Son yıllarda “dikkat süresi” üzerine yapılan tartışmalar popüler kültürden akademiye kadar uzandı. Neurolog Richard Cytowic, Your attention span is ruining your life konuşmasında dikkatimizin modern yaşama göre tasarlanmadığını, günümüz teknolojilerinin beynimizin sınırlı dikkat kaynaklarını sürekli tükettirdiğini ileri sürüyor. Ona göre dikkat bir erdem değil, sonlu bir enerji bütçesi ve modern hayat bunu tüketmek üzere programlanmış durumda.
Bu iddia kulağa radikal gelebilir ama beynin çalışma biçimini, teknolojinin etkilerini ve psikolojik sonuçları baktığımızda bu bakışın pek de aşırı olmadığı görülebilir.
1. Dikkat Nedir? Yeni Bir Tanımlama
Klasik olarak dikkat, bir göreve odaklanabilme süresi olarak tanımlanır. Ancak modern nörobilim bu tanımı genişleterek seçici dikkat, sürekli dikkat ve dikkati değiştirebilme gibi alt başlıklara böler. Bu sistemler birbirinden farklı beyin devrelerini kullanır ve her biri sınırlı enerji ve kaynakla çalışır.
Yani beynin “dikkat kapasitesi” sabit bir güç gibi düşünülebilir. Ne kadar çok uyarana maruz kalırsanız bu kaynak o kadar hızlı tükenir.
2. Dikkat Süreleri Gerçekten Kısaldı mı?
Bazı araştırmalar, insanların tek bir göreve odaklanma sürelerinin ortalama 2.5 dakikadan yaklaşık 40–47 saniyeye kadar gerilediğini gösteriyor. Bu sayı kesin bir sınır değil ve ölçüm yöntemlerine göre değişir, ama genel eğilim aynıdır: Sürekli odaklanma anlık dikkat kırılmalarına yenik düşüyor.
Bu durum birkaç faktöre bağlı:
-
Sık sık kesintiye uğrama: Bildirimler, mesajlar, anlık içerikler sürekli dikkatimizi böler.
-
Çoklu görev illüzyonu: Aynı anda birçok şeye dikkat edebildiğimizi düşünsek bile aslında beynimiz sürekli görevi değiştirir; bu da performansı düşürür ve zihinsel kaynak tüketir.
-
Kısa format içerikler: TikTok, Reels gibi içerikler beynimizi kısa, hızla değişen uyarılara alıştırır; bu da uzun odaklanma ihtiyacı olan görevlerde zorlanmamıza yol açar.
Bu yüzden dikkat süresinin “kısalması” bir “beyin bozulması” değil, çevresel sinyaller ve uyarılma biçimimizin değişmesiyle dikkat kaynaklarımızın dağılımıdır.
3. Modern Ortam: Neden Beynimiz Bu Kadar Zorlanıyor?
Cytowic’nin temel vurgusu, beynimizin evrimsel olarak Taş Devri’nden kalma bir organ olması ve bilgi aşırı yüküne adapte olamayışıdır.
Gerçekten de:
-
Atalarımız için dikkat, tehlikeyi tespit etme ve sürdürme ile ilgiliydi.
-
Bugün ise 24 saat bildirimler, sosyal medya akışları ve fragman bilgi bombardımanı var.
Bu durum beynin enerji bütçesini aşırı zorlar. Sonuç: odaklanma kaybı, yorgunluk, mental tükenmişlik hissi.
4. “Dikkat Kaybı” Gerçek Bir Sorun mu?
Bu soruya cevap iki boyutta olabilir:
a) Kişisel düzeyde
Evet, her gün sürekli dikkat kırılmaları yaşamamız, iş performansını ve öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca bu durum stres, kaygı ve mental yorgunlukla ilişkili bulunmuştur.
b) Toplumsal düzeyde
Bazı düşünürler bu durumu sadece bireysel bir problem olarak görmez; bu dikkat kırılmasının sosyal, ekonomik ve kültürel nedenleri olduğunu savunur. Kapitalist üretim modelleri, sürekli yeni uyaran üretme ve tüketme döngüsü beynimizi algoritmik dikkat tuzaklarına sürükler.
Yani “dikkat azalıyor” demek basit bir fenomen değil; modern yaşam tarzının bir sonucu.
5. Dikkati Artırmanın Bilimsel Yolları
Birçok uzman artık dikkat kaybının sadece teknolojiyi suçlamanın ötesinde olduğunu, bununla birlikte bilinçli stratejilerle düzeltilebileceğini söylüyor:
-
Dikkat egzersizi: Pomodoro gibi tekniklerle bilinçli odak blokları oluşturmak.
-
Bildirim kontrolü: Gereksiz uyaranları kapatmak.
-
Teknolojiyi bilinçli kullanma: Beynin enerji bütçesini korumak için ekran molaları.
-
Fiziksel aktivite: Egzersiz dikkat ve zihinsel berraklığı destekler.
Araştırmalar dikkat gibi bilişsel süreçlerin “kas gibi” güçlendirilebileceğini gösteriyor.
6. Sonuç: Dikkat Kaybı Bir Felaket mi?
Cytowic’nin iddiası çarpıcı: Dikkat “bitiyor” değil, modern hayat bizi bu kaynağı verimsiz kullanmaya zorluyor. Dikkat sadece bir erdem değil, bir enerji bütçesi, bir kaynak. Bunu doğru yönetirsek, odaklanma kapasitemizi geri kazanabiliriz.
Bilimsel veriler bize gösteriyor ki dikkat süresi, teknolojinin ve yaşam biçimimizin bir sonucu olarak değişiyor. Bu kaybı “beynimiz bozuluyor” diye okumak yerine, bilinçli alışkanlıklarla ve çevresel düzenlemelerle bu kaynağı koruyabilir ve güçlendirebiliriz.
Kaynaklar
-
Cytowic, R. E. (2023). Your attention span is ruining your life.
(TEDx konuşması – dikkat kaynaklarının sınırlılığı ve modern uyarıcıların etkisi üzerine) -
Ophir, E., Nass, C., & Wagner, A. D. (2009).
Cognitive control in media multitaskers.
Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS).
→ Yoğun medya çoklu görev yapan bireylerde dikkat kontrolünün zayıfladığına dair bulgular. -
Rosen, L. D., Lim, A. F., Carrier, L. M., & Cheever, N. A. (2011).
An empirical examination of the educational impact of text message-induced task switching in the classroom.
Educational Psychology.
→ Sürekli bölünmenin akademik performansa etkisi. -
Mark, G., Gudith, D., & Klocke, U. (2008).
The cost of interrupted work: More speed and stress.
CHI Conference Proceedings.
→ İş ortamında kesintilerin stres ve performans üzerindeki etkileri. -
Loh, K. K., & Kanai, R. (2016).
How has the internet reshaped human cognition?
The Neuroscientist.
→ İnternet kullanımının dikkat ve bilişsel süreçler üzerindeki etkisi. -
Carr, N. (2010).
The Shallows: What the Internet Is Doing to Our Brains.
→ Dijital ortamın derin düşünme kapasitesi üzerindeki etkisine dair literatür sentezi. -
Sweller, J. (1988).
Cognitive load during problem solving.
Cognitive Science.
→ Bilişsel yük kuramı; dikkat kapasitesinin sınırlılığı. -
Posner, M. I., & Petersen, S. E. (1990).
The attention system of the human brain.
Annual Review of Neuroscience.
→ Dikkatin nörolojik alt sistemleri.











