Anhedoni ve ödül duyarsızlığı – Modern psikiyatri literatüründe anhedoni, genellikle “haz alamama” olarak çevrilir. Oysa bu kavram, basit bir keyifsizlikten çok daha fazlasını anlatır. Anhedoni, insanın (ya da deney hayvanının) ödüllendirici uyaranlarla kurduğu bağın zayıflamasıdır; yani hayatla kurulan duygusal rezonansın kısıtlanmasıdır. DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanı ve İstatistik El Kitabı, ruh sağlığı ve beyinle ilgili durumlar ve bozukluklar hakkında bir referans kitabıdır.) bu durumu, olumlu uyaranlardan haz alma kapasitesinde belirgin azalma olarak tanımlar ve majör depresif bozukluğun temel belirtilerinden biri olarak kabul eder.
Bu yönüyle anhedoni, depresyonun yan ürünü değil; çoğu zaman merkezi bir düğüm noktasıdır. Kişi üzgün olmayabilir, ağlamayabilir, hatta işlevsel görünebilir; fakat artık “iyi” olan şeyler onu yerinden oynatmaz. İşte bu nedenle anhedoni, depresyonun en zor tedavi edilen boyutlarından biri olarak görülür.
Anhedoniyi Anlamak İçin Hayvan Modelleri Neden Kullanılıyor?
İnsan deneyimi öznel olduğu için, anhedoninin biyolojik ve nörofizyolojik temellerini doğrudan gözlemek kolay değildir. Bu noktada, özellikle kemirgen modelleri, depresyon ve stres biyolojisini anlamada önemli bir araştırma alanı sunar. Amaç, hayvanlarda “insan gibi üzülme” yaratmak değil; ödül duyarlılığındaki değişimi nesnel biçimde ölçebilmektir.
Bu modellerin büyük kısmı, kronik stresin organizma üzerindeki etkisini taklit etmeye dayanır. En yaygın kullanılan yaklaşım, kronik öngörülemez hafif stres (CUMS) modelidir. Bu modelde hayvanlar, süreklilik arz eden ama şiddeti düşük stresörlere maruz bırakılır. Ortaya çıkan tablo, tekil bir haz kaybından ziyade genelleşmiş bir ödül duyarsızlığıdır. Yani sorun, “tatlıyı sevmemek” değil; ödül sisteminin bütüncül olarak sönmesidir.
Bu ayrım kritiktir. Çünkü anhedoni, sadece belirli uyaranlara karşı ilgisizlik değil; ödül beklentisinin nörobiyolojik olarak zayıflamasıdır.
Sükroz Tercih Testi: Haz Ölçülür mü?
Anhedoni ve ödül duyarsızlığını deneysel düzeyde değerlendirebilmek için geliştirilen en yaygın yöntemlerden biri Sükroz Tercih Testi (SPT)’dir. Testin mantığı basittir: Normal şartlarda kemirgenler tatlı çözeltileri suya tercih eder. Eğer bu tercih azalırsa, bu durum haz alma kapasitesinde düşüş olarak yorumlanır.
SPT, iki şişeli bir düzenek kullanır: Biri şekerli çözelti, diğeri saf su. Hayvanın hangi sıvıyı ne oranda tükettiği ölçülür. Burada önemli olan nokta şudur: Azalan sükroz tüketimi, genel iştah kaybından ya da kalori ihtiyacından kaynaklanmaz. Hayvan yemeye ve içmeye devam eder; fakat ödül değeri yüksek uyaran artık ayrıcalıklı değildir.
Nörofizyolojik düzeyde bu tercihin, özellikle nucleus accumbens–ventral pallidum hattındaki dopaminerjik devrelerle ilişkili olduğu düşünülür. Yani mesele dildeki tat tomurcukları değil; beynin “bu iyi bir şey” diyen merkezidir.
Standart Yokluğu: Bilimin Sessiz Sorunu
SPT yaygın biçimde kullanılmasına rağmen, alanda ciddi bir problem vardır: Protokol birliği yoktur. Test süresi, öncesinde uygulanan su ya da gıda kısıtlaması, kullanılan hayvan türü ve hatta barınma koşulları bile sonuçları dramatik biçimde etkileyebilir.
Örneğin test süresinin 1 saatten 2 saate çıkarılması, sükroz tercih oranlarını belirgin biçimde yükseltebilmektedir. Aynı şekilde, test öncesi uygulanan kısa süreli susuz bırakma bile “anhedoni var mı yok mu?” sorusuna verilen cevabı değiştirebilir. Bu durum, laboratuvardan laboratuvara çelişkili sonuçlar doğmasına yol açmaktadır.
Dolayısıyla bugün gelinen noktada sorun, anhedoniyi ölçememek değil; ne ölçtüğümüzden ne kadar emin olduğumuzdur. Bu da alanda sistematik karşılaştırmalara ve metodolojik berraklığa duyulan ihtiyacı artırmaktadır.
Anhedoni Bir Belirti mi, Bir Süreç mi?
Anhedoni ve ödül duyarsızlığı konusundaki deneysel bulgular bize şunu düşündürür: Anhedoni ani bir “kapanma” değildir. Daha çok, ödül sisteminin yavaş yavaş duyarsızlaşmasıdır. Stres, tekrarlandıkça beynin “iyi olanı ayırt etme” kapasitesi körelir. Sonunda kişi ya da organizma, hazdan değil; beklentiden vazgeçer.
İşte bu nedenle anhedoni, sadece depresyonun bir belirtisi değil; hayatın donuklaşmasının nörobiyolojik altyapısıdır. Ve bu donukluk, fark edilmediğinde “normalleşir”.
Sonuç: Ölçülen Şey Tatlı Değil, Hayatla Temas
Anhedoni ve ödül duyarsızlığı – Sükroz Tercih Testi, yüzeyde basit bir davranış ölçümü gibi görünse de, aslında çok daha derin bir soruya temas eder:
Bir canlı, hâlâ hayattan bir şey bekliyor mu?
Anhedoni çalışmaları bize şunu gösteriyor: Haz kaybı, keyif meselesi değildir; anlam ve yön meselesidir. Bu nedenle hem klinik hem felsefî düzlemde, anhedoniyle uğraşmak, insanın hayata yeniden bağlanma imkânlarını araştırmak demektir.
Kaynaklar
First, M. B. (2013). DSM-5 Handbook of Differential Diagnosis.
Willner, P. (1997). Validity, reliability and utility of the chronic mild stress model of depression.
Willner, P. (2017). The chronic mild stress (CMS) model of depression.
Cryan, J. F., et al. (2002). Assessing antidepressant activity in rodents.
Scheggi, S., et al. (2018). Anhedonia in depression: animal models and neurobiology.
Liu, M. Y., et al. (2018). Sucrose preference test for measurement of stress-induced anhedonia.
He, Z., et al. (2020). Neural circuits underlying reward processing.
Tordoff, M. G., & Bachmanov, A. A. (2003). Influence of test parameters on sucrose preference.
Hoffman, K. L. (2016). Reward sensitivity and consumption behavior.
Irons, D., & Ribot, T. (1898). Early conceptualizations of pleasure and motivation.











