Yaratıcı Düşünme

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Beyinde Neler Oluyor?

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Nasreddin Hoca, bir gün pazarda bir kuşun astronomik fiyatla satıldığını görür. Yaklaşır ve bu kuşun neden bu kadar yüksek fiyatla satıldığını sorar.

Aldığı cevap şudur: “Bu kuş konuşur, bunun adı papağandır.”

Bunun üzerine hoca, bir hışımla eve gitmiş ve elinde bir hindi ile dönmüş.

“Satılık Hindim var!” diye etrafına seslenmiş. Ancak, hindinin fiyatını öğrenenler, papağandan daha fazla bir fiyat duyunca “Olur mu hocam; çok pahalı söylüyorsun; o bir papağan ve konuşuyor.” demişler.

Nasreddin hoca da “o papağan konuşuyorsa, benim hindim de düşünüyor!” demiş.

***

İnsan düşünür. Üretimle sonuçlanan düşünme biçimlerinin tamamı, insan türüne mahsustur; insan canlılar içinde gelişime açık tek varlıktır.

Mesela tavuklar hiçbir zaman ürettikleri yumurtanın şeklinin veya renginin değişmesi gerektiğine dair bir yenilik peşinde koşmuyorlar.

İnekler verdikleri sütün sürekli beyaz olmasından usanarak, bundan sonra kırmızı süt vereceklerine dair bir karar da almıyorlar.

Ancak insan; düşünüyor ve karar veriyor.

Düşünme Türlerine Bir Göz Atalım!

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Önceki bir yazımızda, yaratıcılığa açılan kapılar olarak iki farklı düşünme türünden söz etmiştik. Bunlar:

  • Yakınsak düşünme

  • Iraksak düşünme

Yakınsak düşünme, bilgi ile yakından bağlantılıdır. Açıkça tanımlanmış bir soruya en iyi veya doğru cevabı elde etmeye yöneliktir. Hız, doğruluk, mantık ve benzeri becerileri vurgulamakta; bilindik, tekrar eden teknikleri uygulamaya ve bilgi biriktirmeye odaklanmaktadır.

Yakınsak düşünmenin en önemli yönlerinden biri, tek bir doğru cevaba yönlendirmesi ve belirsizliğe yer bırakmamasıdır. Yakınsak düşünme biçiminde bir cevap ya doğru ya da yanlıştır.

Yakınsak düşünme aynı zamanda “İçe Doğru Düşünme” olarak da adlandırılır

Iraksak düşünme ise mevcut bilgiden hareketle çoklu veya alternatif cevaplar üretmeyi içermektedir. Farklı yaklaşımlar denemeyi, uzak kavramlar arasındaki bağlantıları tanımayı, bilgileri alışılmadık formlara dönüştürmeyi gerektirmektedir.

Iraksak düşünme; tek doğrunun olmadığı, yoruma dayalı olabilen, hayal gücünün de kullanılabileceği, var olan bilgiye dayanılarak değişik yanıtların üretilmesinin sağlanabileceği düşünme yöntemi olarak tanımlayabiliriz.

Aynı soruya verilen cevaplar farklı düşünce yollarıyla gelebilir, kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir; ancak hepsi eşit değerdedir.

Iraksak Düşünme aynı zamanda “Dışa Doğru Düşünme” olarak da adlandırılır.

Beynimiz Yaratma Süreçlerinde Nasıl Düşünüyor?

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Önceki araştırmalar, beyinde çalışma belleği adı verilen süreçler de dahil olmak üzere birkaç farklı düşünce sürecinin olduğunu göstermiştir.

Çalışma belleği ya da kısa süreli bellek, bilginin kısa süreli tutulmasından, işlenmesinden ve manipülasyonundan sorumlu olan sınırlı kapasiteye sahip beyindeki hafıza sistemidir.

Bu sistem; soyutlama ve esneklik ile karakterize edilen bir düşünme mekanizmasıdır.

