Konuşma ve Dinleme – “İnsan sesi bizim hep birlikte çaldığımız bir enstrüman…” Julian Treasure’ın bu güçlü ifadesiyle başlar TED konuşması; “İnsan sesi, dünyadaki en etkili araçlardan biridir.” der. Yunus Emre’nin “Söz ola kese savaşı” dizesinden çıkarılacak ikinci anlam, bu defa, “söz” değil, “ses”in savaşı bitirebilir anlamıdır. Oysa sözlerin ve seslerin en güzeli “Seni seviyorum” dediğimizde akan suları durduran kelimelerden önce “ses tonunun” sevgilinin kalbini açacak kadar etkileyici bir tonla söylenmesidir.
Bunun yanında, bazen çok konuşmamıza rağmen, insanların bizi pek de dinlemediğini hissederiz; peki neden? Ve daha önemlisi, bunu nasıl değiştirebiliriz?
Konuşma ve dinleme alanındaki bu yazı, iletişimi sadece söz söylemek değil; bir ilişki kurma sanatı olarak gören bir bakışla ilerleyecek. Çünkü konuşmanın özü sadece kelimeler değil, dinleyenin kalbine ve zihnine ulaşabilmektir.
1. Konuşmanın En Temel İki Boyutu: Ne Söylediğin ve NASIL Söylediğin
Etkili iletişim iki ana unsurdan oluşur:
• İçerik (Ne Söylediğin): Düşüncelerimizin mantığı, doğruluğu ve değeridir.
• Sunum (Nasıl Söylediğin): Ses tonu, ritim, vurgu, beden dili ve duygusal netliktir.
Konuşma ve Dinleme – Julian Treasure, iletişimde bu iki boyutu da önemser. Buna ek olarak, konuşmanın amacı ne olursa olsun konuşma tasarımı bilinçli olmalıdır: Yanlış anlaşılmaları önlemek ve dinleyicide bir yankı bırakmak.
2. Konuşurken Kaçınmamız Gereken “7 Ölümcül Alışkanlık”
Treasure’ın konuşmasında öne çıkan güçlü tespitlerden biri, bizi dinlemek istemeyen davranışlardan uzaklaşmaktır. Aşağıdaki davranışlar, konuştuğumuz kişilerin zihinsel ve duygusal kapılarını kapatır:
-
Dedikodu: Orada olmayanlar hakkında konuşmak güveni zedeler.
-
Yargılama: İnsanlar kendileri yargılanıyormuş gibi hissettiklerinde dinlemek istemezler.
-
Olumsuzluk: Sürekli negatif konuşmak psikolojik olarak dinleyiciyi uzaklaştırır.
-
Sürekli Şikâyet Etme: Başkalarının acısını çekiyormuş gibi konuşmak dikkat dağıtır.
-
Mazeretler: Sorumluluk almayan biriyle konuşmak güçsüzlük hissi verir.
-
Abartma / Yalan: Güvenilirlik kaybı en hızlı dinleyiciyi kaçırandır.
-
Dogmatik Tutum: Esneklik ve empati olmadan konuşmak dinlenilmeyi engeller.
Her bir alışkanlık, karşımızdaki kişinin iç dünyasında kapı kapatan bir faktördür. Etkili iletişim, bu engelleri kaldırmakla başlar.
3. “HAIL” Formülü: Konuşmanın Kalbi
Julian’ın konuşmasından koparabileceğimiz bir başka merkezî fikir de HAIL akronimidir:
H – Honesty (Dürüstlük)
A – Authenticity (Özgünlük)
I – Integrity (İlke ve tutarlılık)
L – Love (İyi niyet ve sevgi)
Bu dört temel unsur, konuşma ve insan ilişkilerinde rezonans yaratır. İnsanlar “gerçek olan”ı hissederler. Sadece sözler değil; sözün arkasındaki kişi de dinlenir.
