Kitap Nasıl Yazılır? Birçok insanın zihninde yazılmayı bekleyen bir kitap vardır. Yaşanmış olaylar, yıllar içinde edinilmiş tecrübeler, anlatılması gereken düşünceler… Hatta “Hayatım roman!”, “Yazarsam yer yerinden oynar!” diyenler karşısında “Birader yaz da yer yerinden oynasın” desek de yazmazlar; belki yazamazlar da… Yazmak paylaşmaksa o bilgileri zihinden kağıda dökme zamanı gelmedi mi? Fakat zihinde var olan kitap ile masanın üzerinde duran kitap arasında büyük bir mesafe bulunur. Bu mesafe yalnızca düşünerek değil, yazarak aşılır.
Yazar ve editör Mattie Bamman, “Words, Not Ideas: How to Write a Book” başlıklı TEDx konuşmasında bu gerçeği çarpıcı bir cümleyle özetler:
Kitaplar fikirlerden değil, kelimelerden yapılır. Çünkü ne kadar değerli olursa olsun, yazıya dönüşmeyen fikir henüz kitap değildir.
Odun İstiflemekle Kitap Yazmak Arasındaki Benzerlik
Kitap Nasıl Yazılır – Bamman, Maine kıyısındaki küçük bir balıkçı köyünde büyür. Çocukluğunda komşusu olan şair Theodore Enslin’e bahçe işlerinde yardım eder. Bir gün odunları istiflerken Enslin ona, odun dizme biçimine bakılırsa iyi bir şair olabileceğini söyler.
Bamman o zaman bu sözün anlamını kavrayamaz. Yıllar sonra yazarlık ve editörlük yapmaya başlayınca odun istiflemekle kitap yazmak arasındaki ilişkiyi görür.
Bir odunluk gelişigüzel doldurulmaz. Önce büyük kütükler yerleştirilir, sonra onların arasındaki boşluklar küçük parçalarla tamamlanır. Odunların tamamı belirli bir alana sığdırılmalıdır. Kitap yazmak da böyledir: Önce temel düşünceler belirlenir, ardından örnekler, açıklamalar, hikâyeler ve ayrıntılar bunların çevresine yerleştirilir.
Demek ki yazmak yalnızca ilham işi değildir; aynı zamanda ölçme, seçme, sıralama ve yerleştirme işidir.
Güçlü Bir Fikir Neden Yetmez?
Kitap Nasıl Yazılır – Bir insanın önemli bir fikre sahip olması, iyi bir kitap yazacağı anlamına gelmez. Bamman’ın gelişim editörü olarak çalıştığı kişiler arasında psikologlar ve çeşitli alanlarda uzmanlaşmış insanlar bulunmaktadır. Bu insanların çoğu son derece değerli bilgilere sahiptir. Ancak bilgili olmakla kitap yazabilmek aynı şey değildir.
Okur kitaba içindeki düşünceler için bakar. Yazar ise kitabın cümlelerden, paragraflardan, bölümlerden ve belirli sayıda kelimeden oluştuğunu görmek zorundadır. Okurun bütünüyle karşılaştığı yerde yazar, parçalarla çalışır.
Bir mimarın yalnızca “güzel bir ev” fikriyle bina yapamaması gibi, yazar da yalnızca “önemli bir kitap” düşüncesiyle eserini tamamlayamaz. Mimara tuğla, ölçü ve plan gerektiği gibi yazara da kelime, zaman ve yapı gerekir.
Bu nedenle yazmaya başlayan insanın kendisine yalnızca “Ne anlatmak istiyorum?” diye sorması yetmez. Şu soruları da cevaplaması gerekir:
-
Bu kitabın türü nedir?
-
Kimler için yazılıyor?
-
Kitabın temel sorusu nedir?
-
Kaç bölümden oluşacak?
-
Yaklaşık kaç kelime olacak?
-
Her bölüm hangi görevi yerine getirecek?
Fikir, kitabın çekirdeğidir; fakat çekirdeğin kitaba dönüşmesi için bir yapıya ihtiyacı vardır.
Önce Kitabınızı Bir Kitapçıda Hayal Edin
Bamman’ın önerdiği ilk uygulamalardan biri, henüz yazılmamış kitabı tamamlanmış hâliyle bir kitapçıda hayal etmektir.
Kitabınız hangi rafta duruyor? Eğitim bölümünde mi, psikoloji rafında mı, kişisel gelişim kitaplarının arasında mı? Yanında hangi kitaplar var? Onlardan hangi yönleriyle ayrılıyor? Okur kitabınızı neden eline alsın?
