Motivasyon

Motivasyon ve Beyin – Motivasyon Durumunda Beynimizde Neler Oluyor?

Motivasyon ve Beyin – Hayatımız bir mücadele içinde geçerken, zorluklara karşı koymak ve yaptığımız işten zevk alabilmek için motivasyona ihtiyacımız vardır. Motivasyonun hayattaki en zor ama en önemli faktörlerden biri olduğuna şüphe yok.

Motivasyon Nedir?

Motivasyon başarı ile başarısızlık, hedef belirleme ile amaçsızlık, refah veya mutsuzluk arasındaki farktır.

Hayatımızı etkileyen bu önemli faktöre rağmen, motive olmak neden bu kadar zordur? 

İsviçre, Lozan’da bulunan İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nden (EPFL) Profesör Carmen Sandi ve Edinburgh Üniversitesi’nden Dr. Gedi Luksys liderliğindeki bilim adamlarının cevap aradıkları soru budur.

Önceki çalışmalar Motivasyon ve Beyinle ilgili iki şeyi gösterdi.

Birincisi, insanlar, motive edilmiş davranışta bulunma kapasitesi bakımından çok farklıdırlar. “İlgisizlik” davranışı gibi motivasyonel sorunlar nörodejeneratif ve psikiyatrik bozukluklarda yaygındır.

İkincisi, Beynin kök kısmında bulunan “akümbens çekirdeği” (nucleus accumbens) adı verilen ödül merkezi , birçok araştırmanın konusu olmuştur. Çünkü yapılan araştırmalar, beynin bu kısmının özellikle nefret, ödül, güçlendirme ve motivasyon gibi işlevlerde önemli bir oyuncu olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Ödül yolu ise (Reward pathway) beynin merkezindeki ventral tegmental alan adlı bir bölgeden başlıyor. Burada özel nöronlar size sarsıcı bir haz veren ve sizi iyi hissettiren dopamin nörotransmitterini salgılıyorlar.

Motivasyon ve Beyin Etkileşimi…

Motivasyonu test etmek ve ölçmek için EPFL ekibi, içinde parasal ödül gücü olan bir görev tasarladı.

Buradaki fikir, katılımcıların artan ve ölçülebilir bir çabayla bir görevi yerine getirmeleri ve çabalarına karşılık gelen miktarlarda da para almalarıydı.

Temel yaklaşım şuydu: Daha fazlasını yapın ve daha fazla para kazanın.

Bu çalışmada 43 erkek, proton manyetik rezonans spektroskopisi veya 1H-MRS (Manyetik Rezonans Spektroskopisi ) adı verilen sofistike bir beyin görüntüleme tekniği ile “akümbens çekirdeği” (nucleus accumbens) metabolitlerini ölçmek için tarandı.

Beyindeki nörotransmiterler ve metabolitler gibi nörokimyasalların bolluğunu spesifik olarak ölçebilmektedir. Bu nedenle, 1H-MRS, nörolojik bozuklukları belirlemek için klinik ortamlarda kullanılır. (1) 

Deneyde Kullanılan Sıkma Cihazı

Deneyde yapılan iş, el kavrama kuvvetinin uygulanmasıyla başladı. Deneyde, katılımcılardan ilk olarak, maksimum güçleri veya kapasiteleriyle elleriyle tuttukları nesneyi (dinamometre – aparat cihaz) sıkmaları istendi.  Daha sonra, görev yerine getirilirken, her denemede, bir önceki maksimum sıkmanın % 50’si olan bir kuvvet eşiğine kadar sıkıştırmak zorunda kaldılar ve her denemeye atfedilen belirli parasal teşviki kazanmak için bu kuvveti belli aralıklarla 3 saniye boyunca uyguladılar. Görev, ardışık 80 denemeden oluşuyordu.

Her katılımcıdan kuvveti ölçen bir cihazı 0.2, 0.5 veya 1 İsviçre frangı kazanmak için, bir dinamometreyi 3 saniye boyunca belirli bir daralma seviyesine kadar sıkması istendi. Bu uygulama performansı oldukça zorlaştıran 120 ardışık deneme için tekrarlandı.

Deneyin fikri, kazanılan toplamların katılımcıları kuvvet zorlamaya yatırım yapıp yapmayacaklarına karar vermede ve her denemede görevi buna göre yerine getirmeye zorlayıp zorlamayacağını görmekti.

Bilim adamları ayrıca, rekabetin performans üzerindeki etkisini araştırmak için bu deneyi bireysel olarak ve ayrıca grup koşulları altında da yürüttüler. Böylece yarışma ve rekabetin de performansa etkisini ölçebileceklerdi.

Davranışsal verileri topladıktan sonra, araştırmacılar bunu, fayda, çaba ve performans fonksiyonları açısından ölçülmesi gereken en uygun parametreleri tahmin eden bir hesaplama modeliyle işlediler.

Bu, belirli nörotransmiter seviyelerinin belirli motivasyonel işlevleri tahmin edip etmediğini sorgulamalarına izin verdi.

Analiz, performansın ve dolayısıyla motivasyonun anahtarının, nucleus akümbens çekirdeğindeki “Glutamin” ve “Glutamat” adlı iki nörotransmiterin oranı içinde olduğunu ortaya çıkardı.

Spesifik olarak, glutaminin glutamata oranı, performansı uzun bir süre boyunca sürdürme kapasitemizle ilgilidir – araştırmacılar bunu “dayanıklılık” olarak adlandırıyorlar.

Glutamin ve Glutamat Nedir?

Glutamat, sinir sisteminde bulunan en bol uyarıcı sinir iletici olarak kabul edilen bir amino asit türüdür. Glutamik asitin bir anyonudur ve sentezi üzerine glutamin öncül olarak işlev görür. Glutamat negatif yüklüdür. Sitrik asit (TCA) döngüsünün bir parçası olarak bulunan alfa-ketoglutarik asit ile sentezlendiğinden, bu esaslı olmayan bir amino asittir.

Glutamat, insan vücudunda bulunan en bol amino asitlerden biri olarak kabul edilir ve vücutta bulunan çok çeşitli esansiyel ve gerekli olmayan amino asitler için bir kurucu molekül görevi yapar. Normal koşullardaki vücudun glutamat gereksinimi diyet vasıtasıyla karşılanır. (2) 

Bir başka keşif, rekabetin, görevin başlangıcından itibaren performansı artırdığını göstermesiydi.

Bu, özellikle akümbens çekirdeğinde düşük glutamin-glutamat oranları olan bireyler için geçerliydi.

Carmen Sandi, “Elde edilen bulgular motivasyon nörobilimi hakkında yeni bilgiler sağlıyor. Glutamin ve glutamat arasındaki dengenin, motive edilmiş performansın belirli, hesaplamalı bileşenlerini tahmin etmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.” diyor.

“Yaklaşımımız ve verilerimiz, metabolizmayı hedefleyerek efor katılımındaki eksiklikleri gideren beslenme müdahaleleri dahil olmak üzere tedavisel stratejiler geliştirmemize de yardımcı olabilir.”

Bu araştırma sonuçları yakında “Motivasyonu Destekleyen Besinler” diye yeni bir başlığın atılacağını gösteriyor.

Kaynak:

https://medicalxpress.com/news/2020-08-neuroscience.html

Tavsiye Edilen Makaleler:

Yaratıcılık Motivasyonu – Sezgiler ve Yaratıcılık Kesiştiğinde Bakın Ne Olur?

Başa dön tuşu