Psikoloji

Düşünce Hataları – Yanlış İnançlara Neden Boyun Eğeriz?

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – İnsanda bir tuhaflık var; sahip olduğu iyi, doğru, güzel fikirlerden kolayca vaz geçerken veya olumlu davranışlarını herhangi bir etkiyle kolayca değiştirirken,  yanlış veya saplantılı bir şekilde kabullendiği olumsuz düşüncelerden veya davranışlardan vaz geçemiyor.

Neden sapkın ideolojiler kendilerine taraftar buluyorlar?

İnsan ve fikir değiştirme konusunda Tolstoy’un şöyle bir ifadesi var.

En zor konular, daha önce bu konuyla alakalı hiç bir fikri olmayan en kalın kafalı bir insana bile anlatılabilirken ve o insan da ikna olduğu bu yeni fikri kolayca savunurken; en basit bir konu, sabit fikirli bir insana şüphelerden arınmış olarak açıklanamaz.

Peki neden?

Neden gerçekler fikrimizi ve aklımızı değiştirmiyor? Ve neden birileri yanlış bir fikre inanmaya devam ediyor? Bu tür davranışlardan hangi sonuçları çıkarabiliriz?

Yanlış İnançların Mantığı – Düşünce Hataları

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – Bir yanlışı işlemenin en kolay yolu onu makulleştirmektir. Akla ve mantığa uygun hale getirmek, sonra da onu işlemektir. Bazen önce davranma sonra makulleştirme gelir. Anadolu’da bir söz vardır; “Kedi yavrusunu yiyeceği zaman, fareye benzetirmiş.” derler. İnsanların da hayatta kalabilmek için dünya hakkında makul bir görüşe ihtiyaçları vardır. Gerçeklik modeliniz, gerçek dünyadan farklıysa, yani hayali kalıyorsanız yeni aksiyonlara ihtiyacınız var demektir.

Makulleştirmenin temel mantığında doğru olup olmama yaklaşımından çok, psikolojimiz üzerinde olumlu etki oluşturup oluşturmadığına bakılmalıdır.

Ancak, insan zihni için önemli olan tek şey doğruluk ve doğru olmamak değildir. İnsanların derin bir aidiyet arzusu var gibi görünüyor.

James Clear’ın dediği gibi, “İnsanlar sürü hayvanlardır. Uyum sağlamak, başkalarıyla bağ kurmak ve akranlarının saygısını ve onayını kazanmak istiyoruz. Bu tür eğilimler hayatta kalmak için çok önemlidir.

Toplum tarafından kabul edilme eğilimi ve toplumsal uyum insanların yanlış düşünceleri kabullenmesinin önemli nedenlerinden biridir. Bu durum, yanlış olsa da bir şeyi kabullenme konusunda etkili bir faktördür. “Beyinden Beyine Satış” eğitimlerimizde bahsettiğim “Asch Deneyi” ve sonucu insanların gruba uyum sağlamak için yanlışları kabullenmesiyle ilgili çok güzel bir örnektir.

Çoğu durumda sosyal bağlantı, belirli bir gerçeğin veya fikrin gerçekliğini anlamaktan ziyade günlük yaşamınız için daha yararlıdır.

Her zaman doğru şeylere inanmıyoruz. Bazen bizi, önem verdiğimiz insanlara iyi görünmemizi sağlayan şeylere de inanıyoruz.

Kevin Simler, “Bir beyin belirli bir inancı benimsemek için ödüllendirileceğini tahmin ederse, bunu yapmaktan mutluluk duyuyor ve ödülün nereden geldiğini pek umursamıyor – pragmatik olsun ( daha iyi kararlardan kaynaklanan daha iyi sonuçlar), sosyal (birinin akranlarından daha iyi görünme) veya bu ikisinin bir karışımı…

Yanlış inançlar, olgusal anlamda yararlı olmasalar bile sosyal anlamda yararlı olabilir. Daha iyi bir ifade eksikliği nedeniyle, bu yaklaşıma “gerçekte yanlış, ama sosyal olarak doğru” diyebiliriz. İkisi arasında seçim yapmak zorunda kaldığımızda, insanlar genellikle gerçeklerden daha çok arkadaş ve aileyi seçerler.

—– Sponsor Bağlantı – Sponsor Bağlantı —–

KİŞİSEL GELİŞİM İÇİN

Beyin Temelli Eğitimler

—– Yazının Devamı – Yazının Devamı —–

Gerçekler Aklımızı Değiştiremez, Ama Arkadaşlıklar Değiştirir!

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – Birini fikrini değiştirmeye ikna etmek, onları kabilelerini değiştirmeye ikna etme süreci gibidir. Eğer inançlarından vazgeçerlerse, sosyal bağlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Topluluğunu da alırsan birisinin fikrini değiştirmesini bekleyemezsin. Onlara gidecekleri bir yer vermelisin. Yalnızlık bir sonuçsa hiç kimse dünya görüşlerinin parçalanmasını istemez.

İnsanların zihnini değiştirmenin yolu, onlarla arkadaş olmak, onları topluma entegre etmek, onları kendi dairenizin içine almaktır. Artık sosyal olarak terk edilme riski yoksa inançlarını kolayca değiştirebilirler.

İngiliz filozof Alain de Botton Religion For Atheist kitabında, bizimle aynı fikirde olmayanlarla yemek yememizi önermektedir:

Bir grup yabancıyla bir masada oturmanın, onlardan hoşlanmaz bir tutumdan kaçınmanın eşsiz ve garip bir yararı vardır. Önyargı ve etnik çekişme, ırkçılık ve toplumsal yabancılaşma soyutlamayı besliyor. Bununla birlikte, bir yemek için gereken yakınlık – tabakları dağıtmak, aynı anda peçeteleri açmak, bir yabancıdan tuzu istemek gibi  – olağandışı kıyafetler giyen ve farklı bir şekilde konuşan yabancıların inançlarını tanımaya ve bilişme yeteneklerimizi canlandırmaya yarar.

Belki de insanları birbirine yakınlaştıran farklılıklar değil, kabilecilik ve düşmanlığı doğuran duygusal mesafedir. Yakınlık arttıkça anlayış da artar. Abraham Lincoln’ün sözünü hatırlayın: “O adamı sevmiyorum. Onu daha yakından tanımalıyım.”

Gerçekler zihnimizi değiştirmez; onunla arkadaşlık yapar.

İnançların Spektrumu (Görünge)

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – Spektrum kelime anlamı olarak, belli bir aralık içinde birçok farklı noktanın olması durumudur. Bir nevi yelpaze veya gökkuşağı gibi, spektrum denildiğinde de içinde bir sürü farklı durumun bulunduğu bir aralık anlaşılmalıdır.

Ben Casnocha bir defasında şunu demişti: Düşüncemizi değiştirme olasılığı en yüksek olan insanlar, konuların yüzde 98’inde aynı fikirde olduğumuz kişilerdir.

Tanıdığınız, beğendiğiniz ve güvendiğiniz biri radikal bir fikre inanıyorsa, bu fikri ölçüt olarak kabul edecek ve daima göz önünde bulundurma olasılığı daha yüksek olacaktır. Yaşamın birçok alanında onlarla zaten aynı fikirdedir. Belki de bu konuda onlar değil, sen fikrini değiştirmelisin. 

Bu ayrımı görselleştirmenin bir yolu, bir spektrumdaki inançları haritalamaktır. Bu spektrumu 10 birime bölerseniz ve kendinizi Konum 7’de bulursanız, birini Konum 1’de ikna etmeye çalışmanın anlamı yoktur. Boşluk çok geniştir. Konum 7’deyken, zamanınızı 6. ve 8. Pozisyonlardaki insanlarla bağlantı kurmak için harcarsanız ve onları yavaş yavaş yönünüze doğru çekebilirsiniz.

En ateşli argümanlar genellikle spektrumun zıt uçlarındaki insanlar arasında ortaya çıkar; ancak en sık öğrenme ise en yakındaki insanlardan gerçekleşir. 

Birisine ne kadar yakın olursanız, paylaşmadığınız bir veya iki inancın kendi zihninize akması ve düşüncelerinizi şekillendirmesi daha olası hale gelir. Bir fikir şu anki konumunuzdan ne kadar uzaksa, onu açıkça reddetme olasılığınız o kadar yüksektir.

Kitap Okuma Desteği

Mevcut dünya görüşünüzden yeterince farklı olan herhangi bir fikir tehdit edici olacaktır. Tehdit edici bir fikri düşünmek için en iyi yer tehdit edici olmayan bir ortamdır. Sonuç olarak, kitaplar genellikle inançları dönüştürmek için konuşmalardan veya tartışmalardan daha iyi bir araçtır.

Kitaplar konuşmalardaki benlik gerilimini giderir. Bir kitapla, konuşma okuyanın kafasındadır ve başkaları tarafından yargılanma riski olmadan gerçekleşir. Savunma hissetmediğinde açık fikirli olmak daha kolaydır. Okumak böyle elit bir davranıştır.

Tartışmalar, bir kişinin kimliğine bir ön saldırı gibidir. Bir kitap okumak, bir fikrin tohumunu bir kişinin beynine ekmek ve kendi terimleriyle büyümesine izin vermek gibidir.

Yanlış Fikirlerde Neden Israr Edilir?

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – Kötü fikirlerin yaşamaya devam etmesinin bir başka nedeni daha var:

Sessizlik her fikir için ölümdür. Asla konuşulmayan veya yazılmayan bir fikir, onu düşünen kişiyle birlikte ölür. Fikirler ancak tekrarlandıklarında hatırlanabilir. Onlar sadece tekrar edildiğinde inanılabilir duruma gelirler.  

