Sosyal problemlerde düşünce tuzakları — 2 / Mesajınızı gönderdiniz. Saatler geçti, cevap gelmedi. Telefonu yeniden kontrol ettiniz ve içinizden şu cümle geçti: “Beni önemsemiyor.”
Oysa kesin olarak bildiğiniz tek şey, henüz cevap gelmediğidir. Karşınızdaki kişinin sizi önemsemediği ise bir yorumdur. Doğru olabilir; fakat bunu gösterecek başka bilgilere ihtiyaç vardır.
İnsan ilişkilerinde bazen yaşanan olayla, o olaya verdiğimiz anlam birbirine karışır. Ardından yorumumuza göre tepki veririz. Henüz açıklığa kavuşmamış bir durum, kırgınlığa veya tartışmaya dönüşebilir.
Sosyal problem çözmenin önemli adımlarından biri, gördüğümüz olayla düşündüğümüz açıklamayı ayırabilmektir.
Sorunu nasıl tanımladığımız, çözümü etkiler
Sosyal problemlerde düşünce tuzakları / Serinin ilk yazısında ele aldığımız D’Zurilla ve Goldfried’in modeli, problemi tanımlamayı çözüm sürecinin temel bileşenlerinden biri olarak kabul eder. “İnsanlar güvenilmez” gibi geniş bir hükümle, “Arkadaşım üzerinde anlaştığımız işi iki kez geciktirdi” gibi somut bir tanım, bizi farklı yollara götürür. İkinci ifade, konuşulabilir ve değerlendirilebilir bir durum sunar.
Bilişsel yaklaşımda “düşünce tuzakları”, bilgiyi değerlendirmemizi zorlaştırabilen düşünme örüntülerini anlatır. Bunları zaman zaman yaşamak, tek başına bir psikolojik bozukluk göstergesi değildir.
1. Zihin okuma: Niyetini sormadan bildiğimizi sanmak
“Öğretmen beni sevmiyor.”
“Toplantıda fikrimi küçümsemek için sustu.”
Bu cümlelerde başkasının düşüncesi hakkında kesinlik vardır; fakat dayanak eksik olabilir. Zihin okuma, kişinin karşısındakinin ne düşündüğünü bildiğini varsayıp başka açıklamaları yeterince değerlendirmemesidir.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bunu biliyor muyum, yoksa tahmin mi ediyorum?
2. Aşırı genelleme: Bir olaydan bütün ilişkiye hükmetmek
Bir arkadaşımız sözünü tutmadığında “Ona hiçbir zaman güvenilmez” diyebiliriz. Bir görüşme kötü geçtiğinde “Ben insanlarla anlaşamıyorum” sonucuna varabiliriz.
“Her zaman”, “hiçbir zaman” ve “herkes” sözcükleri burada bir kontrol işareti olabilir. Tek bir olayın mı, yoksa tekrarlanan bir örüntünün mü söz konusu olduğunu incelemek gerekir.
3. Felaketleştirme: Olası güçlüğü kaçınılmaz yıkım saymak
“Bu anlaşmazlığı konuşursam arkadaşlığımız biter.”
Konuşmanın zor geçmesi mümkündür. Ancak en kötü sonucun kesinleştiğini düşünmek, gerekli görüşmeyi erteletebilir. Daha dengeli bir soru şudur: “Hangi sonuçlar mümkün ve zor bir sonuçla karşılaşırsam ne yapabilirim?”
Zihin okuma, aşırı genelleme ve felaketleştirme, Beck Institute’un düşünceleri değerlendirme materyallerinde de ele alınan örüntülerdir.
4. Etiketleme: Davranıştan kişinin bütününe geçmek
“Bu işi geciktirdi” yerine “Tembelin biri” dediğimizde, belirli bir davranışı kişiliğin tamamına yayıyoruz.
Bu dil değişikliği önemlidir. “Son iki teslim tarihi aşıldı; nedeni neydi?” sorusu bilgi toplamaya alan açar. “Sen zaten sorumsuzsun” cümlesi ise savunma ve karşı suçlama doğurabilir.
