Sınıf Yönetimi – Zil çalmıştır. Çocuklar koridora koşarken öğretmen masasında birkaç saniye daha oturur. Az önce bir öğrencisine herkesin önünde bağırmıştır. Şimdi sınıf sessizdir; fakat zihnindeki konuşma devam etmektedir: “Böyle davranmamalıydım. Yarın o çocuğun yüzüne nasıl bakacağım?”
Bu temsili sahnede öğretmeni asıl yoran, yalnızca yaşanan olay değildir. Olayın ardından kendisine verdiği hükümdür: “Ben kötü bir öğretmenim.”
Okullarda ders planlarını, sınav sonuçlarını ve sınıf yönetimini konuşuyoruz. Peki öğretmenin kendi içinde taşıdığı bu cümleleri konuşabileceği bir yer açıyor muyuz?
Ashley Lusk, Education Week’te yayımlanan yazısında öğretmenliğin çoğu zaman görünmeyen bu duygusal boyutuna dikkat çekiyor. Verdiği örnekler, sınıftaki bazı sert tepkilerin gerisinde kontrolü kaybetme veya yetersiz görünme korkusunun bulunabileceğini düşündürüyor. Ancak meseleyi biraz daha derinleştirmek gerekiyor: Utanç ortaya çıktığında okul, öğretmeni susmaya mı, öğrenmeye mi yöneltiyor?
Bir hata, insanın bütün kimliği değildir.
Sınıf Yönetimi – Psikoloji literatüründe utanç ile suçluluk arasında önemli bir ayrım yapılır. Utanç, kişinin bütün benliğini olumsuz değerlendirmesine; suçluluk ise belirli bir davranışına odaklanmasına karşılık gelir. “Ben yetersizim” ile “Bu durumda yanlış davrandım” arasındaki fark budur.
Tangney ve arkadaşlarının araştırma derlemesi, utancın saklanma ve uzaklaşmayla; davranışa odaklanan suçluluğun ise özür dileme ve telafi çabalarıyla daha fazla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bunlar herkes için değişmez kurallar değildir, fakat öğretmen gelişimini anlamak için güçlü bir çerçevedir.
Bu ayrımdan eğitim adına çıkarabileceğimiz sonuç açıktır: Öğretmenin hatasını kimliğine yapıştırdığımızda, düzeltmesi gereken davranışı konuşmak zorlaşabilir.
Utanç duymak, tek başına iyi öğretmenliğin kanıtı değildir. Utancı bastırmak da çözüm değildir. Asıl mesele, yaşanan duyguyu sorumluluk almaya ve davranışı değiştirmeye dönüştürebilmektir.
Sınıf yönetiminin bir de duygu yönetimi vardır.
Bir öğrencinin derse katılmaması, öğretmen tarafından “Beni önemsemiyor” şeklinde yorumlanabilir. Oysa aynı davranışın ardında anlamama, yorgunluk, kaygı veya başka bir güçlük bulunabilir. Öğretmenin kendi korkusunu fark etmesi, bu ihtimalleri değerlendirecek bir düşünme aralığı açabilir.
Jennings ve Greenberg’in “Prososyal Sınıf” modeli, öğretmenin sosyal ve duygusal yeterlikleriyle iyi oluşunu; destekleyici öğretmen–öğrenci ilişkileri ve etkili sınıf yönetimiyle birlikte ele alır. Bu, öğretmenin duygusal dünyasının eğitim sürecinin bir parçası olduğunu hatırlatır.
Üstelik bu beceriler desteklenebilir. Otuz altı ilkokulda 224 öğretmenin katıldığı randomize kontrollü CARE araştırmasında, duygu becerileri ve bilinçli farkındalık içeren mesleki gelişim programının duygu düzenleme ve psikolojik sıkıntı ölçümlerinde olumlu etkileri bulundu. Bu sonuç, her okulda aynı başarının elde edileceğini garanti etmez; öğretmene düzenli destek sunmanın araştırmaya dayalı bir karşılığı olduğunu gösterir.