Bu zihinsel uygulama, kitabın türünü ve hedef kitlesini belirlemeye yardım eder. Aynı zamanda yazarın rekabet ettiği veya konuşmaya katıldığı diğer eserleri görmesini sağlar. Bamman’a göre kitabı bitmiş hâliyle hayal etmek, belirsiz bir fikri somut bir projeye dönüştürmenin ilk adımıdır. Mattie Bamman’ın kişisel sitesi, konuşmanın TEDxSpokane’da 2015 yılında yapıldığını doğrulamaktadır.
Kitabın Sınırlarını Belirlemek
Kitap yazmayı güçleştiren etkenlerden biri, konunun sınırsız görünmesidir. Yazar her şeyi anlatmak ister. Her yeni bilgi başka bir başlık, her başlık başka bir bölüm doğurur. Sonunda kitap büyür; fakat tamamlanamaz.
Bamman bu nedenle yaklaşık bir kelime hedefi belirlemeyi önerir. Bu sayı değişebilir; önemli olan kitabın bir sınırı bulunduğunu bilmektir. Kelime hedefi yazara şunu söyler: “Bu kitap sonsuz değildir; dolayısıyla tamamlanabilir.”
Örneğin 70 bin kelimelik bir kitap planlandığını düşünelim. Giriş ve sonuç için toplam 10 bin kelime ayrılırsa ana bölümlere 60 bin kelime kalır. Kitap altı bölümden oluşacaksa her bölüm yaklaşık 10 bin kelimelik bir alana sahip olur. Böylece soyut bir kitap fikri, yönetilebilir parçalara ayrılır.
Kelime sayısı, yaratıcılığı öldüren bir sınırlama değildir. Tam tersine, yaratıcılığa çalışma alanı açan bir çerçevedir. Sınırsızlık çoğu zaman özgürlük değil, kararsızlık üretir.
Büyük Kütükleri Önce Yerleştirmek
Kitabın ana düşünceleri, odunluktaki büyük kütükler gibidir. Önce onlar yerleştirilmelidir. Yazar şu sorularla işe başlayabilir:
-
Kitabımın savunduğu üç veya beş temel düşünce nedir?
-
Bunlardan hangisi önce açıklanmalıdır?
-
Okurun hangi bilgiyi anlamadan sonraki bölüme geçmemesi gerekir?
-
Hangi düşünce kitabın merkezinde yer almalıdır?
-
Hangi örnekler ana fikri destekler, hangileri yalnızca ilginç ayrıntılardır?
Bir kitabın içine bildiğimiz her şeyi koymak zorunda değiliz. İyi yazarlık yalnızca neyin söyleneceğine değil, neyin dışarıda bırakılacağına da karar verebilmektir.
Büyük düşünceler yerleştirildikten sonra örnekler, araştırmalar, hikâyeler, alıntılar ve kişisel gözlemler eklenebilir. Fakat bunların her biri kitabın ana yapısına hizmet etmelidir. Kitabın konusuyla ilgisi zayıf olan parlak bir fikir, metni zenginleştirmek yerine dağıtabilir.
Bölümler İçin Tekrarlanabilir Bir Yapı Kurmak
Kitap Nasıl Yazılır – Bamman konuşmasında travma konusunda kitap yazan bir psikologdan söz eder. Psikoloğun yaklaşımı beş temel ilkeye dayanır ve her ilke için bir bölüm ayırmayı düşünür. Ancak yazmaya başladığında düşüncelerini bölümlerin içine yerleştirmekte zorlanır.
Bamman, bütün bölümlerde kullanılabilecek basit bir yapı önerir:
Konuyu tanıt.
Konuya ilişkin mevcut yaklaşımı açıkla.
Bu yaklaşımın hangi yönlerden yetersiz kaldığını göster.
Kendi çözümünü veya temel ilkeni sun.
Bu düzen ilk bakışta fazla basit görünebilir. Oysa basitlik, yüzeysellik anlamına gelmez. İyi bir yapı, yazarın her bölümde yeniden yol aramasını önler; zihinsel enerjisini ne söyleyeceğine ve bunu nasıl kanıtlayacağına ayırmasını sağlar.
Yazmak zaten güçtür. Gereksiz karmaşıklıkla onu daha da zorlaştırmamak gerekir.
