Geri Bildirim Okuryazarlığı / Öğrenci sınav kâğıdını öğretmenden alır. Kağıdın üstünde değerlendirme notu ile öğretmenin şu cümlesi vardır: “Daha çok çalışmalısın.” Öğrenci eve giderken aslında çalıştığını düşünür. Nerede yanlış yaptığını, yarın neyi farklı yapacağını ise hâlâ bilmez.
Bu cümle iyi niyetli olabilir. Fakat geri bildirim, yalnızca eksik olduğunu söylemekle tamamlanmaz. Öğrencinin bir sonraki denemesinde kullanabileceği kadar açık olmalıdır. “Daha çok çalış” bir beklentidir; “Bu soruda sonucu bulmuşsun, fakat kullandığın yöntemin neden geçerli olduğunu açıklamamışsın; çözümüne iki gerekçe ekle” ise işe dönüşebilen bir bilgidir.
Öğrencinin ihtiyacı daha fazla yorum mu?
Bir öğretmen ödeve uzun açıklamalar yazabilir. Öğrenci bunları okuyup kâğıdı çantasına koyduğunda öğrenme fırsatının önemli bir kısmı kaybolur.
David Carless ve David Boud’un geri bildirim okuryazarlığı dediği beceri, öğrencinin yorumları anlamasını, kendi çalışmasını değerlendirmesini ve aldığı bilgiyi geliştirmek için kullanmasını kapsar.
Dolayısıyla iyi geri bildirim yalnızca öğretmenin ne söylediğiyle değil, öğrencinin sonrasında ne yaptığıyla da ilgilidir. Kaynak
Burada sık karşılaşılan bir güçlük var:
Öğretmen “Argümanını geliştir” dediğinde ne kastettiğini bilir. Öğrenci ise “Daha uzun mu yazmalıyım, yeni bir kaynak mı bulmalıyım, karşı görüşü mü tartışmalıyım?” diye düşünebilir. Öğretmene açık gelen bir ifade, öğrenene belirsiz gelebilir.
Geri bildirim üç soruya cevap vermeli
John Hattie ve Helen Timperley’in geri bildirim üzerine çalışması, öğrencinin şu üç soruya yanıt bulmasının önemini vurgular: Nereye gidiyorum? Şu anda neredeyim? Sonraki adımım ne? Kaynak
Bir kompozisyon örneği düşünelim. Hedef, öğrencinin görüşünü gerekçelerle savunması olsun. Öğretmen şöyle diyebilir: “Görüşün ilk paragrafta açık. İkinci paragraftaki örnek ilginç, fakat görüşünü nasıl desteklediğini anlatmamışsın. Şimdi örneğin ardından ‘Bu örnek şunu gösterir…’ diye başlayan iki cümle yaz.”
Öğrenci bu sözlerin ardından kalemini eline alıp metni değiştirebilir. Geri bildirimin gücü de burada ortaya çıkar: Yorum, çalışmanın üzerinde yeni bir harekete yol açar.
Notu görmek ile öğrenmeyi görmek aynı şey değil
Sınavdan sonra öğrencinin gözü çoğu zaman önce puana gider. Puan bir sonuç bildirir; hangi düşünce yolunun işe yarayıp hangisinin yaramadığını tek başına göstermez.
Ruth Butler’ın öğrencilerle yaptığı klasik araştırma, göreve ilişkin yorumlarla yalnızca değerlendirme ve not vermenin ilgi ve performans bakımından farklı sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Bu bulgu “not vermeyelim” gibi tek bir kurala indirgenemez; yorumun öğrencinin dikkatini yapabileceği değişikliğe yöneltmesinin değerini hatırlatır. Kaynak
Yanlışları saymak yerine yanlışın türünü incelemek bu yüzden yararlıdır. Öğrenci konuyu mu bilmiyor? Soruyu mu yanlış okudu? Bildiği kuralı uygun yerde kullanamadı mı? Bu üç durumun çalışma yolu farklıdır. Hepsine “daha çok çalış” demek, aynı ilacı farklı sorunlara vermeye benzer.
Geri bildirime sınıfta zaman ayıralım
Geri bildirim okuryazarlığı / Öğretmen için uygulanabilir bir yöntem, düzeltilmiş çalışmaları dağıttıktan sonra öğrencilerden hemen yeni bir iş istemektir:
-
Bir güçlü yönünü işaretle: “Neyi korumalıyım?”
-
Bir düzeltme seç: “Hangi cümleyi, işlemi veya gerekçeyi değiştireceğim?”
-
Değişikliği uygula: Aynı kâğıt üzerinde yeniden yaz veya çöz.
-
Farkı açıkla: “İlk denememle yeni denemem arasındaki fark ne?”
Bu küçük uygulama, geri bildirimi okunup geçilen bir not olmaktan çıkarır. Öğrenciye yorum üzerinde düşünme, anlamadığı kısmı sorma ve kendi ilerlemesini görme fırsatı verir. Öğretmen de verdiği açıklamanın gerçekten anlaşılmış olup olmadığını fark eder.
Elbette her kâğıda uzun uzun yazmak veya her hatayı aynı anda düzeltmek mümkün değildir. Bazen tek, açık ve uygulanabilir bir öneri daha değerlidir. “Bu hafta bütün eksiklerini gider” yerine “Bir sonraki çözümünde işlemin nedenini bir cümleyle açıkla” demek öğrencinin başlayabileceği bir yer gösterir.
Öğrenme, geri bildirimin verildiği anda bitmez. Öğrenci onu anlayıp çalışmasına geri döndüğünde devam eder. Bu nedenle belki de öğretmenin en önemli sorusu “Ne söyledim?” kadar şudur: “Öğrenci söylediklerimle şimdi ne yapabilecek?”
Kaynaklar
- Hattie, J. ve Timperley, H. (2007). “The Power of Feedback.” Review of Educational Research. John Hattie, Helen Timperley, 2007
- Carless, D. ve Boud, D. (2018). “The Development of Student Feedback Literacy: Enabling Uptake of Feedback.” Assessment & Evaluation in Higher Education. doi.org
- Butler, R. (1988). “Enhancing and Undermining Intrinsic Motivation: The Effects of Task-Involving and Ego-Involving Evaluation on Interest and Performance.” British Journal of Educational Psychology.
Tavsiye Edilen Makaleler
Yapay Zeka – Geri Bildirim Vermede Öğretmenler İçin Harika Bir Asistan
Kişiselleştirilmiş Öğrenme – Eğitimde Yapay Zekâ İle Yeni Bir Dönemeç
Neurofeedback (Nöroterapi) Programı DEHB’li Çocuklara Yardımcı Olabilir mi?