Öğretmenler odasında yardım istemek mümkün mü?
Sınıf Yönetimi – Bir öğretmen “Bugün sınıfta kontrolümü kaybettim” dediğinde karşılaştığı cevap, okulun kültürü hakkında çok şey anlatır.
“Sen de sınıfına hâkim olamıyorsun” sözü konuşmayı kapatabilir. “Ne oldu, öğrenciyi nasıl etkiledi, şimdi neyi düzeltebiliriz?” sorusu ise sorumlulukla birlikte öğrenmeye alan açar.
Amy Edmondson’ın 51 iş ekibiyle yürüttüğü araştırmada, kişiler arası risk almanın güvenli kabul edildiği ekiplerde öğrenme davranışları daha güçlüydü. Araştırma okullarda yapılmamıştı; fakat bulgusundan eğitim kurumları için şu öneri çıkarılabilir: Yardım istemenin ve hatayı açıklamanın küçük düşürülme sebebi olmadığı bir çalışma ortamı kurmak.
Bunun somut karşılığı, yeni öğretmene güvenilir bir mentor sağlamak; zor olayların ardından mahremiyeti koruyan kısa değerlendirmeler yapmak; geri bildirimi kişiliğe değil gözlenebilir davranışa yöneltmektir. Okul yönetimi, iş yükünü ve destek eksikliğini de değerlendirmelidir. Bütün yükü öğretmenin “daha dayanıklı” olmasına bırakamayız.
Öğretmeni dinlerken öğrencinin yaşadığını da görünür tutmalıyız. Aşağılayıcı davranışın ardından gerektiğinde özür, telafi ve tekrarını önleyecek bir plan gelmelidir. Örneğin öğretmen şöyle diyebilir: “Dün sana sesimi yükseltmem doğru değildi. Bunun sorumluluğu bana ait. Sorunu daha sakin konuşacağız.”
Böyle bir cümle, çocuğa yetişkinlerin de kendilerini değerlendirebildiğini gösterir.
Eğitim, akıl kadar kalple de yürütülen bir iştir. Öğretmenin mesleki gelişimi; bilgisine, muhakemesine ve duygularını tanımasına birlikte alan açmalıdır.
Yarın öğretmenler odasında küçük bir adım atabiliriz: Bir meslektaşımız zorlandığını söylediğinde hemen hüküm vermeden dinlemek. Çünkü kimi zaman daha iyi bir dersin başlangıcı, öğretmenin güvenle kurabildiği şu cümledir:
“Yardıma ihtiyacım var.”
Kaynaklar
- Lusk, A. (2026, 6 Ekim). Shame Is a Natural Part of Teaching. Does Your School Make Space for It? Education Week. Kullanıcının paylaştığı çıkış metni.
- Tangney, J. P., Stuewig, J. ve Mashek, D. J. (2007). Moral Emotions and Moral Behavior. Annual Review of Psychology, 58, 345–372.
- Jennings, P. A. ve Greenberg, M. T. (2009). The Prosocial Classroom: Teacher Social and Emotional Competence in Relation to Student and Classroom Outcomes. Review of Educational Research, 79(1), 491–525.
- Jennings, P. A. ve arkadaşları (2017). Impacts of the CARE for Teachers Program on Teachers’ Social and Emotional Competence and Classroom Interactions. Journal of Educational Psychology, 109(7), 1010–1028.
- Edmondson, A. (1999). Psychological Safety and Learning Behavior in Work Teams. Administrative Science Quarterly, 44(2), 350–383.
Tavsiye Edilen Makaleler
Sınıf Yönetimi – Sınıfla Uyum Oluşturmak İçin 9 İpucu
Sınıf Yönetiminde Öğrenci Katılımı – Aktif Öğrenme Yöntemleri Kullanın
Etkili Sınıf Yönetimi – Sınıfı Toptan Cezalandırmanın Tehlikeli Sonuçları