4. Bilim Ne Diyor? Psikolojik Perspektiften Dinlenmek
Konuşma ve Dinleme – Julian’ın konuşması iletişimi pratik bir şekilde ele alırken psikolojik araştırmalar da bu yaklaşımları destekler:
-
Brevity (Kısa ve net olma): Uzun ve dağınık anlatım, dinleyicinin dikkatini düşürür. (Psychology Today)
-
Duraksama ve nefes: Sözler arasında nefes almak, dinleyiciye düşünme alanı verir ve bağ kurmayı güçlendirir. (Psychology Today)
-
Duygulara temas: İçerikle birlikte duygusal netlik, iletişimi kuvvetlendirir. (Psychology Today)
Psikoloji, konuşmanın sadece mantıksal değil aynı zamanda duygusal bir süreç olduğunu vurgular. Sözler, duyguyla beslendiğinde etkisi artar.
5. Dinleyiciyle Bağ Kurma: Empati ve Aktif Dinleme
Konuşmanın etkileyici olması sadece konuşana bağlı değil; dinleyiciyi anlamakla da ilişkilidir. İnsanlar kendi iç dünyalarının duyulduğunu hissettiklerinde karşı tarafı daha fazla dinlerler. Empati ve aktif dinleme, güveni ve iletişim bağını güçlendirir.
Bu bağlamda:
-
Göz teması kurmak
-
Karşının söylediklerini yansıtmak
-
Sözden önce ve sonra sessizlik bırakmak
-
Soru sormak
gibi basit ama derin teknikler, konuşmanın karşılıklı bir dansa dönüşmesini sağlar.
6. Sonuç: Etkili Konuşma Bir Sanattır
Sonuç olarak:
Konuşmak, düşüncelerimizi başkalarına iletmekten ziyade; onları anlaşılır, duyulur ve hissedilir kılma çabasıdır.
Julian Treasure’ın konuşması bize şunu hatırlatır:
İnsan sesi bir enstrümandır; onu doğru akort etmek, gerçekten dinlenilmek isteyen bir konuşmacının en büyük sorumluluğudur.
Konuşma ve Dinleme – Konuşma bir mesajlaşma değil; bir ilişki kurma, bir dünyayı paylaşma ve karşıdakini anlamaya davet etme sanatıdır. Bu sanat, alışkanlıklarımızı gözden geçirdiğimizde, sesimizi ve niyetimizi bilinçli olarak kullandığımızda ve karşımızdakini gerçekten dinleme kapasitemizi geliştirdiğimizde ortaya çıkar.
Birincil Kaynak
-
Treasure, J. (2014). How to Speak So That People Want to Listen. TED Talks.
https://www.ted.com/talks/julian_treasure_how_to_speak_so_that_people_want_to_listen
İkincil ve Destekleyici Kaynaklar
-
Treasure, J. Sound Business: How to Use Sound to Grow Profits and Brand Value.
(İnsan sesi, ses ortamı ve algı üzerine) -
Psychology Today – Communication & Listening
-
Konuşma–dinleme ilişkisi
-
Duygusal rezonans ve dikkat
https://www.psychologytoday.com
-
-
Forbes – Leadership & Communication
-
Güven temelli konuşma
-
Otantiklik ve ikna
https://www.forbes.com
-
-
Goleman, D. (1995). Emotional Intelligence.
(Duygusal farkındalık ve empatik iletişim bağlamı) -
Rosenberg, M. B. Nonviolent Communication.
(Yargısız, şefkat temelli konuşma modeli) -
Mehrabian, A. (1971). Silent Messages.
(Söz–ses–beden dili ilişkisi)
Eğitim ve Uygulama Odaklı Kaynaklar
-
Hattie, J. Visible Learning
(Öğretmen konuşmasının öğrenme üzerindeki etkisi) -
OECD – Social and Emotional Skills
(İletişim ve sosyal becerilerin eğitimde rolü)
Not…
Bu makale; Julian Treasure’ın TED konuşması temel alınarak, iletişim psikolojisi, duygusal zekâ ve eğitim bilimleri literatüründen yararlanılarak hazırlanmıştır. Amaç, konuşmayı teknik bir beceri olmanın ötesinde insanî ve anlam merkezli bir ilişki kurma eylemi olarak ele almaktır.












