Öğrenme ve EğitimPsikoloji

Düşünmeyi Öğreten Öğretmen: Cevaplayan Değil, Düşündüren…

Eğitimin Unutulan Amacı

Düşünmeyi Öğreten Öğretmen / Okullar tatile girdi. Ziller sustu, koridorlar sessizleşti, öğrenciler hak ettikleri tatilin tadını çıkarmaya başladı. Ancak küçük bir yanlış anlaşılmayı burada düzeltmek gerekiyor: Okulların tatile girmesi, öğretmen beyninin de tatile girdiği anlamına gelmiyor!

Hatta birçok öğretmen için tam tersi geçerlidir. Öğrenciler dinlenirken, öğretmen zihni yeni eğitim videolarına dalar, yarım kalan kitapları tamamlar, “Acaba bunu sınıfta nasıl uygularım?” diye notlar alır ve gelecek yılın planlarını yapmaya başlar. Kısacası öğretmenin bedeni tatilde olabilir; ama zihni çoğu zaman yeni öğrenmelerin peşindedir.

Çünkü öğretmenlik, sadece ders anlatılan saatlerde yapılan bir meslek değildir; aynı zamanda sürekli öğrenme ve sürekli gelişme yolculuğudur. Bu gerçeğin farkında olan, tatili bile kendini yenileme fırsatına dönüştüren bütün öğretmenlerimize binlerce selam olsun.

Şimdi gelin, öğretmenliğin belki de en önemli sorularından birine birlikte bakalım:

İyi öğretmen kimdir? Bilgiyi en iyi anlatan mı, yoksa öğrencisine düşünmeyi öğreten mi?

Bir sınıfta öğretmen soru sorar ve öğrenci cevap verir. Geleneksel eğitim anlayışına göre süreç başarıyla tamamlanmıştır. Oysa öğrenmenin doğasına biraz daha yakından baktığımızda, asıl meselenin doğru cevabı vermek değil, doğru cevaba nasıl ulaşıldığını göstermek olduğunu görürüz.

Modern eğitim araştırmaları, kalıcı öğrenmenin bilgi aktarımından çok düşünme süreçlerinin geliştirilmesiyle gerçekleştiğini göstermektedir. Buna rağmen birçok eğitim ortamında öğretim hâlâ öğrencilerin doğru cevapları ezberlemesine odaklanmaktadır. Öğrenciler sınavlarda başarılı olabilir, birçok bilgiyi hatırlayabilir ve hatta yüksek notlar alabilirler. Fakat düşünmeyi öğrenmedikleri sürece bu bilgiler çoğu zaman kısa süre içinde unutulmakta veya yeni durumlara transfer edilememektedir.

Çünkü eğitimin amacı yalnızca bilgi depolamak değil, düşünebilen insan yetiştirmektir.

hafıza gücü ve okuduğunu anlamaya katkısı

Cevabı Vermek Neden Her Zaman Öğretmek Değildir?

Öğretmenlerin sıkça karşılaştığı bir durum vardır. Öğrenci bir soru sorar ve öğretmen hemen cevabı verir. Sorun çözülmüş gibi görünür. Ancak gerçekte öğrenme gerçekleşmiş midir?

Çoğu zaman hayır.

Çünkü cevabı alan öğrenci, zihinsel çaba göstermeden sonuca ulaşmıştır. Beyin açısından bakıldığında öğrenmeyi güçlendiren unsur sonucun kendisi değil, sonuca ulaşmak için harcanan zihinsel emektir.

Bir öğrenciye balık vermek onu bir gün doyurabilir; ancak balık tutmayı öğretmek hayat boyu sürecek bir beceri kazandırır. Eğitimde de durum aynıdır. Öğrenciye cevap vermek geçici bir rahatlama sağlayabilir, fakat düşünmeyi öğretmek kalıcı bir öğrenme kapasitesi oluşturur.

Öğrenme Bir Sonuç Değil, Bir Süreçtir

Birçok öğrenci öğrenmeyi doğru cevabı bulmak olarak görür. Oysa öğrenme, cevabı almak değil; cevaba ulaşma sürecini deneyimlemektir.

Matematikte önemli olan sonucun kaç çıktığı değil, sonuca hangi yollarla ulaşıldığıdır.

