duyar’ın ücretsiz "Mega Hafıza" dergisinin adresinize gönderilmesi için, buraya tıklayın.
error: