Kişilik ve Karakter / Bir insanla tanışırsınız; konuşması akıcı, esprileri yerinde, kendine güveni etkileyicidir. “Ne güzel insan!” diye düşünürsünüz. Sonra bir gün yaptığı utanç verici bir hatayı başkasının üzerine attığını görürsünüz. Bir başkası ise ilk karşılaşmada sessiz, mesafeli ve biraz sıkıcı gelir. Fakat zor gününüzde herkes uzaklaşırken o yanınızda kalır. İlk izlenimle güven arasında açılan bu mesafe, kişilik ile karakteri birlikte düşünmemiz gerektiğini gösterir.
Birini sevmek, ona güvenmek ve onu iyi tanımak aynı şey değildir. İnsanlarla ilgili değerlendirmelerimizde bu farkı kaçırdığımızda, hoş sohbeti dürüstlükle; sessizliği ilgisizlikle; kendine güveni yeterlilikle karıştırabiliriz.
Peki kişilik ve karakter nerede birbirinden ayrılır, nerede buluşur?
Kişilik: Düşünme, hissetme ve davranma örüntümüz
Kişilik ve Karakter / Kişilik, insanın düşüncelerinde, duygularında ve davranışlarında görülen görece kalıcı özelliklerin bütünüdür. Ne kadar girişken olduğumuz, yeniliklere nasıl yaklaştığımız, düzen kurma eğilimimiz ve belirsizlik karşısındaki tepkilerimiz bu kapsamda değerlendirilir. Kaynak
Bir toplantıda hemen söz alan kişiyle önce dinleyip sonra konuşan kişi, farklı kişilik eğilimleri sergileyebilir. Bu farklılık, tek başına birinin diğerinden daha iyi insan olduğunu göstermez.
Kişilik hakkında sorabileceğimiz temel soru şudur:
“Bu insan, farklı durumlarda genellikle nasıl düşünür, hisseder ve davranır?”
Ancak “genellikle” kelimesi önemlidir. Dışadönük bir insan her ortamda konuşkan, düzenli bir insan her gün kusursuz planlı olmak zorunda değildir. Kişilik eğilimdir; kesintisiz bir davranış garantisi değildir.
Karakter: Değerlerin davranışta karşılık bulması
Karakter, gündelik ve ahlaki kullanımda daha çok dürüstlük, adalet, sorumluluk, merhamet ve sözünde durma gibi özelliklerle ilişkilendirilir. Amerikan Psikoloji Birliği’nin sözlüğü de karakter tanımında özellikle ahlaki, sosyal ve dinî tutumlara vurgu yapar; ayrıca kavramın bazen kişilikle eş anlamlı kullanıldığını belirtir. Kaynak
Bu nedenle iki kavram arasında herkesin kabul ettiği kesin bir duvar yoktur. Bu yazıda karakteri, değerlerimizle davranışlarımız arasındaki ilişkiyi anlatan bir kavram olarak kullanıyoruz.
Karakter açısından temel soru ise şudur:
“Bu insan, çıkarı, korkusu veya baskı altında kaldığında hangi değerlere bağlı davranıyor?”
Dürüstlüğü savunmak kolaydır. Kendi hatamızı kabul etmek bize puan, para veya itibar kaybettirecekse dürüst davranmak daha zor olabilir. Karakter üzerine düşünmek, tam da bu seçimleri incelemektir.
Farkı örneklerle görelim
Kişilik ve Karakter / Aşağıdaki karşılaştırma, kavramları anlamayı kolaylaştırır; bilimsel olarak birbirinden tamamen bağımsız iki alan oldukları anlamına gelmez.
| Durum | Kişilik açısından soru | Karakter açısından soru |
|---|---|---|
| Grup çalışması | Fikirlerini hemen mi söyler, düşünerek mi paylaşır? | Başkasının emeğini sahiplenir mi? |
| Tartışma | Duygularını güçlü mü, sakin mi ifade eder? | Hakaret etmeden ve çarpıtmadan konuşur mu? |
| İş hayatı | Planlı mı, esnek mi çalışır? | Verdiği sözü tutar, hatasının sorumluluğunu alır mı? |
| Arkadaşlık | Kalabalık buluşmaları mı, bire bir görüşmeyi mi sever? | Kendisine emanet edilen sırrı korur mu? |
Örneğin iki öğrenci de çok konuşkan olabilir. Biri arkadaşlarını cesaretlendirir; diğeri onların sözünü keserek kendini öne çıkarır. Benzer bir kişilik eğilimi, farklı davranışlarla ortaya çıkabilir.
İki öğrenci de sessiz olabilir. Biri haksızlığa uğrayan arkadaşına teneffüste destek verir; diğeri gördüğü haksızlığı önemsemez. “Sessizlik, tek başına ne erdem ne de kusurdur.” şeklinde düşünür.
Sakin olmak ile adil olmak aynı şey değildir.
Kavramları karıştırdığımız alanlardan biri öfkedir. Kolay öfkelenen birine hemen “karakteri kötü”, sakin birine ise “çok iyi insan” diyebiliriz.
Oysa bir insanın öfkesini ne kadar hızlı yaşadığıyla, öfkelendiğinde ne yaptığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Çabuk gerilen biri durup nefes alabilir, sözlerini seçebilir ve gerektiğinde özür dileyebilir. Sakin görünen biri ise karşısındakini inciten bir planı soğukkanlılıkla uygulayabilir.
Buradaki eğitim hedefi, insanın hiçbir olumsuz duygu yaşamaması değildir. Duygusunu fark edip davranışının sorumluluğunu alabilmesidir.
Aynı nedenle “Ben açık sözlüyüm” cümlesi, kırıcı davranışlara sınırsız izin vermez. Açık sözlülük, söylediğimiz şeyin doğruluğu kadar onu nasıl söylediğimizi de düşünmeyi gerektirir.
Kişilik doğuştan, karakter sonradan mı gelir?
Bu ifade akılda kalıcıdır, fakat fazla keskindir. İnsan gelişimini iki ayrı kutuya yerleştiremez.
“Mizaç” kavramı, erken dönemde görülen duygusal ve davranışsal eğilimleri anlatmak için kullanılır. Kişilik ise bu eğilimleri de içine alan daha geniş bir çerçevedir. Bazı kuramlar karakteri de kişiliğin bir bileşeni olarak ele alır. Örneğin Cloninger’in modelinde kişilik, mizaç ve karakter boyutlarıyla birlikte açıklanır; karakter kapsamında kendini yönetme, iş birliği ve kendini aşma boyutları bulunur. Bu, kavramların kurama göre farklı anlamlar taşıyabildiğini gösterir. Kaynak
Dolayısıyla “kişilik biyolojidir, karakter eğitimdir” şeklindeki bir bölüşüm yeterli değildir. Değerler, alışkanlıklar, ilişkiler ve kişisel eğilimler gelişim boyunca birbirini etkiler.
“Ben böyleyim” açıklama mı, mazeret mi?
Kendimizi tanımak önemlidir. Fakat kendimizle ilgili bir tanım, davranışımızı değişmez ilan ettiğinde gelişimin önüne geçebilir.
“Ben dağınığım” demek, neden zorlandığımızı açıklayabilir. Ancak ortak çalışma alanını sürekli başkasına toplatmayı haklı çıkarmaz. “Ben çekingenim” demek, söz almakta yaşadığımız güçlüğü anlatabilir. Buna rağmen bir sorunu yazılı olarak bildirmek veya güvendiğimiz birinden destek istemek mümkün olabilir.
Kişilik özelliklerinin tamamen sabit olmadığına ilişkin araştırmalar da vardır. Roberts ve arkadaşlarının 207 çalışmayı değerlendiren meta-analizi, çoğunlukla klinik müdahaleler sırasında kişilik ölçümlerinde değişimler görülebildiğini göstermiştir. Bu bulgu, herkesin kolayca istediği kişiye dönüşeceği anlamına gelmez; değişmezlik iddiasını sorgulamamızı sağlar. Kaynak
Eğilimlerimiz bazı davranışları zorlaştırabilir. Bu zorluğu tanımak, daha uygulanabilir yollar bulmamıza yardım eder.
Ailede ve okulda neyi geliştirmeliyiz?
Çocuk eğitiminde sık yapılan bir hata, yetişkinin sevdiği kişilik biçimini ahlaki üstünlük saymasıdır. Sessiz çocuk “uslu”, soru soran çocuk “zor”, girişken çocuk “lider”, çekingen çocuk “yetersiz” ilan edilebilir.
Oysa sessiz kalmakla saygılı olmak; itaat etmekle sorumluluk almak; öne çıkmakla liderlik etmek aynı değildir.
Bu ayrımdan hareketle aile ve okulda şu uygulamalar denenebilir:
Etiket yerine davranışı konuşun. “Sen sorumsuzsun” yerine, “Grup görevini tamamlamadığında arkadaşların işi yetiştirmekte zorlandı” deyin. Böylece çocuk kimliğini savunmak yerine davranışını değerlendirebilir.
Değerleri somutlaştırın. Adalet, yalnızca paylaşmak değildir; ortak işte emeği doğru belirtmektir. Dürüstlük, yalnızca yalan söylememek değildir; kendi hatasını gizlememektir.
Farklı katılım yolları sunun. Bir öğrenci düşüncesini konuşarak, diğeri yazarak daha rahat paylaşabilir. İkisinden de başkasının hakkına saygı göstermesi beklenebilir.
Hatadan sonra onarma fırsatı verin. Özür, düzeltme ve telafi üzerinde durun. Bir yanlış davranışı bütün kişiliğin hükmüne dönüştürmeyin.
Bu yaklaşımın amacı aynı biçimde konuşan, aynı hızda hareket eden çocuklar yetiştirmek değil; farklı eğilimleri olan çocukların birlikte güvenilir bir hayat kurmasını desteklemektir.
Kendimize soracağımız üç soru
Kişilik ile karakteri birlikte değerlendirmek için şu sorular yararlı olabilir:
-
Benim eğilimim ne? Çabuk öfkeleniyor, çatışmadan kaçıyor veya kabul görmek için kolayca “evet” diyor muyum?
-
Bu eğilim davranışımı nasıl etkiliyor? Başkasını susturuyor, gerekli bir itirazı erteliyor veya tutamayacağım sözler mi veriyorum?
-
Değerime uygun hangi küçük davranışı seçebilirim? Cevap vermeden beklemek, düşüncemi yazmak ya da “Bunu yapamayacağım” demek gibi.
Bir kişiyi değerlendirirken de aynı dikkati göstermek gerekir. Hoş bir ilk izlenimden hemen güven sonucuna varmak kadar, tek bir hatadan bütün karakteri mahkûm etmek de acelecidir. Tekrarlanan davranışlara, koşullara ve hatanın ardından ne yapıldığına bakmak daha adil bir değerlendirme sağlar.
Kişiliğimizi tanımak, hangi durumlarda zorlandığımızı anlamamıza yardım eder. Karakter üzerine düşünmek ise o zorluklarda neyi korumak istediğimizi gösterir. İnsanın gelişimi, kendini tanımasıyla davranışının sorumluluğunu almasının buluştuğu yerde başlar.
Kaynaklar
- American Psychological Association. Personality.
- American Psychological Association. Character. APA Dictionary of Psychology.
- Cloninger, C. R., Svrakic, D. M. ve Przybeck, T. R. (1993). A psychobiological model of temperament and character. Archives of General Psychiatry, 50(12), 975–990.
- Roberts, B. W. ve arkadaşları (2017). A systematic review of personality trait change through intervention. Psychological Bulletin, 143(2), 117–141.
Tavsiye Edilen Makaleler
Bir Kurşun Kalemin Öğrettikleri – Karakter Eğitimi Üzerine Beş Derin Ders
Okulda Karakter Eğitimi – Çocuğun Karakterini Şekillendiren İkinci Büyük Alan