Fen bilimlerinde önemli olan formülü ezberlemek değil, o formülün neden işe yaradığını anlayabilmektir.

Tarih dersinde önemli olan tarihi olayları sıralamak değil, olayların nedenlerini ve sonuçlarını değerlendirebilmektir.

Gerçek öğrenme, bireyin kendi zihinsel süreçlerini kullanmaya başladığı anda ortaya çıkar.

Bu nedenle eğitimde cevaptan çok süreç değerlidir.

mao - beyin, hafıza, matematik ve konsantrasyon, odaklanma, dha

Sorular Beynin Kapılarını Açan Anahtarlardır

Nörobilim araştırmaları, beynin en yoğun öğrenme faaliyetlerinden birini merak ettiği zaman gerçekleştirdiğini göstermektedir. İnsan zihni, cevabı hazır olarak aldığında pasifleşebilir; ancak bir problemle karşılaştığında ve çözüm aramaya başladığında aktif hâle gelir.

İşte bu yüzden öğretmenliğin en güçlü aracı bilgi vermek değil, soru sormaktır.

Öğrenciyi düşünmeye yönelten bazı sorular şunlardır:

Bunu nasıl biliyorsun?

Bu sonuca nasıl ulaştın?

Başka bir açıklama olabilir mi?

Bunun aksini gösteren bir örnek var mı?

Eğer şartlar değişseydi ne olurdu?

Bu düşünceni hangi deliller destekliyor?

Bu tür sorular öğrencinin zihninde yeni bağlantılar kurulmasını sağlar. Öğrenci artık bilgiyi tüketen değil, bilgi üreten konumuna geçmeye başlar.

Ezberden Muhakemeye

Eğitimin en büyük problemlerinden biri öğrencileri cevap makinesine dönüştürmesidir.

Ezberleyen öğrenci bildiğini tekrar eder.

Düşünen öğrenci ise bildiğini sorgular.

Ezberleyen öğrenci öğretmene bağımlıdır.

Düşünen öğrenci kendi zihnine güvenmeyi öğrenir.

Ezberleyen öğrenci sınavı geçebilir.

Düşünen öğrenci hayatı anlayabilir.

Bu nedenle eğitim sistemlerinin temel hedefi bilgi yüklemek değil, muhakeme geliştirmek olmalıdır.

ZH - başarı - beyin

Gerçek Öğretmen Kimdir?

Toplumda öğretmen çoğu zaman bilgiyi bilen kişi olarak tanımlanır. Oysa büyük öğretmenler yalnızca bilen kişiler değildir.

Onlar öğrencilerinin düşünme süreçlerini harekete geçiren kişilerdir.

Bir öğretmen sınıfta ne kadar konuştuğuyla değil, öğrencilerinin ne kadar düşündüğüyle değerlendirilmelidir.

Çünkü eğitim, öğretmenin zihnini öğrencinin zihnine aktarması değildir. Eğitim, öğrencinin kendi zihinsel potansiyelini keşfetmesine rehberlik etmektir.

Bu anlamda öğretmen bir bilgi deposu değil, bir düşünme mimarıdır.

Sonuç: Eğitimin Kalbinde Düşünme Vardır

Düşünmeyi Öğreten Öğretmen / Bugünün dünyasında bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolaydır. Birkaç saniye içinde milyonlarca bilgiye erişmek mümkündür. Böyle bir çağda eğitimin temel görevi bilgiyi aktarmak değil, bilgiyi değerlendirebilen insanlar yetiştirmektir.

Öğrencilerin ihtiyaç duyduğu şey daha fazla cevap değil, daha iyi sorulardır.

Çünkü cevaplar hafızayı doldurur; sorular ise zihni çalıştırır.

Ve unutulmamalıdır ki iyi öğretmen, öğrencisi adına düşünen kişi değildir.

İyi öğretmen, öğrencisinin düşünmesini başlatan kişidir.

Yalnız bir kritik eşik var: Düşünmeyen düşündüremez!

beyin temelli eğitimler ve süper öğrenme - bte

Tavsiye Edilen Makaleler

Öğretmenlik – Farklı Düşün, Farklı Öğret; Eğitimde Aykırılığın Sessiz Değişimi

Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmek İçin 8 Altın Kural!

Öğretmenlik – Hangi Öğretmenler Unutulmaz?

Başa dön tuşu