Her Bölüm Bir Sonraki Soruyu Doğurmalı
Bir kitabın ilerleyebilmesi için bölümlerin yalnızca yan yana durması yetmez; birbirini doğurması gerekir. Bamman’ın önerdiği temel hareket şöyledir:
Soru → araştırma → cevap → yeni soru
Bu yapı farklı kitap türlerinde farklı biçimler alabilir:
- Problem → çözüm → yeni problem
- Merak → keşif → yeni merak
- Çatışma → geçici rahatlama → yeni çatışma
- Bilinmeyen → açıklama → daha derin bir bilinmeyen
Bölümün sonunda bütün merakı tüketmek yerine okuru bir sonraki bölüme taşıyacak yeni bir kapı açılmalıdır. Böylece kitap, birbiriyle ilgisiz bilgi kümelerinden değil, ilerleyen bir düşünce yolculuğundan oluşur.
Yapı, Üsluptan Önce Gelir
Kitap Nasıl Yazılır – Yazar adaylarının önemli kaygılarından biri özgün bir sese sahip olup olmadıklarıdır. “Benim üslubum yeterince güçlü mü?”, “Bir yazara benziyor muyum?”, “Cümlelerim edebî mi?” gibi sorular, daha ilk sayfalarda yazarı durdurabilir.
Bamman’a göre kitabın başında öncelik üslup değil, yapıdır. Çünkü insan başkasını bilinçli olarak taklit etmiyorsa zamanla zaten kendi sesiyle yazacaktır. Üslup, çoğu zaman yazmaya başlamadan önce bulunacak gizemli bir özellik değil, düzenli yazma sırasında görünür hâle gelen kişisel bir izdir.
Theodore Enslin’in kendi sesini kariyerinin ilerleyen dönemlerine kadar bilinçli biçimde düşünmemiş olması bu bakımdan anlamlıdır. O, “özgün bir ses bulmaya” çalışmak yerine şiir yazmıştır. Sonunda başkaları ona zaten kendine özgü bir sesi bulunduğunu söylemiştir. Bamman’ın konuşması da Enslin’le kurduğu dostluğun ve yazıyla ilgili sohbetlerinin etkisini taşır. Bamman bu ilişkiyi kendi yazısında ayrıntılandırmaktadır.
Yazarın sesi çoğu zaman aranarak değil, yazılarak bulunur.
İlham Beklemek Yerine Kelime Biriktirmek
Bir kitap, tek bir büyük hamlede yazılmaz. Her gün eklenen küçük miktardaki kelimeler zamanla bölümlere, bölümler de kitaba dönüşür.
Günde 500 kelime yazan biri, yüz günde 50 bin kelimeye ulaşabilir. Yazılanların tamamı son metinde kalmayacaktır; bazı paragraflar çıkarılacak, bazı bölümler yeniden kurulacaktır. Fakat üzerinde çalışılacak bir metnin bulunması, yalnızca zihinde dolaşan mükemmel fikirlerden daha değerlidir.
Çünkü kötü yazılmış bir sayfa düzeltilebilir; yazılmamış sayfa ise düzeltilemez.
Sonuç: Kitap, Tamamlanmış Bir Düşünce Disiplinidir
Kitap Nasıl Yazılır – Mattie Bamman’ın konuşmasının asıl gücü, yazarlığı erişilmez bir yetenek olmaktan çıkarıp yapılabilir bir işe dönüştürmesidir. Kitap yazmak elbette hayal gücü, bilgi ve özgün düşünce gerektirir. Fakat bunların kitaba dönüşebilmesi için sınır, ölçü, yapı ve düzenli çalışma şarttır.
İnsan önce büyük kütükleri yerleştirmeli, sonra aradaki boşlukları küçük parçalarla doldurmalıdır. Önce kitabın ana sorusunu, hedef kitlesini, bölümlerini ve yaklaşık uzunluğunu belirlemeli; ardından her gün o yapıya birkaç yeni kelime eklemelidir.
Bir kitabı tamamlayan şey yalnızca büyük bir fikre sahip olmak değildir. O fikrin çevresine sabırla yerleştirilen cümlelerdir.
Çünkü kitaplar zihinde fikir olarak doğar; fakat dünyaya ancak kelimelerle gelir.
Kaynakça
Bamman, M. J. (2015). Words, not ideas: How to write a book [Video]. TEDxSpokane. YouTube
Bamman, M. J. (2015, December 10). TEDx video is up! Words, not ideas: How to write a book. Ravenous Traveler
The Singju Post. (2018, October 16). Words, not ideas: How to write a book by Mattie Bamman—Transcript. Konuşma metni
Tavsiye Edilen Makaleler
Etkili Bir Yazar Nasıl Olunur? Kelimelerle Dünyayı Şekillendirme Sanatı
Anlamın Üç Yüzü: Yazar, Okur ve Metin Arasındaki Sonsuz Diyalog
“Neden” mi, “Niçin” mi? Türkçede İnce Bir Anlam Farkını Fark Edelim mi?