Davranışı açıkça ele almak, sorumluluğu ortadan kaldırmaz; neyin değişmesi gerektiğini daha anlaşılır hâle getirir.
5. Doğrulama yanlılığı: Yalnızca kendi hükmümüzü destekleyenleri görmek
Bir kişinin bizi sevmediğine inandığımızda soğuk davranışlarını hatırlayıp yardım ettiği anları gözden kaçırabiliriz. Nickerson’ın derlemesi, doğrulama yanlılığını mevcut inanç ve beklentileri destekleyecek biçimde kanıt arama veya yorumlama eğilimi olarak açıklar.
Bu tuzağı sorgulamak için yalnızca “Beni doğrulayan ne var?” değil, “Yorumumu değiştirebilecek hangi bilgi var?” diye de sormalıyız.
Belirsizlikte düşmanlık görmek
Sosyal problemlerde düşünce tuzakları / Crick ve Dodge’un çocukların sosyal uyumuna ilişkin derlemesi, sosyal ipuçlarının nasıl yorumlandığının davranışlarla ilişkisini ele alır. Özellikle niyeti belirsiz bir davranışı düşmanca yorumlamak, araştırmalarda önemli bir inceleme alanıdır. Bu bulgu bütün anlaşmazlıkların yanlış yorumdan kaynaklandığını göstermez; tepki vermeden önce niyete ilişkin kanıtı değerlendirmeye dikkat çeker.
Örneğin koridorda omzumuza çarpan öğrencinin bunu bilerek yaptığını hemen kabul etmekle, önce ne olduğunu anlamaya çalışmak farklı tepkiler doğurabilir.
Yorumumuzu sınamak için dört soru
Sosyal problemlerde düşünce tuzakları / Bir anlaşmazlıkta kısa bir duraklama yapıp şunları yazabiliriz:
-
Gözlem: Gerçekte ne oldu?
-
Yorum: Ben buna hangi anlamı verdim?
-
Kanıt: Yorumumu destekleyen ve zayıflatan bilgiler neler?
-
Adım: Durumu açıklığa kavuşturmak için ne sorabilir veya yapabilirim?
Mesaj örneğinde bu adım, “Seni yakalayamadım; uygun olduğunda konuşabilir miyiz?” demek olabilir.
Amaç, her davranışa iyi niyetli bir açıklama bulmak değildir. Tekrarlanan aşağılama veya haksızlık karşısında somut örüntüyü görmek ve sınır koymak da gerekir.
Bugün küçük bir kırgınlığınızı seçin. Olayı ve yorumunuzu ayrı ayrı yazın. Ardından eksik bilgiyi belirleyin. Bazen çözüm, daha güçlü bir karşılık vermeden önce daha doğru bir soru sormakla başlar.
Kaynaklar
- D’Zurilla, T. J. ve Goldfried, M. R. (1971). Problem solving and behavior modification. Journal of Abnormal Psychology, 78(1), 107–126.
- D’Zurilla, T. J., Nezu, A. M. ve Maydeu-Olivares, A. (2004). Social problem solving: Theory and assessment. E. C. Chang, T. J. D’Zurilla ve L. J. Sanna (Ed.), Social Problem Solving: Theory, Research, and Training içinde (s. 11–27). American Psychological Association.
- Nickerson, R. S. (1998). Confirmation bias: A ubiquitous phenomenon in many guises. Review of General Psychology, 2(2), 175–220.
- Crick, N. R. ve Dodge, K. A. (1994). A review and reformulation of social information-processing mechanisms in children’s social adjustment. Psychological Bulletin, 115(1), 74–101.
- Beck Institute for Cognitive Behavior Therapy. Testing Your Thoughts Worksheet. Düşünceleri sınamaya yönelik uygulama materyali.
Tavsiye Edilen Makaleler
Sosyal Problem Çözme – İnsan İlişkilerindeki Düğümleri Nasıl Çözeriz?
Sınıf Yönetimi – Öğretmenim Sınıfta Davranışa Değil, Probleme Odaklanın!
TRIZ – Yaratıcı Problem Çözme İçin Güçlü Bir Metodoloji










