Problem Çözme / Bir öğrenci matematikte başarısız oluyor. Hemen daha fazla ders çalışmasını söylüyoruz. Bir çalışan işini zamanında bitirmiyor. Zaman yönetimi eğitimine gönderiyoruz. Bir ekip toplantılarda fikir üretmiyor. Motivasyon semineri düzenliyoruz. Çocuğumuz odasını toplamıyor. “Biraz daha sorumluluk sahibi ol.” diyoruz.
Sonra şaşırıyoruz; Neden hiçbir şey değişmedi? Belki de sorun çözümümüzün yetersiz olması değildir.
Yanlış problemi çözmeye çalışıyor olabiliriz.
Örgüt psikologu Jessica Diaz, The Problem Isn’t the Problem başlıklı TEDx konuşmasında bu noktadan hareket ediyor ve problemlerin altında aranabilecek üç temel boşluğa dikkat çekiyor:
Bilgi, beceri ve zihniyet
Bu basit ayrım, problem çözme biçimimizi değiştirebilir.
1. Bilmiyor mu? — Bilgi Boşluğu
İlk ihtimal kişinin ne yapacağını bilmemesidir.
Yeni işe başlayan bir çalışan raporun nasıl hazırlanacağını bilmiyorsa sorun motivasyon değildir.
Öğrenci matematik probleminin hangi formülle çözüleceğini bilmiyorsa, “Biraz daha gayret et.” demek yeterli olmayacaktır. Burada bilgi eksikliği vardır.
Çözüm öğretmek, açıklamak, örnek göstermek veya doğru bilgiye erişmesini sağlamaktır.
Fakat bildiği hâlde yapamıyorsa?
O zaman ikinci soruya geçmeliyiz.
2. Biliyor Ama Yapamıyor mu? — Beceri Boşluğu
Bilmek ile yapabilmek aynı şey değildir.
- Bisiklete nasıl binildiğini okuyarak öğrenebilirsiniz ama bisiklete binmeyi kitap okuyarak kazanamazsınız.
- Bir öğretmen etkili sunum tekniklerini biliyor olabilir fakat sınıf karşısında uygulamakta zorlanabilir.
- Bir yönetici geri bildirim vermenin önemini bilir ama zor bir çalışanla konuşurken bunu gerçekleştiremeyebilir.
Burada çözüm daha fazla bilgi vermek değildir.
Pratik, tekrar, geribildirim ve deneyim gerekir.
İşte kurumların sık yaptığı hatalardan biri burada ortaya çıkar: Her performans problemini eğitim problemi sanmak.
Oysa insan bazen ne yapacağını biliyor fakat henüz yapabilecek ustalığa sahip olmayabiliyor.
3. Biliyor, Yapabiliyor Ama Yapmıyor mu? — Zihniyet Boşluğu
Üçüncü ihtimal daha karmaşıktır.
Kişi ne yapacağını biliyor.
Yapabilecek beceriye de sahip.
Ama yapmıyor.
Neden?
Belki yaptığı işin işe yarayacağına inanmıyor.
Belki başarabileceğine güvenmiyor.
Belki değişimin gerekli olduğunu düşünmüyor.
Belki de kurumun söylediğiyle ödüllendirdiği davranış birbirinden farklı.
İşte burada Diaz’ın üçüncü alanı devreye giriyor:
Mindset — zihniyet
Zihniyet problemi yaşayan birine yeni bilgi vermek çoğu zaman işe yaramaz. Çünkü sorun bilmemesi değil, bildiği şeye yüklediği anlamdır.
Yanlış Teşhis Yeni Sorunlar Üretebilir
Asıl tehlike yalnızca problemin çözülmemesi değildir.
Yanlış çözüm yeni problemler de oluşturabilir.
- Beceri problemi yaşayan çalışana, “Biraz daha istekli ol.” demek kendisini yetersiz hissettirebilir.
- Bilgi eksikliği bulunan öğrenciye, “Sen yeterince çalışmıyorsun.” demek öğrenme problemini özgüven problemine dönüştürebilir.
- Sistemden kaynaklanan bir aksaklığı çalışanların motivasyonuna bağlamak ise kurumda güvensizlik yaratabilir.
Bu nedenle iyi problem çözücüler hemen cevap veren insanlar değildir. Doğru soruyu biraz daha uzun süre sorabilen insanlardır.
Dördüncü Soruyu da Eklemeliyiz: Sistem İzin Veriyor mu?
Diaz’ın üçlü modeli güçlü bir başlangıç noktasıdır. Ancak örgütsel problemlerde buna bir soru daha eklemek yararlı olabilir:
İnsan biliyor, yapabiliyor ve yapmak istiyor; peki sistem bunu yapmasına izin veriyor mu?
Çalışandan yaratıcı olmasını isteyip her hatayı cezalandırıyorsanız sorun çalışanın yaratıcılığında olmayabilir.
Öğretmenden öğrenci merkezli eğitim isteyip programı yetiştirmesi için sürekli baskı yapıyorsanız problem öğretmenin pedagojik bilgisinden ibaret değildir.
Bir çalışana, “İnisiyatif kullan.” deyip bütün kararları yöneticinin onayına bağlıyorsanız eğitim vermek sorunu çözmez.
Çünkü bazen insanı değiştirmeye çalışırken sistemi gözden kaçırırız.
İyi Lider Önce Aynayı Kendisine Çevirir
Diaz’ın konuşmasının en güçlü taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.
Bir problemle karşılaştığımızda üç soruyu yalnızca karşımızdaki kişiye değil, kendimize de sormalıyız:
- Benim bilmediğim ne var?
- Benim geliştirmem gereken hangi beceri var?
- Benim hangi varsayımım veya zihniyetim problemi görmemi engelliyor?
Bu yaklaşım suçlama kültürünü problem çözme kültürüne dönüştürebilir. Çünkü “Kim hata yaptı?” sorusu geçmişe bakar. “Bu sonucu hangi koşullar üretti?” sorusu ise geleceği değiştirebilir.
Çözümden Önce Teşhis
Bir sonraki kez evde, okulda veya işyerinde bir problemle karşılaştığınızda hemen çözüm üretmeyin.
Önce sorun:
Bilmiyor mu?
Biliyor ama yapamıyor mu?
Biliyor ve yapabiliyor ama farklı mı düşünüyor?
Yoksa içinde bulunduğu sistem doğru davranışı zorlaştırıyor mu?
Bazen bir problemi çözmenin en hızlı yolu hemen çözmeye çalışmamaktır.
Önce biraz durmak, gözlemlemek ve doğru teşhisi koymaktır.
Çünkü yanlış teşhise verilen mükemmel bir çözüm bile yanlış çözümdür.
Belki de problem çözme konusunda öğrenmemiz gereken en önemli beceri yeni cevaplar bulmak değildir.
Doğru problemi bulmaktır.
Tavsiye Edilen Makaleler
Problem Çözme Becerisi – Karşılaştığınız Sorunları Nasıl Çözüyorsunuz?














