Deve Kuşu Etkisi – Telefonuna bir bildirim gelir. Bankadan olduğunu görünce ekranı kapatır. Masanın üzerinde açılmamış bir zarf durmaktadır. Çocuğunun öğretmeniyle yapacağı görüşmeyi ise üçüncü kez erteler. Her defasında aynı cümleyle kendisini rahatlatır: “Şimdi bununla uğraşamam.”
O akşam biraz daha huzurludur. Fakat borç, zarfın içindeki haber ve çocuğunun yaşadığı güçlük yerli yerindedir.
Bazen insanı yoran yalnızca sorun değildir; sorun hakkında öğreneceklerinden duyduğu korkudur. Bu korku, gerçeğe bakmayı ertelettiğinde psikoloji ve davranışsal ekonomi literatüründe deve kuşu etkisi olarak anılan eğilimle karşılaşırız.
Deve kuşu etkisi nedir?
Deve kuşu etkisi, kişinin rahatsız edici olabileceğini düşündüğü bilgiden uzak durması veya dikkatini bu bilgiden çekmesidir. Kavram, özellikle yatırımcıların olumsuz piyasa haberleri karşısında hesaplarını kontrol etmekten kaçınmaları üzerinden incelenmiştir. Karlsson, Loewenstein ve Seppi’nin çalışması, insanların olumlu işaretler karşısında bilgiye yönelirken olumsuz işaretler karşısında bilgiden kaçınabilmesini ele alır.
Burada küçük bir düzeltme gerekiyor: Deve kuşlarının tehlike karşısında başlarını kuma gömdüğü düşüncesi bir efsanedir. Kavram, hayvanın gerçek davranışından değil, bu yaygın benzetmeden adını alır.
Deve kuşu etkisi bir psikiyatrik tanı değildir. Ayrıca her erteleme bu kavramla açıklanamaz. Bir işi zaman yetersizliği nedeniyle geciktirmekle, kötü haber alma korkusuyla sonucuna bakmamak farklıdır. Kavramın merkezinde istenmeyen bilgiden kaçınma bulunur.
Neden bilmek istemeyiz?
Bilginin kararlarımızı iyileştirmesini bekleriz. Ancak bilgi bazen kaygı, hayal kırıklığı veya sorumluluk da getirir.
Sweeny ve arkadaşlarının derlemesi, bilgi kaçınmasını, ulaşılabilir fakat istenmeyen bilginin edinilmesini engelleyen veya geciktiren davranışlar olarak tanımlar. İnsanlar bilgi mevcut inançlarını sarsabileceği, hoş olmayan duygular doğurabileceği ya da istemedikleri bir eylemi gerektirebileceği için kaçınabilir.
Örneğin bir veli, çocuğunun öğrenme güçlüğünü konuşmaktan uzak durabilir; çünkü görüşmenin ardından destek araması gerekecektir. Bir yönetici çalışanların eleştirilerini okumayabilir; çünkü uygulamalarını değiştirmesi gerektiğini duymak istemiyordur. Bunlar kavramı gündelik hayata uyarlayan temsili örneklerdir.
Bazen “Bilmek istemiyorum” cümlesinin altında şu düşünce yatar: “Öğrenirsem bir şey yapmak zorunda kalacağım.”
Bugünün rahatlığı, yarının yükü olabilir
Erteleme araştırmaları bu noktada tamamlayıcı bir açıklama sunar. Sirois ve Pychyl, ertelemeyi anlamada kısa vadeli duygu düzenlemesinin önemini vurgular: Kişi, zorlayıcı görevden uzaklaşarak o anki sıkıntısını azaltırken sonuçları gelecekteki kendisine bırakabilir.
Bilgiden kaçınma ile erteleme aynı şey değildir; fakat birbirini besleyebilir. Hesap özetini açmayan kişi ödeme planını da geciktirebilir. Öğrenci geri bildirimlerini okumayan öğretmen, dersindeki güçlükleri düzeltme fırsatını kaçırabilir.
Golman, Hagmann ve Loewenstein’ın kapsamlı derlemesi, insanların ücretsiz ve karar vermeye yararlı bilgilerden bile kaçınabildiğini; bunun bireysel ve toplumsal maliyetler doğurabildiğini gösterir. Bununla birlikte her bilgiyi her an öğrenmek yararlı değildir. Gereksiz bilgi yükünü sınırlandırmakla, önemli bir sorunu değerlendirmeyi sürekli ertelemek arasında ayrım yapmak gerekir.
Gerçeğe bakmayı nasıl kolaylaştırabiliriz?
Bu araştırmalardan hareketle gündelik yaşamda uygulanabilecek birkaç adım önerilebilir:
-
Kaçındığınız bilgiyi adlandırın. “Tam olarak neyi öğrenmek istemiyorum?” sorusunu yazın.
-
Duyguyu fark edin. Korku mu, utanç mı, çaresizlik mi? Duyguyu tanımak, kaçınmanın nedenini anlamayı kolaylaştırabilir.
-
İlk adımı küçültün. Bütün sorunu çözmeye çalışmak yerine önce mesajı okuyun, belgeyi açın veya görüşme için zaman belirleyin.
-
Bilgiye bir eylem planı ekleyin. “Sonuç düşündüğümden kötüyse kime danışacağım?” sorusuna önceden cevap hazırlayın.
-
Ertelemeyi tarihlendirin. “Sonra bakarım” yerine belirli bir gün ve saat seçin; gerekiyorsa güvendiğiniz birinden destek isteyin.
Gerçeği öğrenmek, her şeyi hemen çözmek zorunda olmak değildir. Bazen yalnızca nerede durduğumuzu görmemizi sağlar.
Bugün kendimize şu soruyu sorabiliriz: Hayatımda, öğrenmekten çekindiğim için büyümesine izin verdiğim hangi sorun var?
Ardından tek bir somut adım atalım. Çünkü kapatılan ekran haberi değiştirmez; fakat açılan ekran, bir sonraki kararımızı değiştirebilir.
NOT: Deve kuşları avcıları görüce veya korktuklarında başlarını asla kuma sokmazlar. Bu inanış, tamamen bir yanılgı ve efsaneden ibarettir. Eğer başlarını tamamen kuma gömselerdi, nefes alamayıp boğulurlardı. Buradaki amacımız konuyu bir ironi olarak ele alıp, kendimize yönelik bir hayat dersi çıkarmaktır. Kaynak
Kaynaklar
- Karlsson, N., Loewenstein, G. ve Seppi, D. (2009). The ostrich effect: Selective attention to information. Journal of Risk and Uncertainty, 38, 95–115.
- Sweeny, K., Melnyk, D., Miller, W. ve Shepperd, J. A. (2010). Information avoidance: Who, what, when, and why. Review of General Psychology, 14(4), 340–353.
- Golman, R., Hagmann, D. ve Loewenstein, G. (2017). Information avoidance. Journal of Economic Literature, 55(1), 96–135.
- Sirois, F. M. ve Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.
- San Diego Zoo Wildlife Alliance. Ostrich. Kavramın dayandığı hayvan davranışı efsanesini açıklayan kaynak.
Tavsiye Edilen Makaleler
Gelecekteki Benliğimize Neden Bir Yabancı Gibi Davranıyoruz?
Öz Güvenin Ayarı – Başarılı Olduğunu Neye Dayanarak Söylüyorsun?
Erteleme Psikolojisi – Filmin Adı: Şimdiki Sen Gelecekteki Sana Karşı