Soyutlama; somut şeylere veya belirli nesnelere sahip olmayabilecek şeyleri düşünmeyi içerir. Soyut kavramlara örnek olarak “özgürlük“sevgi” “tutku” “hukuk” verilebilir.

Bilişsel esneklik; iki farklı kavram arasında kolayca geçiş yapmanızı veya aynı anda birden fazla kavram hakkında düşünmenizi sağlar.

Bunlar, yaratıcı düşünme için kritik öneme sahiptir.

Ayrıca, strateji geliştirme yeteneğinin, yaratıcılığın önemli bir parçası olduğu gösterilmiştir (bıçağınız olmadığında pastayı nasıl kesersiniz, gibi).

Beyindeki dış gerçekliği temsil eden varsayımsal semboller vardır. Bunları anlamak için zihinsel temsiller veya zihinsel imgeler kullanırız. Mesela, daha önce hiç ziyaret etmediğiniz bir yere seyahat etmek istediğinizde zihninizde o yerle ilgili imgeler oluşacaktır. Bu imgeler, gidip-görüp-doğrulanıncaya kadar bir simgedir. Ya da süper bir kahraman gibi uçmak gibi hiç yapmadığınız şeyleri yapmak ta zihninizde hayal etme yeteneği olarak düşünülebilir.

Yeni fikirler üretmek için düşünme biçimlerini anlamada Steve Jobs‘un sözlerine bakılmalıdır. Jobs da Yaratıcılığı benzer şekilde tanımlamıştı; zihinsel temsilleri birleştirmek ve öğrenilen her yeni bilgiyi beynin depolama alanındaki ilişkili diğer bilgilerle basitçe birbirine bağlamaktır.

Zihinsel temsilleri birleştirmenin, çözmenin ve yeniden birleştirmenin ne anlama geldiğini anlamak için, “Uzaktan Benzeşenler Testi” (Remote Associates Test – RAT )  kullanılmaktadır.

Beyindeki Yaratıcılık Merkezleri Neresidir?

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Son zamanlarda, düşünme biçimlerimiz ve beynin yaratıcılığa katkıda bulunan bölümleri bilişsel sinirbilimcilerin ilgisini çekmeye başladı.

Yaratıcılık, insan davranışlarının en karmaşıklarından biri olduğu için, muhtemelen birden fazla beyin bölgesinin ve düşünme türünün koordinasyonunu gerektirir.

Yaratıcılık çok karmaşık olduğu için, yaratıcılığın beyinde tek bir bölgede lokalize edilebileceğini düşünmek saflık gibi görünüyor. Aslında, sadece birkaç sinirbilim çalışması, beynin yaratıcılıktan sorumlu bölgelerini araştırmaya çalıştı.

Bilim adamları uzun bir süre yaratıcılığın sadece beynin sağ yarım küresinde (sağ lob) işlendiğini düşündüler. Bununla birlikte, insanlar yaratıcı görevler yaparken beyindeki aktiviteye bakan çalışmalar yaratıcılıkla ilişkilendirilmiştir. Bu mantıklı görünüyordu çünkü frontal korteks daha önce bahsedilen bilişsel süreçleri (örneğin, işleyen bellek, soyutlama, planlama ve bilişsel esneklik) gibi işliyordu.

İnsan Beyninin Tek Bir Yaratıcı Merkezi Yoktur

Frontal korteks — Fontal korteks, yaratıcı düşünmeye katkıda bulunan birçok işlevden (çalışma (veya kısa süreli) bellek gibi) sorumlu göründüğü için uzun zamandır yaratıcılığın merkezi veya merkezi olarak düşünülmüştür.

Hipokampus — Hipokampüs en çok, gerçekler ve deneyimler gibi beyan edebileceğiniz şeylerin hafızası ile tanınır. Hipokampusun, bu anıları işlemek için gerçekleştirdiği işlemler, bu anıların parçalarını kortekste depolandıkları yerden depolamayı ve geri almayı içerir. Yaratıcı süreçte, deneyimin farklı kısımlarını bir araya getirerek deneyimleri hatırlamaya benzer şekilde, hipokampus, geçmişte düşünmediğiniz şekillerde fikirleri bir araya getirmek için hayal gücünde kullanılabilir.