İnsanların aynı sosyal grubun bir parçası olduklarını belirtmek için fikirleri tekrarlamaları kaçınılmaz bir gerçektir.  Ama işte çoğu insanın kaçırdığı çok önemli bir nokta şudur:

İnsanlar da şikayet ettiklerinde kötü fikirleri tekrar ederler.

Bir fikri eleştirdiğinizde insanların unutacağını umduğunuz fikirleri tekrarlamış oluyorsunuz. Konuşmaya devam edersiniz insanlar onları unutamazlar.

Kötü bir fikri ne kadar çok tekrarlarsanız, insanların buna inanması o kadar olasıdır.

Kötü bir fikre saldırmak o fikri güçlendirmektedir. Hatta yayılmasına hizmet etmektedir.

Kötü bir fikre her saldırdığınızda, yok etmeye çalıştığınız canavarı besliyorsunuz. İyi fikirleri savunmak için harcamanız gereken zaman, kötü fikirleri yıkmaya çalışmaktan daha değerlidir. Kötü fikirlerin neden kötü olduğunu açıklamak için zaman kaybetmeyin. Sadece cehalet ve aptallık alevini körüklemiş olursunuz.

Kötü bir fikrin başına gelebilecek en iyi şey unutulmasıdır. Yok sayılması ve yokluğa mahkum edilmesidir. İyi bir fikirde olabilecek en iyi şey ise, onun paylaşılmasıdır. Tyler Cowen’in “Bir fikrin yanlış olduğu hakkında konuşmak için mümkün olduğunca az zaman ayırın” sözü düşündürücüdür.

İyi fikirleri besleyin ve kötü fikirlerin açlıktan ölmesine izin verin.

Entelektüel Asker

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – Yanlış anlaşılmasın: Bir hatayı belirtmenin veya kötü bir fikri eleştirmenin asla yararlı olmadığını söylemiyorum. Ama kendine sormalısın, “Amaç nedir?

İlk etapta neden kötü fikirleri eleştirmek istiyorsunuz? Muhtemelen, kötü fikirleri eleştirmek istiyorsunuz, çünkü daha az insan onlara inanırsa dünyanın daha iyi olacağını düşünüyorsunuz. Başka bir deyişle, insanlar birkaç önemli konuda fikrini değiştirirse dünyanın düzeleceğini düşünüyorsunuz.

Amaç aslında zihinleri değiştirmekse, o zaman diğer tarafı eleştirmenin en iyi yaklaşım olduğuna inanmıyorum.

Çoğu insan öğrenmek değil kazanmak ister. Julia Galef’in söylediği gibi: insanlar izcilerden ziyade askerler gibi davranırlar.

Askerler, onlardan farklı insanları yenmek için entelektüel saldırıya giriyorlar. Zafer operatif (uygulamalı) bir duygudur. İzciler, bu arada, yavaş yavaş araziyi başkalarıyla eşleştirmeye çalışan entelektüel kaşifler gibidir. Merak ise itici güçtür.

İnsanların inançlarınızı benimsemesini istiyorsanız, daha çok izci gibi ve daha az asker gibi davranmanız gerekir. Bu yaklaşımın merkezinde Tiago Forte’nin güzel bir şekilde ortaya koyduğu bir soru var: “Kazanmak için diyaloğu sürdürmek istemiyor musunuz?

Önce Nazik Olun, Sonra Haklı Olun

Düşünce Hataları / Düşünme Hataları – Japon yazar Haruki Murakami bir keresinde şöyle yazmıştı: “Her zaman tartışmayı kazanmanın, tartıştığınız kişinin gerçekliğini yıkmak olduğunu unutmayın. Gerçekliğinizi kaybetmek acı vericidir, bu yüzden haklı olsanız bile nazik olun.

Şu anda bulunduğumuzda, hedefin diğer tarafla bağlantı kurmak, onlarla işbirliği yapmak, onlarla arkadaş olmak ve onları toplumumuzla bütünleştirmek olduğunu kolayca unutabiliriz. Kazanmayı o kadar kavradık ki bağlantı kurmayı unutuyoruz. Enerjinizi insanları onlarla çalışmak yerine etiketlemek için harcamak kolaydır.

Kibar” (kind) kelimesi “akraba” (kin) kelimesinden geliyor. Birisine karşı nazik olduğunuzda, onlara aile gibi davranıyorsunuz demektir. Bence bu aslında birisinin fikrini değiştirmek için iyi bir yöntem. Bir arkadaşlık geliştirin. Bir yemek paylaşın. Bir kitap hediye edin. Bir telefon edin.

Önce nazik olun, sonra haklı olun.

Bilişmek ruhun en temel ihtiyacıdır.

***

Not: Bu yazı önceleri http://jamesclear.com sayfasında yayınlandı. Buraya özetlenerek, katkıda bulunularak veya kısmi olarak alınmıştır.

***

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı