Algoritmik Zevk / En sevdiğiniz şarkıyı gerçekten siz mi keşfettiniz, yoksa bir algoritma onu yeterince sıklıkta karşınıza çıkardığı için mi sevdiniz?
Dinlediğimiz müzikten okuyacağımız kitaba, izleyeceğimiz filmden satın alacağımız ayakkabıya kadar seçimlerimiz artık görünmez bir rehber eşliğinde yapılıyor. Öneri algoritmaları geçmiş davranışlarımızı analiz ederek “Bunu da beğenebilirsiniz.” diyor. İlk bakışta bu, hayatı kolaylaştıran masum bir hizmettir. Fakat algoritma yalnızca zevkimizi tahmin etmiyor; zamanla zevklerimizi de biçimlendiriyor.
Algoritma Bizi Nasıl Tanıyor?
Algoritmik Zevk / Bir şarkıyı sonuna kadar dinlememiz, bir videoyu tekrar izlememiz, hangi kitabın kapağında durduğumuz ve hangi ürünü sepete ekleyip vazgeçtiğimiz kaydediliyor. Algoritma, söylediklerimizden çok davranışlarımızı izliyor.
Fakat burada önemli bir yanılgı var: Sistem bizim kim olduğumuzu tam olarak bilmez. Yalnızca ölçebildiği davranışlarımızdan bir profil çıkarır. Merak ederek tıkladığımız bir sevimsiz içerik gerçek ilgimiz olarak sanılabilir. Yorgun bir akşam izlediğimiz sevimsiz videolar, kalıcı zevkimiz gibi yorumlanabilir.
Böylece algoritma bizi tanımakla kalmaz; eksik bir benlik tasarımı üretir ve sonraki önerilerini bu tasarıma göre yapar.
Tekrar, Zevke Dönüşebilir
Algoritmik Zevk / İnsan zihni tanıdık olana karşı yakınlık geliştirme eğilimindedir. Bir şarkıyı, yazarı veya yüzü tekrar tekrar görmek, onu daha kolay benimsememize yol açabilir. Algoritmanın üst sıralara taşıdığı içerikler daha çok görülür; daha çok görülenler daha fazla seçilir; seçimler de algoritmaya “Doğru öneride bulundun.” mesajı verir.
Böylece bir geri bildirim döngüsü oluşur: Gördüğümüzü seçer, seçtiğimizi sever, sevdiğimizi sandığımız şeyleri yeniden görürüz.
Müzik algoritmaları üzerine yapılan bir literatür incelemesi, öneri sistemlerinin görünüşte özgür ve kişiselleştirilmiş bir ortamda zevkleri hem haritalandırdığını hem de şekillendirdiğini belirtiyor.
Algoritma Ufkumuzu Daraltır mı?
Öneri sistemlerinin yalnızca olumsuz çalıştığını söylemek de doğru değildir. İyi tasarlanmış bir algoritma, kendi başımıza bulamayacağımız sanatçıları, kitapları ve filmleri önümüze çıkarabilir. Nitekim bazı araştırmalar, yeni öneri biçimlerinin ilgiyi popüler eserlerden daha az bilinen içeriklere dağıtabildiğini gösteriyor.
Sorun algoritmanın varlığı değil; bütün keşiflerimizi ona bırakmamızdır. Sürekli geçmiş tercihlerin benzerleriyle karşılaşmak, zevki derinleştirmek yerine tekrar ettirebilir. İnsan yeni olanla karşılaşmadığında beğenisini geliştiremez; yalnızca alışkanlığını sürdürür.
Zevkinizin Direksiyonunu Kaptırmayın, Ya da Geri Alın
Haftada bir kez algoritmanın önerdiği listeyi kapatın. Hiç bilmediğiniz bir müzik türünü dinleyin. Bir kitabı “Benzer ürünler” bölümünden değil, bir kütüphanecinin rafından seçin. Arkadaşınızdan sevmediğiniz bir filmi önermesini isteyin. Bir müzik albümünü atlamadan baştan sona dinleyin.
Dijital platformlardan vazgeçmek zorunda değiliz. Fakat algoritmayı yardımcı konumunda tutmalı, zevkimizin sahibi hâline getirmemeliyiz.
Çünkü özgür seçim, yalnızca istediğimizi seçmek değildir. Önümüze hiç getirilmemiş seçenekleri arama cesaretidir.
Tavsiye Edilen Makaleler
Algoritmalar Bizi Nasıl Yönlendiriyor? Dijital Dünyada Özgürlüğümüz Ne Olacak?
Algoritmaların Dikkatle Dansı – Dikkatimizi Bizden Daha mı İyi Tanıyorlar?
Yapay Zekânın Vicdanı Var mı? Algoritmaların Ahlakı, Suçları ve Sınırları