Bazal ganglionlar — Bazal ganglionlar beynin derinliklerinde bulunan bir yapıdır. Bazal ganglion, beynin orta kısmında bulunan prefrontal korteks ve alt motor ve duyu bölgeleri arasındaki iletişim ve yönetimi sağlayan yapıların genel adıdır. Bazal ganglionlar becerilerin hafızasını ve şeylerin nasıl yapılacağını işler – genellikle bisiklete binmek gibi doğrudan düşünmek zorunda olmadığımız şeyler. Yaratıcı görevler yapmak için zaman ve pratik yaparak, onları daha iyi hale getirebilirsiniz.

Beyaz madde Beyaz madde, çeşitli beyin yapıları arasındaki bağlantıları oluşturur. Beynin alanları ne kadar iyi bağlanırsa, beyin bilgiyi o kadar iyi ve hızlı işleyebilir. Yaratıcı süreçte, iyi bağlantılı bir beyne sahip olmak, daha fazla fikri daha hızlı bir şekilde bir araya getirmenize izin verebilir.

Yeni araştırmalar, hipokampusün yaratıcılık için de kritik olduğunu göstermiştir. Bir çalışmada, hipokampuslarında hasar olan katılımcıların Torrance Yaratıcılık Testi ile ölçülen ıraksak düşünme puanlarının daha düşük olduğu gösterilmiştir. İkinci bir çalışmada, RAT kullanılarak, hipokampal hasarı olan hastalarda yakınsak düşünmenin de bozulduğu gösterilmiştir. Daha önce, sinirbilimcilerin yaratıcılığı zihinsel temsillerin karıştırılması ve yeniden karıştırılması olarak tanımlayabileceğinden bahsetmiştik. Hipokampus tam da bunu, en iyi bilinen zihinsel süreçte, hafızada yapar.

En sevdiğiniz anılarınızdan birini düşünün. 

Belki de bu senin son doğum gününü kutlamandır. Hipokampus, duygularınızı (arkadaşlarınızla kutlamanın sevinci ve mutluluğu), gerçekleştiği sahneyi (memleketinizdeki okul), eylemleri (mumları üfleme, hediyeleri açma) ve tüm deneyimlerinizi birleştirir ( tüm arkadaşlarını görmek, yanan mumları koklamak, doğum günün kutlu olsun şarkısını duymak gibi).

Bilim İnsanları Beyindeki Yaratıcılığa Nasıl Bakıyor?

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Beynin belirli bir bölümünde hasar meydana geldiğinde ne olduğunu ve bunun beynin yeteneklerini nasıl etkilediğini araştıran çalışmalar vardır.

Bu çalışmalar, araştırmacıları, beyin bölgesindeki yetenek merkezleri konusunda araştırmaya yöneltiyor.

Başka bir soruyla cevaplarsak, beynin bir kısmı hasar görmüş veya eksik olsa bile, kişi yine de belirli aktiviteleri yapabilir mi?

Beyni araştırmanın başka bir yöntemi, beyindeki aktiviteyi ölçmek için teknolojilerin kullanılmasını içeren, fonksiyonel haritalamayı kullanır.

İki fonksiyonel haritalama teknolojisi, beynin aktif olan kısımlarına yakıt getiren kanın hareketini gözlemlemek için manyetik alanları kullanan fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) ve beynin elektriksel aktivitesini ölçen elektroensefalografi (EEG) olarak adlandırılır. .

Bir çalışmada, bilim adamları, yaratıcı fikirler bulmayı içeren farklı görevler üzerinde çalışırken, katılımcıların hem fMRI hem de EEG görüntülerine baktılar.

EEG çalışması, yaratıcı fikirlerle ortaya çıktıklarında, çalışma katılımcılarının frontal korteks ve parietal loblardaki beyin aktivitesini senkronize (birlikte ateşleyen) olduğunu gösterdi. fMRI çalışmasında, sol yarıkürede frontal korteksin artan aktivasyonu (veya kullanımı) ile daha yaratıcı tepkiler ilişkilendirildi.

Hasta çalışmaları ve fonksiyonel görüntüleme çalışmalarının sonuçlarını bir araya getirdiğimizde, beynin yaratıcı düşünmeyle ilgili birçok bölümünün olduğunu görüyoruz.

Burada Beynin Yaratıcılıkla İlgili Özelliklerinden Söz Etmemiz Gerekir: 

Özellik #1: Sol Beyin ve Sağ Beyin Gerçeği

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Size, hiç “Sol beyinli misiniz yoksa sağ beyinli misiniz?” şeklinde soran oldu mu? Bu soru, beynin her yarım küresinin farklı yetenekler için özelleştiği fikrine atıfta bulunur.

Genel olarak, sol yarıkürenin kelimeleri anlamada, matematiksel bilgiyi işlemede ve analitik düşünmede uzmanlaştığı düşünülmüştür.

Sağ yarıkürenin ise sözel olmayan bilgileri, mekânsal bilgileri, müziği, duyguları ve yaratıcılığı işlemede uzmanlaştığı düşünülüyordu. Yaratıcılıkta ve diğer karmaşık işlevlerde gördüğümüz gibi, beyindeki bir dizi özel yapı, bir şeyi başarmak için birlikte çalışır.

Bazı yeteneklerin beynin bir tarafında veya diğer tarafında lokalizasyonu ilk olarak, hemisferleri arasında ana iletişime sahip olan bazı bireylerde, yani korpus kallozumda bulundu. Korpus kallozum, beynin iki yarım küresini birbirine bağlayan bir sinir hücresi demetidir. Kaynak

Özellik #2: Yaratıcılık ve Zeka İlişkisi

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Sadece sol beyinli veya sağ beyinli olabileceğiniz efsanesine benzer şekilde, bazıları sadece zeki veya yaratıcı olabileceğinizi düşünüyor.

Zeka genellikle bilgiyi elde etme ve kullanma yeteneği olarak tanımlanır. 

Zeka ve yaratıcılık bir şekilde ilişkili olsa da aynı şey değildir ve insanlar hem yaratıcı hem de zeki ya da biri veya diğeri olabilir.

İnsanları son derece yaratıcı kılan önemli faktörlerin, muhtemelen kişilikle, yeni deneyimlere açıklık gibi şeylerle ilgisi vardır.

Özellik #3: Yaratıcı İnsanlar Biraz Deli midir? 

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Bazı insanlar yaratıcılık ve akıl hastalığı arasında bir bağlantı olduğunu öne sürmektedir. Yani yaratıcılığı “çılgın deha” olarak değerlendirmektedir.

Sanatçı Vincent Van Gogh (1853–1890, Hollandalı The Starry Night ressamı), şair Sylvia Plath (1932–1963, Amerikan Pulitzer ödüllü şair, The Collected Poems, The Bell Jar ve Ariel’in yazarı), yazar Leo Tolstoy (1828–1910, Rus yazar, tüm zamanların en büyük yazarlarından biri olarak kabul edilir, Savaş ve Barış ve Anna Karenina ile tanınır) veya diğerleri, davranışlarında ve düşünme biçimlerinde biraz tuhaflardı.

Yaratıcılıkla potansiyel bağlantıları nedeniyle Bipolar bozukluk gibi akıl hastalıkları ve alkolizm ilişkisi de incelenmiştir.

Bulgular, son derece yaratıcı insanların mutlaka akıl hastası olmadıklarını, ancak çoğu zaman akıl hastalığı olan bireylere benzer şekilde düşünebileceklerini gösteriyor.

Beyninizin Geleceği Yaratıcılığındadır.

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Yaratıcılık temel bir insan yeteneği ve arayışı olsa da, beyindeki yaratıcılığın kaynağının araştırılması daha yeni başladı; bu yüzden hala öğrenecek çok şeyimiz var. Bilim adamları yaratıcılık hakkında daha fazla şey öğrenmeye devam ederken, bildiğimiz bir şey var ki yaratıcı olmanın bir takım faydaları var. Bu nedenle, beynin hangi zihinsel süreçlerinin veya bölümlerinin yaratıcılıkla ilgili olduğunu tam olarak bilmesek bile, yine de size ve arkadaşlarınıza dışarı çıkıp yaratıcı olmanızı önerebiliriz, çünkü bu size ve beyninize yardımcı olacaktır.

Yaratıcı Olmanın Faydaları Nelerdir?

Akışı Sağlar, Stresi Hafifleştirir.

Yaratıcı bir uygulamaya dahil olarak, stres seviyelerini azaltmaya yardımcı olabilecek ve sizi sakin hissettirebilecek “akış” adı verilen bir zihinsel duruma girebilirsiniz. Zevk aldığınız bir şeyi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamadıysanız, bir akış durumunu yaşamış olabilirsiniz.

Enerji Verir.

Zevk aldığınız bir şeyin peşinden giderek yaratıcı olmak, dikkatinizi günün endişeleri veya sıkıntıları üzerinde durmak yerine, sevdiğiniz bir şeye odaklayarak size enerji vermesine yardımcı olabilir.

Terapi Etkisi Sağlar, Duygularınıza Yardımcı Olur.

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Müzik terapisi, dans terapisi ve sanat terapisi dahil olmak üzere bir dizi yeni terapi, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu dahil olmak üzere farklı duygusal bozuklukları olan hastalara yardım etmek için kullanılmaktadır. Yaratıcı olarak, kendi duygu ve hisleriniz üzerinde çalışabilirsiniz.

Empatinizi Ve Hoşgörünüzü Arttırır.

Sanata bakmanın, insanların kendilerinden farklı olan diğer insanlara karşı empati ve hoşgörü duygularını arttırdığı gösterilmiştir. Yaratıcı olarak ve yaratıcı aktivitelerin peşinden giderek diğer insanlar ve kültürler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Beyin Plastisitesini Artırır.

Beyin ve Yaratıcı Düşünme – Beyniniz yaşamınız boyunca bağlantılar ve değişiklikler yapar. Sanat yaratmak, beynin farklı bölümleri arasındaki iletişimi teşvik edebilir ve iyi bağlanmış bir beyne sahip olmanın, zeka gibi şeyler için çeşitli beyin yapılarının büyüklüğünden daha önemli olduğu düşünülmektedir. Kaynak 

Sonuç

Artık yaratıcılıkla ilgili tüm bu bilgilere sahip olduğunuza göre, dışarı çıkın ve egzersiz yapın; yaratıcılığınızı sergileyin!

Birçoğumuz yaratıcı olmadığımızı düşünürüz; çünkü resim yapmada veya çizimlerde iyi olmayabiliriz; harika müzikal yeteneklerimiz olmayabilir, ancak herkesin içinde bir dereceye kadar kendine özgü bir yaratıcılık vardır.

Gerçekten yaratıcı insanları ayıran şey, yaratıcılıklarını nasıl sergilemeyi seçtikleridir. Bazıları yaratıcılıklarını yazı, müzik, dans ve çizim gibi sanat formlarında gösterebilir, diğerleri doğal dünyayı yeni yollarla düşünebilir ve sorgulayabilir, ancak tüm yaratıcılık belirli bir düşünme biçiminden kaynaklanır.

Yaratıcılık sadece kutunun dışında düşünmek olduğundan, görünüşte farklı fikirler arasında bağlantı kurmak için beyninizi zorlayın – bunu herkes yapabilir. Düşüncelerinizde yaratıcı olmak, daha ilginç, daha sağlıklı ve daha mutlu bir yaşam sürmenize yardımcı olacaktır.

Bu yazı, aşağıdaki kaynaktan özetlenerek alınmıştır.

Cavdarbasha D and Kurczek J (2017). Connecting the Dots: Your Brain and Creativity. Front. Young Minds. 5:19. doi: 10.3389/frym.2017.00019

Başa dön tuşu